Bugün kentleri yalnızca binalar üzerinden okumak büyük bir yanılgıdır.
30 Temmuz 2026 Perşembe
26 Temmuz 2026 Pazar
Sultanların Zaferi ve Sporun Acı Reçetesi
Filenin Sultanları bir kez daha göğsümüzü kabarttı, devasa bir mücadeleyle rakiplerini devirip dünya şampiyonluğuna ulaştı. Yürekten kutluyorum. Ancak bu tarihi başarı, arka planda yatan o bildik ve acı çelişkiyi bir kez daha gözler önüne seriyor.
Hatırlayalım; ikinci maçında elenerek Dünya Kupası’na veda eden A Milli Futbol Takımı’na 16 milyon dolar prim dağıtılmış, Bodrum’da villalar söz verilmişti. Dünya şampiyonu olan kadınlarımıza da prim verilecektir elbet; ancak mesele finansal rakamlardan ibaret değil. Asıl soru şu: Bu toplum, o kızlarımızın hak ettiği gerçek değeri ve nitelikli saygıyı verebilecek mi?
Bir toplumun kültür ve medeniyet düzeyinin en somut ölçütlerinden biri, bağ kurduğu ve değer verdiği spor dallarıdır. Bu noktada futbol, diğer branşlardan keskin biçimde ayrılıyor. Çim sahaların ötesine geçen futbol, kapitalizmin çarklarını döndüren küresel bir sektöre; kulüpler ise milyarderlerin ve küresel fonların vitrin aracına dönüştü.
Daha da önemlisi futbol, siyaset için bulunmaz bir aparattır. Zamanında Salazar ve Franco gibi liderlerin kitleleri afyonlamak için kullandığı ünlü "3F" formülü (Futbol, Fado ve Fiesta) bugün modern dünyada biçim değiştirerek varlığını sürdürüyor. Gerçek başarının hak ettiği değeri bulduğu, sporun şovdan ibaret görülmediği bir toplum düzeni dileğiyle...
16 Temmuz 2026 Perşembe
Türkiye Elektrik Kurulu Güç ve Üretim Raporu
TEİAŞ verilerine göre, Türkiye'nin elektrik kurulu gücü ve devreye giren santral sayılarına ilişkin güncel göstergeler şu şekildedir:
Kurulu Güç ve Santral Gelişimi
Yeni Devreye Giren Santraller: 31 Temmuz 2024 ile 25 Temmuz 2026 tarihleri arasında toplam 15.439 adet yeni santral devreye alınmıştır.
Kurulu Güç Artışı (Yaklaşık 2 Yıllık): Aynı dönemde (31 Temmuz 2024- 25 Temmuz 2026) kurulu güç kapasitesinde 14.596 MW artış kaydedilmiştir.
Son Dönem Kurulu Güç Artışı (2025 Başından İtibaren): 1 Ocak 2025'ten bu yana ise kurulu güce 10.486 MW ilave edilmiştir.
Elektrik Üretiminin Kaynaklara Göre Dağılımı
25 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla, üretilen elektrik enerjisinin kaynak bazlı dağılımı şu şekildedir:
| Kaynak Türü | Kapsadığı Santraller | Üretim Payı (%) |
| Kömür | Linyit, İthal Kömür, Asfaltit ve Taşkömürü | %31,27 |
| Diğer Yenilenebilir | Güneş, Rüzgar, Jeotermal, Biyokütle ve Atık Isı | %31,43 |
| Hidrolik | Akarsu ve Baraj Tipi Santraller | %26,59 |
| Doğalgaz ve Fuel-Oil | Doğalgaz ve İthal Fuel-Oil | %10,71 |
Özet Değerlendirme:
Toplam elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların (hidrolik dahil) payı %58,02 seviyesine ulaşırken, fosil yakıtlı kaynakların payı %41,98 olarak gerçekleşmiştir.
Kaynak: TEİAŞ
14 Temmuz 2026 Salı
25.07.2026 tarihinde üretilen elektrik enerjisinin kaynaklara göre dağılımı ise şöyle oluşmuştur.
10 Temmuz 2026 Cuma
25.07.2026 tarihi itibariyle; Kurulu güç 126.173 MW oldu. Santral Sayısı: 43.348 adet oldu.
31 Temmuz 2024 ile 25 Temmuz 2026 tarihleri arasında toplam 15.439 adet santral devreye girmiştir. Yine aynı tarihler arasında kurulu güçte 14.596 MW artış kaydedildi. 01.01.2025 tarihinden bu yana kurulu güç değerinde 10.486 MW artış kaydedildi.
Yine aynı ay içinde 25.07.2026 tarihi itibariyle, üretilen elektrik enerjisinin kaynaklara göre dağılımı ise şöyle oluşmuştur.
1- Hidrolik kaynaklı elektrik enerjisi üretim (Akarsu ve Baraj Tipi Santrallerde) %26,59,
2- Kömür kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Linyit, İthal Kömür, Asfaltit ve Taşkömürü Santrallerde) %31,27,
3- Yenilenebilir kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Güneş, Rüzgar, Jeotermal, Biyokütle ve Atık Isı Santrallerde) %31,43,
4- Doğalgaz ve fuel-oil kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Doğalgaz ve fuel-oil (İthal kaynaklı) %10,71,
Özetle; Yenilenebilir kaynaklı elektrik enerjisi üretimi %58,02, fosil yakıtlı kaynaklı elektrik enerjisi üretimi ise %41,98 oldu.
Kaynak: TEİAŞ
9 Temmuz 2026 Perşembe
“Kümeste değişen kurallar, her zaman tilkinin menfaatinedir. "
Bu söz, güç dengelerinin asimetrik (eşit olmayan) olduğu durumları ve sistem değişikliklerinin kimlerin işine yarayacağını harika bir metaforla özetliyor.
Türkiye’nin kalkınma ve teknoloji ligindeki yeri, yüksek teknoloji enstrümanlarını barındıracak kapasitede değildir. Eğitim sistemi ne kadar nitelikli bireyler yetiştirirse yetiştirsin, sanayi yapısı düşük katma değerli üretime hapsolduğu sürece nitelikli işgücü asgari ücret sınırında kalmaya mahkûmdur. Yapısal bir sanayi ve teknoloji dönüşümü gerçekleşmediği müddetçe, nitelikli eğitim "diplomalı işsizlik" veya "beyin göçü" üretmeye devam edecektir.