Bugün kentleri yalnızca binalar üzerinden okumak büyük bir yanılgıdır.
Bir kentin siluetine bakarak ne kadar geliştiğini anlayamazsınız. Ama o kentte; • Rant kimlere gidiyor? • Konuta kimler erişebiliyor? • Kimler merkeze yaklaşırken kimler kentin dışına itiliyor? • Planlama kararları kimin lehine işliyor? • Kamu yararı mı, özel çıkar mı belirleyici oluyor? Bu soruların cevabı, o kentin gerçek hikâyesini anlatır. Kent rantı, çoğu zaman yalnızca arsa değerlerindeki artış olarak görülüyor. Oysa rant; mülkiyet ilişkileri, planlama kararları, finansallaşma, kamu politikaları ve siyasal tercihlerle şekillenen bir politik ekonomi meselesidir. Bugün dünyanın birçok kentinde konut, barınma hakkından çok yatırım aracına dönüşmüş durumda. Finansallaşma, kentleri sermaye için daha cazip hâle getirirken; dar ve orta gelir grupları için yaşanabilir kentleri giderek ulaşılmaz kılıyor. En ilginç olan ise şudur: Bu dönüşüm çoğu zaman “kalkınma”, “yenileme”, “marka şehir”, “küresel rekabet”, “mega proje”, “afet dönüşümü” gibi olumlu kavramlarla meşrulaştırılıyor. Oysa kavramlar değişse de temel soru değişmiyor: Kentler insanlar için mi şekilleniyor, yoksa sermayenin birikim süreçleri için mi? Gerçek kalkınma, yalnızca daha fazla bina yapmak değildir. Gerçek kalkınma; üretilen rantın adil paylaşılması, planlama süreçlerinin şeffaf olması, barınma hakkının korunması ve kentlerin yalnızca yatırımcılar için değil, o kentte yaşayan herkes için yaşanabilir kalabilmesidir.30 Temmuz 2026 Perşembe
26 Temmuz 2026 Pazar
Sultanların Zaferi ve Sporun Acı Reçetesi
Filenin Sultanları bir kez daha göğsümüzü kabarttı, devasa bir mücadeleyle rakiplerini devirip dünya şampiyonluğuna ulaştı. Yürekten kutluyorum. Ancak bu tarihi başarı, arka planda yatan o bildik ve acı çelişkiyi bir kez daha gözler önüne seriyor.
Hatırlayalım; ikinci maçında elenerek Dünya Kupası’na veda eden A Milli Futbol Takımı’na 16 milyon dolar prim dağıtılmış, Bodrum’da villalar söz verilmişti. Dünya şampiyonu olan kadınlarımıza da prim verilecektir elbet; ancak mesele finansal rakamlardan ibaret değil. Asıl soru şu: Bu toplum, o kızlarımızın hak ettiği gerçek değeri ve nitelikli saygıyı verebilecek mi?
Bir toplumun kültür ve medeniyet düzeyinin en somut ölçütlerinden biri, bağ kurduğu ve değer verdiği spor dallarıdır. Bu noktada futbol, diğer branşlardan keskin biçimde ayrılıyor. Çim sahaların ötesine geçen futbol, kapitalizmin çarklarını döndüren küresel bir sektöre; kulüpler ise milyarderlerin ve küresel fonların vitrin aracına dönüştü.
Daha da önemlisi futbol, siyaset için bulunmaz bir aparattır. Zamanında Salazar ve Franco gibi liderlerin kitleleri afyonlamak için kullandığı ünlü "3F" formülü (Futbol, Fado ve Fiesta) bugün modern dünyada biçim değiştirerek varlığını sürdürüyor. Gerçek başarının hak ettiği değeri bulduğu, sporun şovdan ibaret görülmediği bir toplum düzeni dileğiyle...
16 Temmuz 2026 Perşembe
Türkiye Elektrik Kurulu Güç ve Üretim Raporu
TEİAŞ verilerine göre, Türkiye'nin elektrik kurulu gücü ve devreye giren santral sayılarına ilişkin güncel göstergeler şu şekildedir:
Kurulu Güç ve Santral Gelişimi
Yeni Devreye Giren Santraller: 31 Temmuz 2024 ile 31 Temmuz 2026 tarihleri arasında toplam 15.515 adet yeni santral devreye alınmıştır.
Kurulu Güç Artışı (Yaklaşık 2 Yıllık): Aynı dönemde (31 Temmuz 2024- 31 Temmuz 2026) kurulu güç kapasitesinde 14.675 MW artış kaydedilmiştir.
Son Dönem Kurulu Güç Artışı (2025 Başından İtibaren): 1 Ocak 2025'ten bu yana ise kurulu güce 10.565 MW ilave edilmiştir.
Elektrik Üretiminin Kaynaklara Göre Dağılımı
31 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla, üretilen elektrik enerjisinin kaynak bazlı dağılımı şu şekildedir:
| Kaynak Türü | Kapsadığı Santraller | Üretim Payı (%) |
| Kömür | Linyit, İthal Kömür, Asfaltit ve Taşkömürü | %31,23 |
| Diğer Yenilenebilir | Güneş, Rüzgar, Jeotermal, Biyokütle ve Atık Isı | %32,50 |
| Hidrolik | Akarsu ve Baraj Tipi Santraller | %26,12 |
| Doğalgaz ve Fuel-Oil | Doğalgaz ve İthal Fuel-Oil | %10,15 |
Özet Değerlendirme:
Toplam elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların (hidrolik dahil) payı %58,62 seviyesine ulaşırken, fosil yakıtlı kaynakların payı %41,38 olarak gerçekleşmiştir.
Kaynak: TEİAŞ
14 Temmuz 2026 Salı
31.07.2026 tarihinde üretilen elektrik enerjisinin kaynaklara göre dağılımı ise şöyle oluşmuştur.
10 Temmuz 2026 Cuma
31.07.2026 tarihi itibarıyla; Kurulu güç 126.252 MW oldu. Santral Sayısı: 43.427 adet oldu.
31 Temmuz 2024 ile 31 Temmuz 2026 tarihleri arasında toplam 15.515 adet santral devreye girmiştir. Yine aynı tarihler arasında kurulu güçte 14.675 MW artış kaydedildi. 01.01.2025 tarihinden bu yana kurulu güç değerinde 10.565 MW artış kaydedildi.
Yine aynı ay içinde 31.07.2026 tarihi itibarıyla, üretilen elektrik enerjisinin kaynaklara göre dağılımı ise şöyle oluşmuştur.
1- Hidrolik kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Akarsu ve Baraj Tipi Santrallerde) %26,12,
2- Kömür kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Linyit, İthal Kömür, Asfaltit ve Taşkömürü Santrallerde) %31,23,
3- Yenilenebilir kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Güneş, Rüzgar, Jeotermal, Biyokütle ve Atık Isı Santrallerde) %32,50,
4- Doğalgaz ve fuel-oil kaynaklı elektrik enerjisi üretimi (Doğalgaz ve fuel-oil (İthal kaynaklı) %10,15,
Özetle; Yenilenebilir kaynaklı elektrik enerjisi üretimi %58,62, fosil yakıtlı kaynaklı elektrik enerjisi üretimi ise %41,38 oldu.
Kaynak: TEİAŞ
9 Temmuz 2026 Perşembe
“Kümeste değişen kurallar, her zaman tilkinin menfaatinedir. "
Bu söz, güç dengelerinin asimetrik (eşit olmayan) olduğu durumları ve sistem değişikliklerinin kimlerin işine yarayacağını harika bir metaforla özetliyor.
Türkiye’nin kalkınma ve teknoloji ligindeki yeri, yüksek teknoloji enstrümanlarını barındıracak kapasitede değildir. Eğitim sistemi ne kadar nitelikli bireyler yetiştirirse yetiştirsin, sanayi yapısı düşük katma değerli üretime hapsolduğu sürece nitelikli işgücü asgari ücret sınırında kalmaya mahkûmdur. Yapısal bir sanayi ve teknoloji dönüşümü gerçekleşmediği müddetçe, nitelikli eğitim "diplomalı işsizlik" veya "beyin göçü" üretmeye devam edecektir.
Bir ekonomide işgücünün finansal değeri, bireyin aldığı eğitimin teorik niteliğinden ziyade, o emeği talep eden üretim altyapısının teknolojik gelişmişlik düzeyi ile doğrudan ilişkilidir.
Yapay Zekâ Araştırmacısı / Hesaplamalı Genomik Bilim İnsanı
Kamuda dijital dönüşümün etkisi ve sonuçları ile birlikte açık ve gizli işsizlik gerçeği ne zaman başlar.
"Sanal Memurlar" (RPA ve Yapay Zekâ) İşleri Devralıyor
Kamudaki iş yükünün çok büyük bir kısmı; evrak kontrolü, veri girişi, onay süreçleri, arşivleme, dilekçe tasnifi ve kurumlar arası yazışmalar gibi tekrarlayan, rutin işlerden oluşur.
RPA (Robotik Süreç Otomasyonu)
Şu an birçok bakanlık ve genel müdürlük, arka planda çalışan yazılım robotlarını (RPA) devreye alıyor. Bir memurun saatlerce uğraştığı veri eşleştirmelerini bu robotlar saniyeler içinde hatasız yapıyor.
Sonuç: Rutin iş yükü azaldıkça, bu işleri yapan binlerce personelin masadaki varlığı operasyonel olarak "gereksiz" hale geliyor. Fiziken oradalar ama sistemin onlara ihtiyacı kalmıyor.
Vatandaş Artık Kuruma Gitmiyor (Hizmet Noktalarının Boşa Çıkması)
e-Devlet kapısının derinleşmesi, yapay zekâ destekli chat botlar ve dijital imza uygulamaları sayesinde vatandaşın fiziken resmi dairelere (Nüfus, Tapu, SGK, Vergi Dairesi vb.) gitme ihtiyacı radikal şekilde azaldı.
Eskiden yüzlerce kişinin sıra beklediği ve onlarca memurun hizmet verdiği ön bürolar (gişeler) artık eski yoğunluğunda değil.
Vatandaşın dijital kanallara kayması, taşra teşkilatlarındaki (il ve ilçelerdeki) fiziki memur kadrolarında doğrudan bir fonksiyonel personel fazlası doğuruyor.
Kamuda Personel Fazlası Oluştuğunda Ne Olur? (İşten Çıkarma Neden Olmaz?)
Türkiye gibi ülkelerde memurların yasal güvenceleri (657 sayılı Kanun vb.) çok güçlü olduğu için, dijitalleşme yüzünden memurların işine son verilmesi siyasi ve hukuki olarak mümkün değildir. Bu durumda kamu şu yollara başvurur ve bu da "fazlalığın" yönetim biçimidir:
Gizli İşsizlik ve Atıllık: Personel fazlası yasal olarak işten çıkarılamadığı için, kurum içinde "iş üretemeyen", gün dolduran, atıl bir kitle oluşur.
"Atanamayanlar" ve Alım Daralması:
Kamu, elindeki fazlalığı eritemediği için yeni personel alımını (KPSS kontenjanlarını) bıçak gibi keser. Emekli olanın yerine yeni birini almaz. Bu durum, personel fazlasının faturasını kamunun dışındaki genç işsizlere keser.
Taşeron ve Sözleşmeli Fesihleri:
Kamuda güvencesiz çalışan, veri giriş veya destek hizmeti sunan taşeron/sözleşmeli personelin sözleşmeleri yenilenmez. Yani ilk darbeyi yine güvencesiz iş gücü yer.
Kritik Tezat: "Düz Memur" Fazlası varken "Uzman" Açığı
Burada çok ciddi bir paradoks yaşanacak. Kamu bir yandan düz veri girişi yapan, evrak taşıyan, onay veren milyonlarca "düz memur" fazlasıyla boğuşurken; diğer yandan bu dijital sistemleri yönetecek, siber güvenliği sağlayacak, yapay zekâ algoritmalarını denetleyecek "nitelikli bilişim uzmanı" açığı yaşayacak.
Türkiye'nin üretim ligi gerçeği burada da karşımıza çıkıyor: Kamu, elindeki niteliksiz personel fazlasını dönüştüremediği ve bütçesini buraya harcadığı için, siber güvenlik veya veri bilimci gibi üst düzey uzmanlara piyasa değerinde maaş verip istihdam da edemeyecek.
3 Temmuz 2026 Cuma
Temmuz ayı kira artış oranı belli oldu
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 'Tüketici Fiyat Endeksi, Haziran 2026 (TÜFE)' bültenini yayımladı.
Buna göre haziran ayında enflasyon aylık yüzde 0,99, yıllık ise yüzde 32,11 arttı.
Açıklanan verilerle birlikte temmuz ayı kira artış oranı da ortaya çıktı.
Buna göre TÜFE'nin 12 aylık ortalamasına göre hesaplanan kira artış oranı yüzde 32,03 oldu.
2026 Yılı ÜFE-TÜFE Oranları
| Ocak - 2026 | ÜFE (%) | TÜFE (%) |
| Bir Önceki Aya Göre | 2,67 | 4,84 |
| Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre | 2,67 | 4,84 |
| Bir Önceki Yıla Göre | 27,17 | 30,65 |
| Oniki Aylık Ortalamalara Göre | 25,39 | 33,98 |
| Şubat - 2026 | ÜFE (%) | TÜFE (%) |
| Bir Önceki Aya Göre | 2,43 | 2,96 |
| Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre | 5,16 | 7,95 |
| Bir Önceki Yıla Göre | 27,56 | 31,53 |
| Oniki Aylık Ortalamalara Göre | 25,60 | 33,39 |
| Mart - 2026 | ÜFE (%) | TÜFE (%) |
| Bir Önceki Aya Göre | 2,30 | 1,94 |
| Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre | 7,58 | 10,04 |
| Bir Önceki Yıla Göre | 28,08 | 30,87 |
| Oniki Aylık Ortalamalara Göre | 25,98 | 32,82 |
| Nisan - 2026 | ÜFE (%) | TÜFE (%) |
| Bir Önceki Aya Göre | 3,17 | 4,18 |
| Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre | 10,99 | 14,64 |
| Bir Önceki Yıla Göre | 28,59 | 32,37 |
| Oniki Aylık Ortalamalara Göre | 26,48 | 32,43 |
| Mayıs - 2026 | ÜFE (%) | TÜFE (%) |
| Bir Önceki Aya Göre | 2,75 | 1,71 |
| Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre | 14,04 | 16,61 |
| Bir Önceki Yıla Göre | 28,93 | 32,61 |
| Oniki Aylık Ortalamalara Göre | 26,96 | 32,24 |
| Haziran - 2026 | ÜFE (%) | TÜFE (%) |
| Bir Önceki Aya Göre | 1,80 | 0,99 |
| Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre | 16,09 | 17,76 |
| Bir Önceki Yıla Göre | 28,09 | 32,11 |
| Oniki Aylık Ortalamalara Göre | 27,26 | 32,03 |