21 Eylül 2026 Pazartesi

Türkiye Elektrik Kurulu Gücü ve Üretim Kaynakları Verileri (15.09.2026)

 

1. Kurulu Güç ve Santral Sayısı Gelişimi

  • Mevcut Durum (15.09.2026): Toplam kurulu güç 127.011 MW'a, santral sayısı ise 43.943 adede ulaşmıştır.

  • Son Dönem Artışı (31 Temmuz 2024 – 15 Eylül 2026): Bu dönemde 16.028 adet yeni santral devreye girmiş ve kurulu güçte 15.434 MW artış kaydedilmiştir.

  • 2025 Yılı Başından Bu Yana Artış: 01.01.2025 tarihinden itibaren kurulu güç değerinde 11.324 MW net artış gerçekleşmiştir.

2. Kaynaklara Göre Elektrik Enerjisi Üretim Dağılımı (Eylül 2026)

Kaynak TürüDetay / Santral TipleriÜretim Payı (%)
Yenilenebilir KaynaklarGüneş, Rüzgar, Jeotermal, Biyokütle ve Atık Isı%31,78
Kömür KaynaklarıLinyit, İthal Kömür, Asfaltit ve Taşkömürü%32,09
Hidrolik KaynaklarAkarsu ve Baraj Tipi%25,79
Doğalgaz & Fuel-OilDoğalgaz ve İthal Fuel-Oil%10,34

Özet Dağılım:

  • Toplam Yenilenebilir Kaynaklı Üretim (Hidrolik dahil): %57,57

  • Toplam Fosil Yakıtlı Üretim: %42,43

Kaynak: TEİAŞ


17 Eylül 2026 Perşembe



TEİAŞ verilerine göre, 15.09.2026 tarihi itibarıyla; Türkiye'nin toplam kurulu gücü 127.011 MW'a, faal santral sayısı ise 43.943'e ulaşmıştır. 31 Temmuz 2024 ile 15 Eylül 2026 tarihleri arasında 16.028 yeni santral devreye alınarak kurulu güçte 15.434 MW'lık bir artış sağlanmıştır. Bu artışın 11.324 MW'lık kısmı ise 01.01.2025 tarihinden günümüze kadar gerçekleşmiştir. 

Eylül 2026 dönemi elektrik enerjisi üretiminin kaynaklara göre dağılımı şu şekildedir:

Yenilenebilir Kaynaklar (Güneş, Rüzgar, Jeotermal, Biyokütle, Atık Isı): %31,78,

Kömür (Linyit, İthal Kömür, Asfaltit, Taşkömürü): %32,09,

Hidrolik (Akarsu ve Baraj): %25,79,

Doğalgaz ve Fuel-Oil: %10,34,

Özetle; Hidrolik ve diğer yenilenebilir kaynaklar dahil toplam temiz enerji üretimi %57,57 olarak gerçekleşirken, fosil yakıtlı kaynakların payı %42,43 olmuştur.

Kaynak: TEİAŞ

15.09.2026 tarihinde üretilen elektrik enerjisinin kaynaklara göre dağılımı ise şöyle oluşmuştur.

Yenilenebilir Kaynaklar (Güneş, Rüzgar, Jeotermal, Biyokütle, Atık Isı): %32,06,

Kömür (Linyit, İthal Kömür, Asfaltit, Taşkömürü): %33,20,

Hidrolik (Akarsu ve Baraj): %26,35,

Doğalgaz ve Fuel-Oil: %8,39,

Özetle; Hidrolik ve diğer yenilenebilir kaynaklar dahil toplam temiz enerji üretimi %58,41 olarak gerçekleşirken, fosil yakıtlı kaynakların payı %41,59 olmuştur.

Kaynak: TEİAŞ

9 Eylül 2026 Çarşamba

Türkiye Tarımında Yapısal Riskler ve Fiyat Mekanizması

Türkiye gibi tarımsal üretim kapasitesi yüksek bir ülkede vatandaşın sebzeyi, meyveyi, eti, sütü ve yumurtayı pahalı tüketmesi bir “üretim paradoksu” değil; üretimden tüketiciye uzanan zincirdeki yapısal sorunların sonucudur.

Girdi maliyetleri yüksek: Mazot, gübre, yem, ilaç, tohum, elektrik ve sulama maliyetleri üreticinin maliyetini daha tarlada yükseltiyor. Özellikle yem ve gübrede dışa bağımlılık, kur artışını doğrudan gıda fiyatına taşıyor.

Üretici kazanamıyor, tüketici ucuza yiyemiyor: En çarpıcı çelişki bu. Çiftçinin elinden düşük fiyata çıkan ürün, aracılık, nakliye, depolama, fire ve perakende marjlarıyla tüketiciye çok daha pahalı ulaşabiliyor. Sorun yalnızca “aracı” değil; zincirin verimsizliği ve pazarlık gücünün eşitsiz dağılımı.

Hayvancılıkta yem maliyeti belirleyici: Et, süt ve yumurtanın arkasında büyük ölçüde yem ekonomisi var. Yem hammaddelerindeki maliyet ve kur baskısı hayvansal ürünlerin tamamına yayılıyor. Süt üreticisinin maliyetini karşılayamaması ise hayvan kesimini teşvik ederek ileride et arzını da azaltabiliyor.

Tarım uzun vadeli planlama istiyor, politika sık değişiyor: Hangi ürünün nerede, ne kadar üretileceğinin öngörülebilirliği; desteklerin zamanlaması; ithalat-ihracat kararları ve fiyat politikaları üreticinin birkaç yıllık kararlarını etkiliyor. Tarımda bugünkü yanlış kararın faturası bazen gelecek yıl çıkıyor.

Küçük ve parçalı işletme yapısı maliyetleri artırıyor: Ölçek ekonomilerinden yeterince yararlanılamaması; makine, teknoloji, sulama, depolama ve lojistik maliyetlerini yükseltiyor.

Kooperatifleşme ve üretici örgütlenmesi yeterince güçlü değil: Tek başına hareket eden küçük üretici hem girdiyi pahalı alıyor hem ürününü satarken pazarlık gücü zayıf kalıyor. Güçlü örgütlenme iki taraftan da maliyeti azaltabilir.

Soğuk zincir, depolama ve lojistik sorunları var: Ürünü üretmek kadar kayıpsız biçimde tüketiciye ulaştırmak da önemli. Hasat sonrası kayıplar ve fireler toplam arzı azaltarak birim maliyetleri yükseltiyor.

İklim değişikliği artık doğrudan fiyat meselesi: Kuraklık, don, aşırı sıcaklık, düzensiz yağış ve su kıtlığı verimi ve ürün arzını etkiliyor. Tarım politikası artık su ve iklim politikasından bağımsız düşünülemez.

Genel enflasyon gıdayı da besliyor: Kira, ücret, enerji, ambalaj, nakliye, finansman ve işletme giderleri arttığında market rafındaki ürün yalnızca tarımsal üretim maliyetini değil, bütün bu maliyetleri taşıyor.

Gelirler ile gıda fiyatları arasındaki makas açılıyor: Mesele sadece domatesin, etin veya sütün kaç lira olduğu değildir. Asıl mesele, bir ücretle bunlardan ne kadar satın alınabildiğidir. Gıda sorunu aynı zamanda gelir dağılımı ve satın alma gücü sorunudur.

Sonuçta ortaya tuhaf bir tablo çıkıyor:

Çiftçi “üretiyorum ama kazanamıyorum” diyor.

Tüketici “bu fiyatlarla alamıyorum” diyor.

İkisinin de aynı anda haklı olduğu bir sistem varsa, sorun ne yalnızca çiftçidedir ne de tüketicide. Sorun, tarladan sofraya uzanan ekonomik yapının kendisindedir.

Tarım ülkesi olmak, halkın ucuz ve sağlıklı gıdaya erişeceğinin garantisi değildir. Bunun için üreticinin üretirken, tüketicinin de satın alırken korunabildiği bir gıda sistemi gerekir.

3 Eylül 2026 Perşembe

31.08.2026 tarihi itibarıyla, kurulu güçte elektrik enerjisinin kaynaklara göre dağılımı ise şöyle oluşmuştur.

   1- Hidrolik kaynaklı elektrik enerjisi kurulu güç oranı (Akarsu ve Baraj Tipi Santrallerde) %25,60,

  2- Kömür kaynaklı elektrik enerjisi kurulu güç oranı (Linyit, İthal Kömür, Asfaltit ve Taşkömürü Santrallerde) %17,39,

  3- Yenilenebilir kaynaklı elektrik enerjisi kurulu güç oranı (Güneş, Rüzgar, Jeotermal, Biyokütle ve Atık Isı Santrallerde) %37,32,

 4- Doğalgaz ve fuel-oil kaynaklı elektrik enerjisi kurulu güç oranı (Doğalgaz ve fuel-oil (İthal kaynaklı) %19,69,


   Özetle; Yenilenebilir kaynaklı kurulu güç oranı %62,92, fosil yakıtlı kaynaklı elektrik enerjisi kurulu güç oranı ise %37,08 oldu.


Kaynak: TEİAŞ

Ağustos ayı enflasyon rakamları açıklandı

 

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %31,51 arttı, aylık %1,84 arttı.

TÜFE'deki (2025=100) değişim 2026 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre %1,84 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %22,07 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %31,51 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %31,79 artış olarak gerçekleşti.

TÜFE yıllık değişim oranları (%), Ağustos 2026

TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık %33,79 arttı

En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %33,79 artış, ulaştırmada %35,08 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %39,77 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8,12, ulaştırmada 5,94 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 5,01 yüzde puan oldu.

TÜFE ana harcama gruplarının yıllık değişim oranları ve genel endeks değişimine katkıları, Ağustos 2026

TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık %0,22 arttı

En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %0,22 artış, ulaştırmada %4,82 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %2,26 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 0,06, ulaştırmada 0,82 ve konutta 0,27 yüzde puan oldu. 

Endekste kapsanan 174 alt sınıftan 2026 yılı Ağustos ayı itibarıyla, 35 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 5 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 134 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti.

Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) yıllık %30,68 arttı, aylık %1,84 arttı

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki değişim, 2026 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre %1,84 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %20,97 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %30,68 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %31,12 artış olarak gerçekleşti.

2026 Yılı ÜFE-TÜFE Oranları

 

Ocak - 2026ÜFE (%)TÜFE (%)
Bir Önceki Aya Göre2,674,84
Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre2,674,84
Bir Önceki Yıla Göre27,1730,65
Oniki Aylık Ortalamalara Göre25,3933,98


Şubat - 2026ÜFE (%)TÜFE (%)
Bir Önceki Aya Göre2,432,96
Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre5,167,95
Bir Önceki Yıla Göre27,5631,53
Oniki Aylık Ortalamalara Göre25,6033,39


Mart - 2026ÜFE (%)TÜFE (%)
Bir Önceki Aya Göre2,301,94
Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre7,5810,04
Bir Önceki Yıla Göre28,0830,87
Oniki Aylık Ortalamalara Göre25,9832,82


Nisan - 2026ÜFE (%)TÜFE (%)
Bir Önceki Aya Göre3,174,18
Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre10,9914,64
Bir Önceki Yıla Göre28,5932,37
Oniki Aylık Ortalamalara Göre26,4832,43


Mayıs - 2026ÜFE (%)TÜFE (%)
Bir Önceki Aya Göre2,751,71
Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre14,0416,61
Bir Önceki Yıla Göre28,9332,61
Oniki Aylık Ortalamalara Göre26,9632,24


Haziran - 2026ÜFE (%)TÜFE (%)
Bir Önceki Aya Göre1,800,99
Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre16,0917,76
Bir Önceki Yıla Göre28,0932,11
Oniki Aylık Ortalamalara Göre27,2632,03


Temmuz - 2026Üfe(%)Tüfe(%)
Bir Önceki Aya Göre1,521,78
Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre17,8619,86
Bir Önceki Yıla Göre27,8331,75
Oniki Aylık Ortalamalara Göre27,5431,90


Ağustos - 2026ÜFE (%)TÜFE (%)
Bir Önceki Aya Göre2,571,84
Bir Önceki Yılın Aralık Ayına Göre20,8822,07
Bir Önceki Yıla Göre27,9531,51
Oniki Aylık Ortalamalara Göre27,7631,79

Memur ve memur emeklileri 2026'nın ilk yarısı için yüzde 6,85 enflasyon farkı ve yüzde 11 de toplu sözleşme zammı almıştı. 2026 ayının ilk altı ayının enflasyon rakamları açıklandı. Ocak ayında enflasyon yüzde 4,84 çıktı. Şubat ayında yüzde 2,96 çıktı. Mart ayında yüzde 1.94 çıktı. Nisan ayında yüzde 4,18 çıktı. Mayıs ayında yüzde 1,71 çıktı. Haziran ayında yüzde 0,99 çıktı. Temmuz ayında yüzde 1,78 çıktı. Ağustos ayında yüzde 1,84 çıktı. 8 aylık kümülatif enflasyon oranı yüzde 31,51 oldu. 

Ağustos ayı enflasyon rakamları açıklandı. Ağustos ayında enflasyon yüzde 1,84 çıktı.

Temmuz'da memurlar yüzde 7 zam aldı. Yüzde 6.09'da enflasyon farkı alındı.

Temmuz ve Ağustos ayı enflasyonu, memurların aldığı zammın hızlıca enflasyona karşı eriyeceğini gösterdi. İlk iki aydan alınan zam yüzde 3,68 eridi.

Eylül ayı kira artış oranı belli oldu


Ağustos ayı enflasyon verilerine göre kira artış oranı yüzde 31,79 oldu. Ev ve iş yeri sahipleri, kontrat süresi bu ay dolan kiracılara TÜFE 12 aylık ortalamaya göre hesaplanan bu oranda zam yapabilecek.

Ağustos ayı enflasyonunun açıklanmasıyla birlikte ev ve iş yerlerine yapılacak kira artış oranı belirlendi. Türkiye İstatistik Kurumu, Temmuz ayına ilişkin enflasyon oranlarını açıkladı. Enflasyon aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 31,51 oldu.

Ev ve iş yerlerine yapılacak kira zammı oranı ise yüzde 31,79 olarak öne çıktı. Böylece kira kontrat süresi bu ay dolan işletme sahipleri kiralarına yüzde 31,79 oranında zam yaparak ödeme gerçekleştirecek. Geçtiğimiz ay zam oranı yüzde 31,90 olmuştu.

Konutlar için zam oranı artışın yapılacağı aydan bir önceki ayın TÜİK tarafından açıklanan TÜFE 12 aylık ortalamalara göre değişim oranına bakılarak hesaplanıyor. Mal sahibi bu orana eşit veya bu orandan daha az bir oranda zam yapma hakkına sahip. Örneğin zam Ekim ayında yapılacaksa TÜİK'in açıkladığı TÜFE endeksinin ilgili yılın Eylül ayındaki 12 aylık ortalamalara göre değişim verisine bakılıyor.

2026 Ağustos ayı enflasyon rakamları açıklandı

 

TÜFE'deki (2025=100) değişim 2026 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre %1,84 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %22,07 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %31,51 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %31,79 artış olarak gerçekleşti.

Yİ-ÜFE (2003=100) 2026 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre %2,57 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %20,88 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %27,95 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %27,76 artış gösterdi.

KAMU HİZMETİNDE GÜVEN, TOPLUMDA GÜVENLİK


Uyuşturucuyla mücadele artık yalnızca emniyet operasyonlarıyla ele alınabilecek bir mesele değildir.

Bu konu; toplum sağlığı, kamu güvenliği, çocuklarımızın geleceği ve devlet kurumlarına duyulan güven açısından bütüncül bir devlet politikası olarak değerlendirilmelidir.

COVID-19 döneminde toplum sağlığını korumak amacıyla ülke genelinde kapsamlı test ve tarama uygulamaları hayata geçirildi.

Bugün uyuşturucuyla mücadelede de benzer şekilde bilimsel veriye dayalı, ölçülü, düzenli ve hukuka uygun bir ulusal tarama sistemi tartışmaya açılmalıdır.

Özellikle kamu personeli açısından;

* Görevin niteliği

* Kamu güvenliği

* Vatandaşla doğrudan temas

* Çocuklar ve gençlerle çalışma

* Kritik altyapılarda görev yapma

* Araç, ağır iş makinesi ve tehlikeli ekipman kullanımı

gibi kriterler dikkate alınarak periyodik uyuşturucu taramaları değerlendirilmelidir.

Ancak bunun altını özellikle çizmek gerekir:

Amaç insanları suçlamak değil, kamu hizmetinde güveni güçlendirmektir.

Her uygulama; kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliği, masumiyet karinesi, çalışma hukuku ve diğer temel haklar gözetilerek tasarlanmalıdır.

Çünkü uyuşturucuyla mücadele yalnızca “yakalamak” değildir.

Önlemek.

Erken tespit etmek.

Tedavi etmek.

Rehabilite etmek.

Tekrarını önlemek.

Ve gerektiğinde etkin şekilde denetlemek.

Devletin görevi yalnızca suç ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil, riskleri önceden tespit ederek toplumu korumaktır.

Bu nedenle artık şu soruyu açıkça tartışmalıyız:

Kamu hizmetinde güven esassa, kamu çalışanları için görevin niteliğine göre bilimsel ve hukuka uygun periyodik uyuşturucu tarama sistemi neden olmasın?

Bu bir cezalandırma meselesi değil.

Bu, kamu güvenliği ve toplum sağlığı meselesidir.

Uyuşturucuyla mücadelede daha cesur, daha sistematik ve daha ölçülebilir politikalar geliştirmek zorundayız.

Çünkü kaybedecek bir neslimiz daha yok.

Uyuşturucuyla mücadele yalnızca güvenlik güçlerinin operasyonlarıyla sınırlı tutulmamalıdır. Türkiye'nin ihtiyacı; Önleme + Erken Tespit + Tarama + Tedavi + Rehabilitasyon + Denetim unsurlarını birlikte ele alan, bilimsel veriye dayalı ve insan haklarını gözeten kapsamlı bir ulusal politikadır. Özellikle kamu hizmetlerinde görev yapan kişiler bakımından ise görevin niteliğine göre risk esaslı tarama ve göreve uygunluk mekanizmalarının oluşturulması kamu güvenliği açısından tartışılmalıdır. Hedef cezalandırmak değil; korumaktır. Korunması gereken yalnızca kamu kurumu değil; vatandaş, çalışan, çocuklarımız ve toplumun geleceğidir.