| Ocak - 2026 | ÜFE (%) | TÜFE (%) |
| Bir Önceki Aya Göre | 2,67 | 4,84 |
| Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre | 2,67 | 4,84 |
| Bir Önceki Yıla Göre | 27,17 | 30,65 |
| Oniki Aylık Ortalamalara Göre | 25,39 | 33,98 |
Kaliteli, Sade, Açıklayıcı, Anlaşılabilir Ve Güncel Bilgiler
| Ocak - 2026 | ÜFE (%) | TÜFE (%) |
| Bir Önceki Aya Göre | 2,67 | 4,84 |
| Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre | 2,67 | 4,84 |
| Bir Önceki Yıla Göre | 27,17 | 30,65 |
| Oniki Aylık Ortalamalara Göre | 25,39 | 33,98 |
Ocak ayı enflasyonu açıklandı. Enflasyon Ocak ayında yüzde 4,84 oldu. Toplu sözleşme hükmüne göre memurlar, 2026'ün ilk yarısı için yüzde 11 zam aldılar. İlk ayda enflasyon yüzde 4,84 oldu. Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında çıkacak enflasyon rakamları memurların alacağı enflasyon farkını da netleştirecek.
Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %30,65 arttı, aylık %4,84 arttı
TÜFE'deki (2025=100) değişim 2026 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre %4,84 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %4,84 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %30,65 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %33,98 artış olarak gerçekleşti.
TÜFE yıllık değişim oranları (%), Ocak 2026
TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık %31,69 arttı
En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %31,69 artış, ulaştırmada %29,39 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %45,36 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 7,82, ulaştırmada 4,64 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 6,74 yüzde puan oldu.
TÜFE ana harcama gruplarının yıllık değişim oranları ve genel endeks değişimine katkıları, Ocak 2026
TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık %6,59 arttı
En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %6,59 artış, ulaştırmada %5,29 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %4,43 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 1,61, ulaştırmada 0,88 ve konutta 0,51 yüzde puan oldu. (Ana harcama gruplarına göre endeksler, ağırlıklar ve değişim oranları Ek Tablo-1'de, ana harcama gruplarının genel endeksteki aylık ve yıllık değişime olan katkıları Ek Tablo-3'tedir).
TÜFE ana harcama gruplarının aylık değişim oranları ve genel endeks değişimine katkıları (%), Ocak 2026
Endekste kapsanan 174 alt sınıftan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 2018 5'li Düzey) 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla, 14 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 3 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 157 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti.
Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) yıllık %30,11 arttı, aylık %4,22 arttı
İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki değişim, 2026 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre %4,22 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %4,22 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %30,11 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %33,82 artış olarak gerçekleşti.
TÜFE'deki (2025=100) değişim 2026 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre %4,84 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %4,84 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %30,65 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %33,98 artış olarak gerçekleşti.
Yİ-ÜFE (2003=100) 2026 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre %2,67 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %2,67 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %27,17 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %25,39 artış gösterdi.
01.02.2026 tarihi itibariyle; Kurulu güç 123.064 MW oldu. Santral Sayısı: 40.930 adet oldu. 31 Temmuz 2024 ile 01 Şubat 2026 tarihleri arasında toplam 12.884 adet santral devreye girmiştir. Yine aynı tarihler arasında kurulu güçte 11.514 MW artış kaydedildi. 01.01.2025 tarihinden bu yana kurulu güç değerinde 7.404 MW artış kaydedildi. Yine aynı ay içinde 01.02.2026 tarihi itibariyle, üretilen elektrik enerjisinin kaynaklara göre dağılımı ise şöyle oluşmuştur.
1- Hidrolik kaynaklı elektrik enerjisi üretim (Akarsu ve Baraj Tipi Santrallerde) %21,29
2- Kömür kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Linyit, İthal Kömür, Asfaltit ve Taşkömürü Santrallerde) %35,43
3- Yenilenebilir kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Güneş, Rüzgar, Jeotermal, Biyokütle ve Atık Isı Santrallerde) %33,27,
4- Doğalgaz ve fuel-oil kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Doğalgaz ve fuel-oil (İthal kaynaklı) %10,01
Özetle; Yenilenebilir kaynaklı elektrik enerjisi üretimi %54 56, fosil yakıtlı kaynaklı elektrik enerjisi üretimi ise %45,44 oldu.
Kaynak: TEİAŞ
Türkiye’nin elektrik üretim kapasitesi geçtiğimiz ay 618 MW’lık net artış ile 123.064 MW’a yükseldi.
Türkiye Elektrik İletim A.Ş. tarafından Yük Tevzi Bilgi Sistemi üzerinden açıklanan verilere göre geçtiğimiz ayki artışta açık ara en büyük pay lisanssız güneş enerjisi projelerinin oldu.
Verilere göre geçtiğimiz ay Türkiye’nin güneş enerjisi gücü, 610 MW artış gösterirken, bu artışın tamamını lisanssız güneş enerjisi projeleri sağladı.
Bu artış ile birlikte Ocak ayı sonu itibariyle Türkiye’nin güneş enerjisi gücü 23.188 MW’lık bölümü lisanssız, 2.540 MW’lık bölümü ise lisanslı alanda olmak üzere toplamda 25.728 MW’a yükseldi.
Ocak ayında rüzgâr enerjisi gücü 4 MW’lık bir lisanssız projenin devreye girmesi ile 14.778 MW’a, jeotermal enerji gücü de 2 MW’lık artış ile 1.759 MW’a yükseldi.
Fosil yakıtlar alanında ise doğal gaz üretim kapasitesinde 15 MW, lisanssız kömürlü termik santral alanında ise 4 MW’lık artış gerçekleşti.
Bununla birlikte geçtiğimiz ay linyit kullanan kömürlü termik santral gücü 10 MW’lık, biyokütle santral gücü de 7 MW’lık azalış gösterdi.
Türkiye’nin ocak ayı elektrik üretimi, 2025 yılının ocak ayına göre %5,9 oranında artış ile 32.065,92 Gigavat-saat (GWh) olarak gerçekleşti.
Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) tarafından Yük Tevzi Bilgi Sistemi üzerinden açıklanan henüz kesinleşmemiş verilere göre Ocak ayı üretimindeki yenilenebilir enerji payı bir yıl önceye göre 3,74 puan artış ile 40,51 olarak gerçekleşti.
Barajlı hidroelektrik santrallerinin elektrik üretiminin bir yıl önceye göre 715,69 GWh azalış gösterdiği bu dönemde, yenilenebilir enerji payının artmasında en büyük katkıyı rüzgâr enerjisi santralleri verdi.
Rüzgâr enerjisinden üretilen elektrik miktarı 2.373,45 GWh artış gösterirken, rüzgâr enerjisinin toplam elektrik üretimindeki payı da bir yıl önceye göre 6,88 puan artış ile %16,22 olarak gerçekleşti.
Bu üretim seviyesi geçtiğimiz ay rüzgâr enerjisini, doğal gaz ve ithal kömürden sonra en fazla elektrik üretimi sağlayan kaynak haline getirdi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, Türkiye enerji üretim ve tüketiminde büyümesini sürdürürken, yenilenebilir kaynakların payını artırmaya devam ediyor.
Türkiye Elektrik İletim A.Ş. 31.01.2026 tarihine ait son kurulu güç raporunu yayınladı. 31.01.2026 tarihli kurulu güç raporuna göre Türkiye 31.01.2026 tarihini 123.064 MW kurulu güç ve 40.930 santral ile tamamladı.
31.01.2026 tarihli Kurulu Güç Raporunda Öne Çıkan Bazı Bilgiler aşağıdaki gibidir.
Toplam elektrik kurulu gücü, 123.064 seviyesine ulaşmıştır. Toplam santral sayısı da 40.930 olmuştur.
Yenilenebilir enerji kurulu gücü de bir önceki aya göre 608 MW artarak 76.895 MW‘a yükselirken yenilenebilir santraller toplam kurulu gücün yaklaşık % 62,48'ini oluşturdu.
Güneş enerji santrallerinin kurulu gücü de 25.728 MW'ye, toplam güneş enerji santral sayısı da 38.867'ye yükseldi.
Rüzgar enerji santrallerinin de kurulu gücü 5 MW artışla 14.778 MW oldu.
Güneş enerji kurulu gücü toplam kurulu gücün % 20,91'ini oluştururken, rüzgar enerji kurulu gücünün toplam kurulu güçteki oranı ise % 12,00 oldu.
Rüzgar ve güneşin yanında önemli bir yenilenebilir enerji santrali olan biyokütle santral kurulu gücü 2.114 MW seviyesine geriledi.
Toplam kurulu güçte ilk sırayı güneş aldı ve 25.728 MW seviyesine yükseldi. Toplam kurulu güçte ikinci sırayı yine doğalgaz aldı ve 23.908 MW seviyesine yükselirken, onu 23.868 MW ile barajlı hidroelektrik santralleri takip etti.
Fosil yakıtlı santrallerin kurulu gücü de 31.01.2026 tarihi itibariyle 46.169 MW seviyesine biraz yükselmekte olup, toplam kurulu güçteki oranı ise % 37.52'dir.
Ayrıca lisanssız güneş enerji santral kurulu gücü 23.188 MW seviyesine ulaşırken, lisanslı GES kurulu gücü ise 2.540 MW seviyesine yükseldi.
31.01.2026 tarihi itibarıyla ülkemiz kurulu gücü 123.064 MW’a ulaşmıştır. 31.01.2026 tarihi itibarıyla kurulu gücümüzün kaynaklara göre dağılımı; % 26,24'ü hidrolik enerji, % 19.43'ü doğal gaz, % 17,88'i kömür, % 12,00'ı rüzgâr, % 20,91'i güneş, % 1,43'ü jeotermal ve %2,11'i ise diğer kaynaklar şeklindedir. Toplam kurulu güçte ilk sırayı güneş aldı ve 25.728 MW seviyesine yükseldi. Toplam kurulu güçte ikinci sırayı yine doğalgaz aldı ve 23.908 MW seviyesine geriledi. Toplam yenilenebilir kurulu gücü de 76.895 MW’a yükseldi. Lisanssız güneş kurulu gücü 31.01.2026 tarihi itibariyle 23.188 MW’a ulaşırken, lisanslı güneş kurulu gücü 2.540 MW seviyesine yükseldi.
Ayrıca Ülkemizde elektrik enerjisi üretim santrali sayısı, 31.01.2026 tarihi itibarıyla 40.930'a (Lisanssız santraller dâhil) yükselmiştir. Mevcut santrallerin 773 adedi hidroelektrik, 68 adedi kömür, 396 adedi rüzgâr, 68 adedi jeotermal, 349 adedi doğal gaz, 38.867 adedi güneş, 410 adedi ise diğer kaynaklı santrallerdir.
31.01.2026 tarihi itibariyle (Aralık ayı içinde) elektrik üretimimizin, % 34,16'sı kömürden, % 25,14'ü doğal gazdan, % 13,16'sı hidrolik enerjiden, % 16,21'i rüzgardan, % 5,73'ü güneşten, % 3,05'i jeotermal enerjiden ve % 2,55'i diğer kaynaklardan elde edilmiştir.
31.01.2026 tarihi itibariyle;
2023 yılı Aralık ayı sonunda 106.556 MW olan toplam kurulu güç değeri 1.260 MW’lık artışla 2024 yılı Mart ayı sonunda 107.816 MW olarak kaydedilmiştir. 31 Mayıs 2024 tarihi itibariyle; Santral Sayısı: 25.548 adet oldu. 31 Mayıs 2024 tarihi itibariyle kurulu güç 110.056 MW olmuştur. Toplam yılbaşından bu yana 3.500 MW'lık artış kaydedilmişti. 30 Haziran 2024 tarihi itibariyle; Santral Sayısı: 25.871 adet oldu. 30 Haziran 2024 tarihi itibariyle kurulu güç 110.355 MW olmuştur. Mayıs ayı sonundan 30 Haziran 2024 tarihine kadar toplam 323 adet santral devreye girdi. Yine aynı tarihler arasında kurulu güç 299 MW artış kaydedildi.
Yılbaşından bu yana kurulu güç artışı 4.637 MW oldu. 31.07.2024 tarihi itibariyle kurulu güç 111.193 MW oldu. Santral Sayısı: 27.038 adet oldu. 30 Haziran ile 31 Temmuz 2024 tarihleri arasında toplam 1.167 adet santral devreye girmiştir. 11.08.2024 tarihi itibariyle kurulu güç 112.111 MW oldu. Santral Sayısı: 28.714 adet oldu. 31 Temmuz ile 11 Ağustos 2024 tarihleri arasında toplam 1.676 adet santral devreye girmiştir. Yine aynı tarihler arasında kurulu güç 918 MW artış kaydedildi.
31.01.2026 tarihi itibariyle; Kurulu güç 123.064 MW oldu. Santral Sayısı: 40.930 adet oldu. 31 Temmuz 2024 ile 31 Ocak 2026 tarihleri arasında toplam 12.884 adet santral devreye girmiştir. Yine aynı tarihler arasında kurulu güçte 11.514 MW artış kaydedildi. Yılbaşından (01.01.2025) bu yana kurulu güç değerinde 7.404 MW artış kaydedildi.
Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) tarafından 31 Ocak 2026 tarihinde açıklanan verilere göre, Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü 123 bin 064 MW’a ulaştı. Bu kapasite içinde yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi giderek artarken, güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 728 MW’a yükselerek dikkat çekti.
BİRİNCİL KAYNAKLARA GÖRE SANTRAL ADETLERİ VE KURULU GÜÇ VERİLERİ | |||
BİRİNCİL KAYNAK | SANTRAL ADEDİ | KURULU GÜÇ (MW) | |
AKARSU | 625 | 8.426 | |
ASFALTİT KÖMÜR | 1 | 405 | |
ATIK ISI | 32 | 222 | |
BARAJLI | 148 | 23.868 | |
BİYOKÜTLE | 367 | 2,114 | |
DOĞALGAZ | 348 | 23.906 | |
FUEL OİL | 8 | 254 | |
GÜNEŞ | 38.867 | 25.728 | |
İTHAL KÖMÜR | 16 | 10,462 | |
JEOTERMAL | 68 | 1.759 | |
LİNYİT | 47 | 10,233 | |
LNG | 1 | 2 | |
MOTORİN | 1 | 1 | |
NAFTA | 1 | 5 | |
RÜZGAR | 396 | 14.778 | |
TAŞKÖMÜR | 4 | 901 | |
TOPLAM | 40.930 | 123.064 | |
* TEİAŞ KURULU GÜÇ RAPORU - 31.01.2026 | |||
Davos’un karlı tepeleri bu yıl sadece coğrafi bir soğukluğa değil, otuz yıldır dünyayı yöneten zihniyetin buz kesen itiraflarına sahne oldu. 2026 yılının bu ilk büyük buluşması, tarihe “pembe yalanların sonu” olarak geçecek. Zirvenin en sarsıcı anı, kuşkusuz Kanada Başbakanı Mark Carney’in kürsüye çıkıp, o güne kadar “kutsal bir metin” gibi savunulan uluslararası düzenin aslında ne kadar kurgusal olduğunu dile getirmesiydi. Carney’in sözleri, bir siyasetçinin ağzından dökülen alelade cümleler değil, bizzat sistemin mimarlarından birinin “Maske düştü, oyun bitti” demesiydi.
“Hoş Bir Kurgu”nun Sonu
Mark Carney, Davos’ta yaptığı o tarihi konuşmada, yıllardır dilimizden düşürmediğimiz “kurallara dayalı uluslararası düzen” (rules-based order) kavramını “hoş bir kurgu” olarak nitelendirdi. Carney’e göre Batı dünyası, bu düzeni gerçekten inandığı için değil, sadece kendi çıkarlarını koruduğu ve rakiplerini dizginlediği sürece bir “performans” olarak sergiledi. Bu itiraf, aslında devasa bir ikiyüzlülüğün tesciliydi. Liberalizm ve demokrasi, evrensel değerler olmaktan çıkarılıp, sadece güçlülerin elindeki birer kullanışlı araca dönüştürülmüştü.
Carney bu durumu açıklarken Vaclav Havel’in meşhur “manav” örneğine atıfta bulundu. Hatırlarsınız; o manav, dükkanının camına rejime inandığı için değil, sadece başı ağrımasın ve sistemin bir parçası görünsün diye afiş asardı. Carney’e göre dünya liderleri de yıllardır “serbest ticaret” ve “demokrasi” afişlerini dükkanlarına asıp durdular. Ancak dükkanın arkasında herkes kendi korumacı duvarlarını örüyor, kendi ulusal devlerini kayırıyor ve rakiplerine karşı ekonomik pusular kuruyordu. Bugün bu tiyatronun perdesi kapandı; çünkü artık afiş asmak bile kimseyi kurtarmıyor.
Güç Oyununda “Efendisiz Ev” Tuzağı
Peki, neden şimdi? Neden bu itiraflar 2026 yılında, Davos’un orta yerinde yapılıyor? Cevap, güç dengelerindeki o devasa kaymada gizli. Dünyayı çekip çeviren, kuralları koyan ve gerektiğinde sopayı gösteren bir “ev sahibi” (yani mutlak bir hegemon) kalmadığında, evin içindeki herkes birbirine şüpheyle bakmaya başlar. Siyaset biliminde buna “Kindleberger Tuzağı” denir: Eski gücün artık liderlik edemediği, yeni güçlerin ise henüz bu sorumluluğu (ve maliyeti) üstlenmek istemediği o tehlikeli boşluk.
Donald Trump’ın Davos 2026’daki o meşhur transaksiyonel (al-verci) yaklaşımı, Carney’in itiraflarının diğer yüzüdür. Trump, “Biz artık kimsenin polisliğini yapmayacağız, kimsenin bedava korumalığını üstlenmeyeceğiz” derken aslında Carney ile aynı şeyi söylüyor: “Artık maske takmaya gerek yok, sadece çıkar konuşur.” Bu yeni dünyada müttefiklik bir “değer ortaklığı” değil, bir “iş ortaklığı”dır. Eğer ortağınız size artık kar getirmiyorsa, onu bir gecede terk edebilirsiniz.
“Benim Pastam Seninkinden Büyük Olacak”
Liberalizm bize yıllarca “pastayı beraber büyütelim, herkesin dilimi artsın” masalını anlattı. Buna “mutlak kazanç” deniyordu. Ancak bugünkü küresel tablo, bu masalın yerine çok daha sert bir kuralı getirdi: Nisbi Kazanç. Artık mesele pastanın büyümesi değil, “Benim dilimim seninkinden daha mı büyük?” sorusudur.
Eskiden “nerede ucuzsa orada üretelim” diyen dev şirketler ve devletler, şimdi “kim daha güvenliyse ve kim bize daha çok itaat ediyorsa oraya gidelim” (friend-shoring) diyorlar. Avrupa Birliği’nin “stratejik özerklik” adı altında kendi içine kapanması, Çin’in kendi teknolojik eko-sistemini kurması ve ABD’nin gümrük duvarlarını birer kalkan gibi kullanması, serbest piyasanın tabutuna çakılan son çivilerdir. Ekonomi artık sadece para kazanma sanatı değil, jeopolitik bir cephaneliktir. Mikroçipler, nadir toprak elementleri ve enerji hatları artık birer refah aracı değil, birer füze kadar etkili silahlar haline gelmiştir.
Toplumsal İsyan ve “Demir Yumruk”un Dönüşü
Zirvede yapay zeka ve derinleşen eşitsizlik üzerine yapılan tartışmalar, aslında derinlerde kaynayan toplumsal bir öfkenin itirafıydı. Kontrolsüz küreselleşme, orta sınıfları eritirken bir avuç azınlığı devasa zenginliklere boğdu. Şimdi ise toplumlar, bu “vahşi piyasaya” karşı devleti ve onun korumacı gücünü geri çağırıyor. İnsanlar artık daha fazla “verimlilik” değil, daha fazla “güvenlik” istiyor.
Bu durum, liberalizmin o “görünmez el”inin yerini devletin “demir yumruğuna” bırakmasıyla sonuçlanıyor. Davos 2026’da konuşulan “sosyal sözleşmenin yenilenmesi” vaatleri, aslında halkın bu yükselen öfkesini yatıştırma ve sistemi ayakta tutma çabasıdır. Ancak Carney’in itiraf ettiği gibi, sistemin temelleri bir kez sarsıldığında, sadece söylemlerle o yapıyı ayakta tutmak imkansızdır.
Sonuç: Gerçekçiliğin Soğuk Duşu
Davos 2026, tarihin “sonuna” değil, tam aksine tarihin en çıplak ve en sert haline geri döndüğümüzün tescilidir. Artık “demokrasi” veya “insan hakları” gibi kavramlar, uluslararası müzakere masalarında sadece birer fiyat etiketi veya pazarlık kozu olarak kullanılıyor. Carney ve benzerlerinin itirafları, bize bir dönemin kapandığını ve “Çok Kutuplu İşlemcilik” (Multipolar Transactionalism) döneminin başladığını fısıldıyor.
Bu yeni düzende ayakta kalmak için romantik hayallerden arınmak ve jeopolitik gerçekliğin o sert zeminine ayak basmak şart. 2026, dünyanın artık sadece “güç” diliyle konuştuğu bir yıl olacak. Ve bu dilde, sadece kendi kalesini kurabilenler ve çıkarını en sert şekilde savunanlar hayatta kalacak.
23.01.2026 tarihli, 33146 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Maden Sahalarında Rehabilitasyon Yönetmeliği'nin Özetini aşağıda bulabilirsiniz.