11 Haziran 2026 Perşembe

15.06.2026 tarihi itibariyle; Kurulu güç 125.757 MW oldu. Santral Sayısı: 42.870 adet oldu. 

31 Temmuz 2024 ile 15 Haziran 2026 tarihleri arasında toplam 14.961 adet santral devreye girmiştir. Yine aynı tarihler arasında kurulu güçte 14.180 MW artış kaydedildi. 01.01.2025 tarihinden bu yana kurulu güç değerinde 10.070 MW artış kaydedildi. Yine aynı ay içinde 15.06.2026 tarihi itibariyle, üretilen elektrik enerjisinin kaynaklara göre dağılımı ise şöyle oluşmuştur.

      1- Hidrolik kaynaklı elektrik enerjisi üretim (Akarsu ve Baraj Tipi Santrallerde) %38,01,

    2- Kömür kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Linyit, İthal Kömür, Asfaltit ve Taşkömürü Santrallerde) %20,51

     3- Yenilenebilir kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Güneş, Rüzgar, Jeotermal, Biyokütle ve Atık Isı Santrallerde) %30,47,

   4- Doğalgaz ve fuel-oil kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Doğalgaz ve fuel-oil (İthal kaynaklı) %11,01,

    Özetle; Yenilenebilir kaynaklı elektrik enerjisi üretimi %68,48, fosil yakıtlı kaynaklı elektrik enerjisi üretimi ise %31,52 oldu.

Kaynak: TEİAŞ

10 Haziran 2026 Çarşamba

Sosyal medya ve yapay zeka haberciliği bitirecek mi?


Haber artık gazeteden değil telefonlardan takip ediliyor, kamuoyu ise sosyal medyada şekilleniyor. Sosyal medya ve yapay zekanın geleneksel gazeteciliği derinden sarstığını ancak yıkmaya yetmeyeceğini düşünüyorum. 

“Mesleğin temelleri hala gelenekselde atıyor” 

Teknolojik gelişmelerle birlikte sosyal medyanın yeni haber kaynağı olarak kullanılması, yapay zekanın ise haber yazabiliyor olması hem okurlar hem de gazeteciler için ne söylüyor? Sosyal medya ve yapay zeka gazeteciliğin geleceğini nasıl şekillendiriyor? 

İnternet haberciliğinin sunduğu hız ve erişim kolaylığı kullanıcıları geleneksel medyadan uzaklaştırdı. “İnsanlar gazeteyi ertesi gün beklemek ya da televizyonların ana haber bültenlerini takip etmek zorunda kalmadan gelişmelere anında ulaşmaya başladı. Üstelik haberler video, fotoğraf ve diğer multimedya unsurlarıyla destekleniyordu. Bu durum internet haberciliğini ön plana çıkardı. Ancak haber siteleri clickbait; yani tık tuzağı dediğimiz olayı çok fazla yapınca sosyal medya bir adım daha öne geçti”. Kullanıcıların artık uzun içerikler yerine kısa, hızlı tüketilebilen bilgilere yöneliyor. 

“Sosyal medya insanları çok hızlı tüketen kullanıcılar haline getirdi. Haber siteleri detay sunarken insanlar artık hap bilgi istiyor”.

Sosyal medyada yalan haberin çok daha hızlı yayıldığını, “Yapay zeka ya da sosyal medya her ne kadar daha fazla kullanılıyor olsa da dezavantajlara sahip. Kurumsal bir haber kuruluşunda geçmesi zor olan birçok içerik sosyal medyada hiçbir denetim olmadan paylaşılabiliyor. Dolayısıyla sosyal medyada haber tüketimi çok hızlı olsa da, çok kısa bilgiler veriliyor olsa da kurumsal bir haber sitesi, televizyon kanalı ya da bir gazete kadar güvenilir değil. Bu yüzden ne geleneksel medyayı ne de internet medyasını tamamen bitiremeyecek.”

'Dünyada elektriğin fişini çektiğiniz anda bütün sosyal medya ve internet haberciliğinin sonunu getirebilirsiniz ama basılı gazete öyle değil' diyerek gazetenin önemine dikkat çekiyorum, "Basılı gazeteler bir arşiv niteliği taşıdığı için varlığını sürdürmek zorundadır. Hatta ben bundan birkaç yıl önce teknoloji geleneksel medyayı değil dijital medyayı yiyecek dediğimiz zaman tuhaf karşılanıyordu, ama bugün bunu gördük. Gazetelerin sınırlı alanı dezavantaj olarak görülüyordu. Bugün ise tam tersine, sınırlı alana girebilmek daha prestijli kabul ediliyor. Dijital gelişim gazeteleri değil internet sitelerini gözden düşürdü" şeklinde konuştu.

"Habercilikteki teknolojik gelişmelerin geleneksel gazeteciliği yıkması zor dedik ama ciddi derecede sarsmış durumda. Örneğin en son Ferrari, Luce diye bir model çıkarttı. Bu otomobilin lansmanında şöyle bir iddia gündeme geldi: Marka gazetecilerden daha çok influencerları çağırmış ve gazetecilere arabayı kullanmaları için sadece yarım saat süre verirken influencerlara daha geniş zamanlar tanımış. Bu durum şunu gösteriyor: Basının en önemli işlevlerinden biri olan etkileme görevini artık sosyal medya aldı".

Yapay zekanın sektörde işsizlik korkularını değerlendirerek, işini iyi yapan insanların korkması gereken bir şey olmadığını, aksine yapay zeka ile dost olabileceklerini savunuyorum. “Yapay zeka gazetecilerin elinden angarya işleri alıyor. Bir gazeteci 2015'te 2025 arasında evlilik oranlarını karşılaştırmak istese, internet sitesini saatlerce taramak zorunda. Yapay zeka bu işi 10 saniyede bitiriyor. Gazeteciye işini güzelleştirmek için daha fazla vakit kalıyor. Gazeteci yapay zekaya telifsiz resim de çizdirebiliyor. Dolayısıyla yapay zeka doğru kullanıldığında gazeteciler için müthiş bir yardımcı” yorumunu yaptı. Ancak yapay zekanın ürettiği bilgilerin çok büyük bir teyit açığı barındırdığını vurgulayarak, “Yapay zeka internetteki verilerle çalışır. Eğer yanlış bilgi sisteme girdiyse yanlış sonuç üretebilir. Bu nedenle teyit mekanizması her zamankinden daha önemlidir”.

Gazetecilik eğitiminin ve mesleki tecrübenin önemini de hatırlatarak, "Serbest gazeteci olarak kurumlara bağlı kalmadan bu mesleği yapıp para kazanabilirsiniz ama bu mesleğin temellerini öğrenmeden çok ileri gidemeyebilirsiniz. Bu yüzden sadece mesleğinin öğretilmesi için bile geleneksel medya sürdürülmek zorundadır".

"Sosyal medya ve yapay zeka geleneksel medyayı ciddi şekilde sarsabilir ama yıkacak güce sahip değildir".


Türkiye, Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre Avrupa’nın enerji güvenliğini şekillendiren “dördüncü ana arter” konumuna yerleşmiştir. AB’ye giren toplam doğal gaz ithalatının yaklaşık yüzde 10’luk bölümü Türkiye üzerinden kıtaya ulaşmaktadır. Güney Gaz Koridoru’nun sağladığı akışa ek olarak TürkAkım hattının rolü giderek büyümektedir. Ukrayna transit sözleşmesinin sona ermesiyle Doğu Avrupa ülkeleri bu hatta daha fazla yönelmiş, 2025 yılında Macaristan, Slovakya ve Sırbistan’a 18,06 milyar metreküp gaz tedarik edilmiştir.

Türkiye’nin gelişmiş LNG altyapısı Avrupa açısından ayrıca önemlidir. Farklı coğrafyalardan gelen gazın Türkiye sisteminde harmanlanabilmesi, Ankara’ya enerji arbitrajı ve esneklik kapasitesi kazandırmaktadır. Bu durum, özellikle Doğu Avrupa için kesintisiz arz güvenliği anlamına gelir. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı üzerinden 2025 yılında taşınan 206,4 milyon varil ham petrol de Avrupa rafinerilerinin Rus enerji tekeline mahkûm kalmaması açısından kilit önemdedir.

9 Haziran 2026 Salı

05.06.2026 tarihi itibariyle; Kurulu güç 125.641 MW oldu. Santral Sayısı: 42.625 adet oldu. 

31 Temmuz 2024 ile 05 Haziran 2026 tarihleri arasında toplam 14.716 adet santral devreye girmiştir. Yine aynı tarihler arasında kurulu güçte 14.064 MW artış kaydedildi. 01.01.2025 tarihinden bu yana kurulu güç değerinde 9.954 MW artış kaydedildi. Yine aynı ay içinde 05.06.2026 tarihi itibariyle, üretilen elektrik enerjisinin kaynaklara göre dağılımı ise şöyle oluşmuştur.

      1- Hidrolik kaynaklı elektrik enerjisi üretim (Akarsu ve Baraj Tipi Santrallerde) %40,91,

    2- Kömür kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Linyit, İthal Kömür, Asfaltit ve Taşkömürü Santrallerde) %18,25,

     3- Yenilenebilir kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Güneş, Rüzgar, Jeotermal, Biyokütle ve Atık Isı Santrallerde) %27,74,

   4- Doğalgaz ve fuel-oil kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Doğalgaz ve fuel-oil (İthal kaynaklı) %13,10,

    Özetle; Yenilenebilir kaynaklı elektrik enerjisi üretimi %68,65, fosil yakıtlı kaynaklı elektrik enerjisi üretimi ise %31,35 oldu.

Kaynak: TEİAŞ

5 Haziran 2026 Cuma

Mayıs ayı enflasyon rakamları açıklandı


Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %32,61 arttı, aylık %1,71 arttı.

TÜFE'deki (2025=100) değişim 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre %1,71 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %16,61 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %32,61 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %32,24 artış olarak gerçekleşti.

TÜFE yıllık değişim oranları (%), Mayıs 2026

TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık %34,86 arttı

En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %34,86 artış, ulaştırmada %34,29 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %45,59 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8,60, ulaştırmada 5,63 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 6,07 yüzde puan oldu.

TÜFE ana harcama gruplarının yıllık değişim oranları ve genel endeks değişimine katkıları, Mayıs 2026

TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık %34,86 arttı

En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %34,86 artış, ulaştırmada %34,29 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %45,59 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8,60, ulaştırmada 5,63 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 6,07 yüzde puan oldu.

TÜFE ana harcama gruplarının yıllık değişim oranları ve genel endeks değişimine katkıları, Mayıs 2026

TÜFE ana harcama gruplarının aylık değişim oranları ve genel endeks değişimine katkıları (%), Mayıs 2026

Endekste kapsanan 174 alt sınıftan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 2018 5'li Düzey) 2026 yılı Mayıs ayı itibarıyla, 28 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 9 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 137 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti.

Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) yıllık %31,30 arttı, aylık %2,87 arttı

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki değişim, 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre %2,87 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %14,93 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %31,30 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %31,74 artış olarak gerçekleşti.


Memur ve memur emeklileri 2026'nın ilk yarısı için yüzde 6,85 enflasyon farkı ve yüzde 11 de toplu sözleşme zammı almıştı. 2026 ayının ilk beş ayının enflasyon rakamları açıklandı. Ocak ayında enflasyon yüzde 4,84 çıktı. Şubat ayında yüzde 2,96 çıktı. Mart ayında yüzde 1.94 çıktı. Nisan ayında yüzde 4,18 çıktı. Mayıs ayında da yüzde 1,71 çıktı. 5 aylık kümülatif enflasyon oranı yüzde 16,61 oldu. 

Açıklanan enflasyon rakamlarına bakıldığında memur ve memur emeklilerinin aldığı yüzde 11 toplu sözleşme zammının tamamı ile birlikte yaklaşık yarısı ilk 5 ayda erimiş oldu. Haziran ayında çıkacak enflasyon rakamı memur ve memur emeklilerinin alacağı enflasyon farkını de netleştirecek.

5 aylık kümülatif enflasyon çıktığı için memur ve memur emeklileri bugünden yüzde 5,41 oranında enflasyon farkı oranında alacaklı hale geldi.

Temmuz ayında tüm kamu personelinin maaşlarına ayrıca Haziran ayında çıkan enflasyona göre enflasyon farkı ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararıyla belirlenen yüzde 7'lik zam eklenecek.

2026 Yılı ÜFE-TÜFE Oranları


Ocak - 2026ÜFE (%)TÜFE (%)
Bir Önceki Aya Göre2,674,84
Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre2,674,84
Bir Önceki Yıla Göre27,1730,65
Oniki Aylık Ortalamalara Göre25,3933,98

Şubat - 2026ÜFE (%)TÜFE (%)
Bir Önceki Aya Göre2,432,96
Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre5,167,95
Bir Önceki Yıla Göre27,5631,53
Oniki Aylık Ortalamalara Göre25,6033,39

Mart - 2026ÜFE (%)TÜFE (%)
Bir Önceki Aya Göre2,301,94
Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre7,5810,04
Bir Önceki Yıla Göre28,0830,87
Oniki Aylık Ortalamalara Göre25,9832,82

Nisan - 2026ÜFE (%)TÜFE (%)
Bir Önceki Aya Göre3,174,18
Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre10,9914,64
Bir Önceki Yıla Göre28,5932,37
Oniki Aylık Ortalamalara Göre26,4832,43

Mayıs - 2026ÜFE (%)TÜFE (%)
Bir Önceki Aya Göre2,751,71
Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre14,0416,61
Bir Önceki Yıla Göre28,9332,61
Oniki Aylık Ortalamalara Göre26,9632,24

2026 Mayıs ayı enflasyon rakamları açıklandı


TÜFE'deki (2025=100) değişim 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre %1,71 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %16,61 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %32,61 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %32,24 artış olarak gerçekleşti.

Yİ-ÜFE (2003=100) 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre %2,75 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %14,04 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %28,93 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %26,96 artış gösterdi.

4 Haziran 2026 Perşembe

Türkiye’de enflasyonun derinleşen krizi

 

Türkiye’de enflasyon artık günlük hayatın merkezine yerleşmiş durumda. Market fiyatları sürekli değişiyor. Kiralar yükseliyor. Ulaşım, enerji ve temel ihtiyaç giderleri her geçen ay daha ağır hale geliyor. Vatandaşın alım gücü zayıflarken ekonomik belirsizlik toplumun her kesiminde hissediliyor. Bu tabloyu tek bir nedene bağlamak mümkün değil. Çünkü Türkiye’deki enflasyon birçok iç ve dış faktörün aynı anda etkili olduğu karmaşık bir yapıya dönüştü.

Dünyadaki ekonomik düzen son yıllarda büyük bir değişim geçiriyor. Uzun süre boyunca küreselleşme sayesinde düşük maliyetli üretim ve ucuz taşımacılık sistemi vardı. Şimdi ise korumacılık yükseliyor. Büyük devletler arasındaki siyasi rekabet tedarik zincirlerini parçalayarak maliyetleri artırıyor. Ticaret yollarındaki güvenlik sorunları da bu süreci daha ağır hale getiriyor.

Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmalar enerji fiyatlarını uzun süre yüksek seviyelerde tuttu. Türkiye’nin enerji alanında dışa bağımlı olması bu maliyet artışını doğrudan ekonomiye taşıdı. Sanayi üretiminde kullanılan enerji pahalandıkça fabrikaların üretim giderleri yükseldi. Çimento, demir-çelik, lojistik ve tarım gibi alanlarda maliyet baskısı daha belirgin hale geldi. Bu artışlar zamanla market raflarına kadar ulaştı.

Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı çevresindeki krizler de küresel ticaret üzerinde ciddi baskı oluşturdu. Deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar navlun fiyatlarını yükseltti. Teslimat süreleri uzadı. Türkiye’de üretim yapan birçok firma ithal ara malına bağımlı olduğu için bu gelişmeler doğrudan üretim maliyetlerine yansıdı. Küresel düzeyde yaşanan her lojistik problem içeride yeni zam dalgalarını hızlandırdı.

Tarım sektöründe de benzer bir sorun var. Türkiye son yıllarda tohum üretiminde önemli ilerleme kaydetmiş olsa da gübre, mazot ve zirai ilaç gibi temel girdilerde dışa bağımlılık devam ediyor. Çiftçi üretim yaparken yüksek maliyetlerle karşılaşıyor. Kur artışı yaşandığında tarımsal üretim giderleri de hızla yükseliyor. İklim değişikliği ve kuraklık riski eklenince gıda fiyatları üzerindeki baskı daha da artıyor.

Enflasyonu hızlandıran bir başka unsur ise şirketlerin fiyatlama davranışları oldu. Küresel kriz ortamı birçok firma için güçlü bir gerekçeye dönüştü. Bazı şirketler maliyet artışının çok üzerinde fiyat yükseltti. Tüketici tarafında oluşan “yarın daha pahalı olacak” düşüncesi bu süreci hızlandırdı. İnsanlar fiyatların sürekli yükseleceğine inandıkça harcamalarını öne çekmeye başladı. Böylece piyasadaki fiyat artışları kendi kendini besleyen bir döngüye dönüştü.

Toplumdaki beklenti bozulması ekonomik sorunları daha ağır hale getiriyor. Vatandaş geleceğe güven duymadığında tasarruf yapmak yerine hızlı tüketime yöneliyor. Özellikle kira piyasasında bu durum çok net görülüyor. Ev sahipleri gelecekte maliyetlerin daha da artacağını düşündüğü için fiyatları sürekli yukarı çekiyor. Aynı davranış birçok hizmet sektöründe de ortaya çıkıyor.

6 Şubat depremlerinin ekonomiye yüklediği maliyet de enflasyon üzerinde önemli etki bıraktı. Yeniden inşa süreci büyük kamu harcamalarını beraberinde getirdi. İnşaat sektöründeki yoğun talep çimento, demir ve enerji maliyetlerini artırdı. EYT düzenlemesinin bütçe üzerindeki yükü ve kıdem tazminatı ödemeleri de piyasadaki talep baskısını güçlendirdi.

Türkiye’nin önündeki en önemli mesele üretim yapısını güçlendirmek ve dışa bağımlılığı azaltmaktır. Enerji alanında yenilenebilir kaynaklara yönelmek büyük önem taşıyor. Tarımda verimlilik artırılmadan gıda fiyatlarını kalıcı şekilde düşürmek zor görünüyor. Lojistik altyapının güçlendirilmesi ve sanayide yüksek katma değerli üretime geçilmesi de ekonomik dayanıklılığı artırabilir.

Avrupa ülkelerinin Çin’e olan bağımlılığı azaltma arayışı Türkiye için önemli bir fırsat sunuyor. Türkiye güçlü sanayi altyapısı ve coğrafi konumu sayesinde yeni dönemde bölgesel üretim merkezi olabilir. Ancak bunun gerçekleşmesi için uzun vadeli planlama gerekiyor. Çünkü enflasyon bugün Türkiye ekonomisinin en ağır yapısal sorunlarından biri haline gelmiş durumda.

3 Haziran 2026 Çarşamba

Türkiye elektrik şebekesinde yeni rekor: En temiz üretim karması 28 Mayıs'ta görüldü

 

CO2Free.energy platformundaki gerçekleşmiş üretim ve karbon yoğunluğu verilerine göre Türkiye elektrik şebekesi, 28 Mayıs 2026 Perşembe günü saat 12:00'de (TRT) yeni bir rekor düşük karbon yoğunluğu seviyesine ulaştı.

Bu saatte hesaplanan gerçekleşmiş karbon yoğunluğu 160,0 gCO2/birim oldu. Platformun normalize edilmiş Grid Carbon Intensity (GCI) göstergesi ise bu saat için 0,0 değerini aldı. Bu, mevcut veri setinde Türkiye için izlenen en düşük gerçekleşmiş karbon yoğunluğu seviyesi.

Rekorun Kurban Bayramı tatili döneminde oluşması da ayrıca önemli. Tatil günlerinde sanayi ve ticari tüketimin zayıflamasıyla elektrik talebi normal iş günlerine göre daha düşük seyredebiliyor. 28 Mayıs'ta buna güçlü güneş ve hidro üretimi de eklenince, Türkiye elektrik üretim karması karbon yoğunluğu açısından veri setindeki en temiz saatlerden birine değil, doğrudan yeni rekor düşük seviyeye ulaştı.

Türkiye’nin kurulu gücündeki artış geçtiğimiz ay önemli oranda yavaşlama gösterdi.

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. verilerine göre bu yılın Mayıs ayında Türkiye’nin kurulu gücü 26 MW artış gösterdi. Bu artışı da 66 lisanssız güneş enerjisi yatırımı sağladı.

Kurumun verilerine göre Türkiye’nin kurulu gücü bir önceki ay 439 MW, yılın ilk dört aylık döneminde ise 3.124 MW’lık artış göstermişti.

Mayıs ayındaki artış sonrası Türkiye’nin kurulu gücü 125.570 MW’a ulaşmış oldu.

Bu gücün içinde en büyük pay 26.883 MW ile güneş enerjisi yatırımlarının olurken, ikinci sırada 24.746 MW ile doğal gaz santralleri, üçüncü sırada ise 23.869 MW ile barajlı hidroelektrik santralleri geliyor.





2 Haziran 2026 Salı

Türkiye Enerji Sektörü Stratejik Analiz Raporu

 

Dönem: Mayıs 2026

Ana Tema: Yeşil Dönüşümde Tarihi Eşik ve Akıllı Şebeke Vizyonu

1. Giriş: Yeşil Dönüşümün Tarihi Başarısı 

31 Mayıs 2026 tarihi itibarıyla Türkiye, enerji sepetinde radikal ve tarihi bir yapısal dönüşümü tamamlamıştır. Toplam kurulu gücün 125.570 MW’a ulaştığı bu dönemde, güneş enerjisi 26.883 MW ile ilk sıraya yerleşerek Türkiye’nin yeni enerji lideri olmuştur.

Mayıs 2026 döneminde gerçekleşen fiili elektrik üretim verileri, karbon emisyonlarının azaltılması noktasında çok büyük bir başarıyı ortaya koymaktadır:

Toplam elektrik üretiminin %70,85'i temiz ve yenilenebilir kaynaklardan (Hidrolik, Güneş, Rüzgâr, Jeotermal) karşılanmıştır.

Karbon yoğunluğu en yüksek kaynak olan kömürün payı %16,36’da kalırken, ithal bağımlılığı yaratan doğal gazın payı %10’a kadar gerilemiştir.

Bu tablo, Türkiye'nin Paris İklim Anlaşması ve 2053 net sıfır emisyon hedeflerine olan bağlılığının ve uyguladığı doğru teşvik politikalarının (özellikle %89,8 oranındaki lisanssız GES yatırımlarının) somut bir zaferidir.

2. Gelişme: Üretim Yapısında Yapısal Değişim ve "Kesintili" Enerji Gerçeği

Bu büyük başarı, beraberinde elektrik şebekesinin karakteristiğinde de köklü bir değişimi getirmiştir. Mayıs ayı üretiminde aslan payını alan iki kaynak şunlardır:

Hidrolik Enerji (%43,54): Mevsimsel yağışlara ve su akışına bağımlıdır.

Güneş Enerjisi (%15,12): Gece üretim yapamaz, bulutlu günlerde ani düşüşler yaşar (hava koşullarına tam bağımlılık).

Bu durum, üretimin %58,66'sının doğrudan doğa koşullarına bağlı, yani "kesintili (intermittent)" kaynaklardan geldiğini göstermektedir. Sistemde baz yükü sağlayan ve frekansı dengeleyen doğal gaz (%10) ve kömürün (%16,36) payı azaldıkça, şebekenin anlık dalgalanmalara karşı kırılganlığı artmaktadır.

3. Sonuç ve Vizyon: "Depolama ve Altyapı İhtiyacı" 

Yeşil dönüşüm başarısının sürdürülebilir olması ve arz güvenliğinin tehlikeye girmemesi için Türkiye’nin bir sonraki mega stratejisi "Şebeke Esnekliği ve Depolama Teknolojileri" olmak zorundadır. Raporun vizyon belgesi şu aksiyon planını işaret etmektedir:

Batarya Depolama Sistemleri (BESS): Güneşin zirve yaptığı öğle saatlerindeki fazla enerjinin depolanıp, tüketimin tepe yaptığı akşam saatlerinde şebekeye verilmesi (peak-shaving) artık bir lüks değil, zorunluluktur. Lisanssız GES'lerin bu denli yaygın olduğu bir senaryoda, dağıtık depolama yatırımları teşvik edilmelidir.

Akıllı Şebeke (Smart Grid) Altyapısı: Dijitalleşme, yapay zeka tabanlı hava tahmini ve üretim projeksiyon sistemleri şebeke yönetim sürecine entegre edilmelidir.

Esnek Dağıtım Şebekeleri: 40 binden fazla güneş santralinin şebekeye dikey değil yatay olarak bağlanması (dağıtık üretim), iletim hatlarının modernizasyonunu ve trafo merkezlerinin kapasite artışını zorunlu kılmaktadır.

Mayıs 2026 verileriyle "Üretimi Yeşillendirme" fazı başarıyla taçlandırılmıştır. Şimdi atılması gereken adım, bu yeşil enerjiyi güvenle taşıyacak ve saklayacak olan "Altyapıyı Akıllandırma ve Depolama" hamlesidir.

1 Haziran 2026 Pazartesi

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. 31.05.2026 tarihine ait son kurulu güç raporunu yayınladı. 31.05.2026 tarihli kurulu güç raporuna göre Türkiye 31.05.2026 tarihini 125.570 MW kurulu güç ve 42.568 santral ile tamamladı.

31.05.2026 tarihli Kurulu Güç Raporunda Öne Çıkan Bazı Bilgiler aşağıdaki gibidir.

Toplam elektrik kurulu gücü, 125.570 seviyesine ulaşmıştır. Toplam santral sayısı da 42.568 olmuştur.

Yenilenebilir enerji kurulu gücü de bir önceki aya göre 202 MW artarak 78.550 MW‘a yükselirken yenilenebilir santraller toplam kurulu gücün yaklaşık % 62,55'ini oluşturdu.

Güneş enerji santrallerinin kurulu gücü de 26.883 MW'ye, toplam güneş enerji santral sayısı da 40.468'e yükseldi.

Rüzgar enerji santrallerinin de kurulu gücü 15.145 MW oldu.

Güneş enerji kurulu gücü toplam kurulu gücün % 21,41'ini oluştururken, rüzgar enerji kurulu gücünün toplam kurulu güçteki oranı ise % 12,06 oldu.

Rüzgar ve güneşin yanında önemli bir yenilenebilir enerji santrali olan biyokütle santral kurulu gücü 2.140 MW seviyesinde kaldı.

Toplam kurulu güçte ilk sırayı güneş aldı ve 26.883 MW seviyesine yükseldi. Toplam kurulu güçte ikinci sırayı yine doğalgaz aldı ve 24.748 MW seviyesine yükselirken, onu 23.869 MW ile barajlı hidroelektrik santralleri takip etti.

Fosil yakıtlı santrallerin kurulu gücü de 31.05.2026 tarihi itibariyle 47.020 MW seviyesinde kalmakta olup, toplam kurulu güçteki oranı ise % 37,45'dir.

Ayrıca lisanssız güneş enerji santral kurulu gücü 24.115 MW seviyesine ulaşırken, lisanslı GES kurulu gücü ise 2.768 MW seviyesinde kaldı.

 31.05.2026 tarihi itibariyle;

2023 yılı Aralık ayı sonunda 106.556 MW olan toplam kurulu güç değeri 1.260 MW’lık artışla 2024 yılı Mart ayı sonunda 107.816 MW olarak kaydedilmiştir. 31 Mayıs 2024 tarihi itibariyle; Santral Sayısı: 25.548 adet oldu. 31 Mayıs 2024 tarihi itibariyle kurulu güç 110.056 MW olmuştur. Toplam yılbaşından bu yana 3.500 MW'lık artış kaydedilmişti. 30 Haziran 2024 tarihi itibariyle; Santral Sayısı: 25.871 adet oldu. 30 Haziran 2024 tarihi itibariyle kurulu güç 110.355 MW olmuştur. Mayıs ayı sonundan 30 Haziran 2024 tarihine kadar  toplam 323 adet santral devreye girdi. Yine aynı tarihler arasında kurulu güç 299 MW artış kaydedildi. 

Yılbaşından bu yana kurulu güç artışı 4.637 MW oldu. 31.07.2024 tarihi itibariyle kurulu güç 111.193 MW oldu. Santral Sayısı: 27.038 adet oldu. 30 Haziran ile 31 Temmuz 2024 tarihleri arasında toplam 1.167 adet santral devreye girmiştir. 11.08.2024 tarihi itibariyle kurulu güç 112.111 MW oldu. Santral Sayısı: 28.714 adet oldu. 31 Temmuz ile 11 Ağustos 2024 tarihleri arasında toplam 1.676 adet santral devreye girmiştir. Yine aynı tarihler arasında kurulu güç 918 MW artış kaydedildi

31.05.2026 tarihi itibariyle; Kurulu güç 125.570 MW oldu. Santral Sayısı: 42.568 adet oldu. 31 Temmuz 2024 ile 31 Mayıs 2026 tarihleri arasında toplam 14.659 adet santral devreye girmiştir. Yine aynı tarihler arasında kurulu güçte 13.993 MW artış kaydedildi. 01.01.2025 tarihinden bu yana kurulu güç değerinde 9.883 MW artış kaydedildi.