5 Ekim 2008 Pazar

Cep telefonunda kontör tuzağı

Cepte 'aktif arama' tuzağı ve kurtuluş yolu.

Cep telefonları ile arama yapıldığında ekranda beliren 'aktif aramalar' yazısının kontör kaybına sebep olduğu iddia edildi.

Zaman Gazetesi'nin haberine göre; Her arama sırasında ekranda beliren 'aktif aramalar' yazısı sebebiyle karşıdaki kullanıcıdan bir kontör düştüğü tespit edildi. Kamudan üst düzey bir yetkili duyum üzerine konuyla ilgili araştırma yaptığını, bilgi almak için başvurduğu cep telefonu şirketlerinin aktif arama sonrasında oluşan kontör kaybını doğruladığını söyledi.

Şirketler aynı yetkiliye kontör kaybı yaşamaması için yapması gereken işlemleri de anlatmış. Cep telefonu kullanıcılarının ekranda beliren aktif arama yazısını iptal etmesi gerekiyor. Telefonda sırasıyla ##002# tuşlanarak arama yapılıyor ekranda 'Aktarma iptal edildi' yazısı beliriyor. Bu sayede gelen her aramada ekranda beliren aktif arama yazısı kaldırılıyor.

'Aktif aramalar' yazısı iptal edilmediği müddetçe, aranan kişiye ulaşamayanlardan bir kontör düşülüyor. Eğer aranan kişinin telefonu da telesekreter ayarlı ise dinlenen bir saniyelik 'aradığınız kişiye ulaşılamıyor' mesajı için de kullanıcıların ayrıca bir normal arama karşılığı ücretlendirildiği belirtiliyor. Kullanıcı, eğer iki dakika sonra yine ulaşamazsa 1,5 kontör kaybı daha oluyor. Telesekreterin ücretsiz zannedilmesi tüketicileri mağdur ediyor.

Telefon şebeke istasyonu yetkilileriyse bilgi almak isteyen kullanıcılara; ##002#'yi arayarak telesekreterin kaldırılabileceğini anlatmakla yetiniyor. Aboneler "Kullandığımız telefonların bütün özelliklerini bilmiyoruz. Bizden habersiz neden bu tür uygulamalar yapılıyor." şikayetinde bulunuyor.

5 EKIMDE KANAL A'DAYIZ

Ümit Aktan kaptanlığında izlenme oranlarını altüst eden Haydi Maça Programı Ramazan Bayramında alıştığınız KANAL A 'da alıştığınız gol sağanağı altında siz sevgili doslarına merhaba diyecek...

Haydi Maça Ekibi Adına

İrfan Söyler

YERLİ DİZİLERDE 150 BİN KİŞİ ÇALIŞIYOR

Bu sezon 11 ulusal kanalda 20'si yeni 63 yerli dizi, 150bin kişiye kazanç kapısı oluyor.

Bu sezon 11 ulusal kanalda 20’si yeni 63 yerli dizi, oyuncusundan yönetmenine, müzisyeninden cast (oyuncu) ajansına kadar 150 bin kişiye kazanç kapısı oluyor. İSMMMO tarafından yapılan araştırmaya göre, bölüm başına maliyeti 100 ile 300 bin YTL arasında değişen diziler, reklam ve sponsorluk gelirleriyle birlikte yaklaşık 1 milyar YTL’lik ekonomi yaratıyor.

SON 3 yıldır büyük bir patlama yaşanan ’yerli dizi sektörü’ İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’na (İSMMMO) araştırma konusu oldu. İSMMMO tarafından yapılan 'Dizi Ekonomisi' araştırmasına göre, bölüm başına maliyetleri 100 ila 300 bin YTL arasında değişen diziler, reklam ve sponsorluk gelirleriyle birlikte yaklaşık 1 milyar YTL’lik bir ekonomi ortaya çıkardı.

Araştırmada baz alınan 19 Eylül itibariyle, bu sezon 13 yerli dizi ile Kanal D, 11 yerli dizi ile ATV bu alandaki iddiasını ortaya koyuyor. Star TV bu sezon 8, Show TV de bu sezon 5 yerli dizi yayınlayacağını ilan etti. Yerli diziler, yapımcısından yönetmenine, oyuncusundan senaristine kad ar ekran önünde ve arkasında yaklaşık 150 bin kişiye istihdam olanağı sağlıyor. Araştırmaya göre, bir dizinin bölüm çekimi maliyeti 100 ile 300 bin YTL arasında değişiyor. Bu maliyet ortalama 200 bin YTL olarak alındığında 63 yerli dizinin yaklaşık bir yıllık çekim maliyeti 500 milyon YTL’yi aşıyor. Buna dizilerin bölüm başına en az 300 bin YTL olan reklam gelirleri ve 10 ila 70 bin YTL arasında değişen ana sponsorluk gelirleri de eklendiğinde, yıllık en az 1 milyar YTL’lik bir dizi film ekonomisi oluşuyor.

4 Ekim 2008 Cumartesi

"TEŞEKKÜR"

Bir inceliktir "TEŞEKKÜR"

Küçük bir davranış, bir inceliktir teşekkür etmek.
Öylesine zahmetsiz ve kolay.
İki kelime eni konu.
Söylemesi öyle kolay; neticesi öylesine büyüktür ki…


Bize bir bardak su verene…
Bize sıcacık yemekler hazırlayana…
Bize bir harf öğretene…
Bize bir yer ararken yol gösterene… teşekkür etmeliyiz.
Bir teşekkür gözde çiçek açtırır.
Bir teşekkür, alır gider bütün yorgunluğu.
Bir teşekkür, uçurur kalbi.
Bir teşekkür insanı insana dost eder.

3 Ekim 2008 Cuma

Evet, Karl Marx haklıydı!

Evet, Karl Marx haklıydı!

Radikal Gazetesi 03/10/2008


Kapitalizm, devlet işin içine karışmadan kendi kendisini düzenleyemez, ne var ki, devletin işin içine karışması, kapitalizme karşı değil, tersine, bizzat kapitalistlerin/burjuva sınıfının ihtiyaçları nedeniyledir. Buna sadece ABD değil, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, yani bütün Avrupa ülkeleri de dahildir

Vaktiyle (sanırım 1994 yılıydı) Özelleştirme Yasası Meclis tarafından çıkarıldıktan hemen sonra dönemin başbakanı Tansu Çiller, “coğrafi bölgemizde son sosyalist konumunda kalan Türkiye’de Özelleştirme Yasası’nı çıkararak sosyalist devleti yıktık. Dünyayla bütünleşen, kapılarını açan Türkiye rekabetsiz kalamaz. İşte bugün bu yeni dönemin kapısını açıyoruz” diyerek kapitalist sistemin bütün sorunlarını/krizlerini sosyalizmin üstüne yıkıvermişti.
Devletleştirme sosyalizmin tek kıstasıymış gibi her tarafı özelleştirmeye başlayınca bu türden bir sosyalizmden kurtulup liberal kapitalizme geçilecekmiş naraları atmak, bilgisizlik değilse eğer, ikiyüzlülüğün daniskasıdır. Benzer bir argümanı, 30 Eylül 2008 tarihli Radikal Gazetesi’nin yorum sayfasında ‘Marx yine haklı mı çıktı?’ başlıklı yazısında Alper Akalın dile getiriyor ve bizleri sadece 1994 yılı Çiller’inin yanına yeniden götürmekle kalmıyor, aynı zamanda gülmekten de kırıp geçiriyor, aynı bilgisizlik peçesine bürünmüş olarak elbette.
Kapitalizm tanımı
Bu noktada hiç de haksızlık yapmadığımızı göstermek için Alper Akalın’ın yazısından kısa alıntılar yapıp ne demeye çalıştığını anlamaya çalışalım. Akalın’a göre şu sıralar yaşanan ekonomik kriz, kapitalizmin değil devletçilik ve müdahaleciliğin krizidir. Yazısının devamında bizlere bir kapitalizm tanımı vermektedir: “Kapitalizm, devletin ekonomik ve siyasal gücünün sınırlandırıldığı, her türlü merkezi müdahaleden arındırılmış ve gönüllülük ilişkisine dayalı serbest ticaret sistemini öngören bir ekonomik düzendir.” Buradan yola çıkarak ABD’nin kapitalist bir ülke olduğunu söylemenin sosyalizm ‘goygoyculuğu’ yapmak olduğunu ileri sürüyor. Herhalde ABD’nin bütünüyle liberal kapitalist bir ülke değil de olsa olsa ‘devletçi bir kapitalist ülke’ (!) olduğunu söyleyecekti, dili sürçmüş olmalı, yoksa bunu okuyan bir kişi ABD’yi sosyalist filan sanacaktır. Akalın, ABD’nin diğer devletlere karşı saldırgan tutumunun ise kapitalizm sisteminde yeri olmadığını vurgulamakta, ve yazısının sonunda krizin asıl sorumlusunun “kararların tamamen bireyler tarafından alındığı serbest ticaret yanlısı kapitalizmin mi yoksa ‘sosyalizm’ soslu aşırı hantal bir yapıya bürünmüş devlet kapitalizminin mi” diye sormaktadır. Elbette ki kendi yanıtı, ‘sosyalizm soslu devlet kapitalizmi’ olacak.
Oysa yukarıda belirttiğimiz gibi, devlet kapitalizmi demek, ne sosyalizm demektir ne de içerisine sosyalizm katılmış kapitalizm demektir. Böyle bir söylem, olsa olsa liberal ‘akbaba’ların sosyalizmi eleştirmek/yermek için çıkarttıkları bir yaygara, eş deyişle, goygoyculuktur. ‘Devlet kapitalizmi’, ‘liberal kapitalizm’, ‘faşizm’ kapitalizmin çeşitli uygulamalarından birkaç tanesidir, dolayısıyla sosyalizmden çok kapitalizm ile ilişkilendirilebilirler. Bu türden uygulamalar, kapitalist sistem içerisinde egemen burjuva sınıflarının ekonomik/siyasal/ideolojik ihtiyaçlarına göre ortaya çıkarlar, yani onların ihtiyaçlarına göre ya liberal, ya devletçi, ya faşist ya da başka türden rejimler oluşur. Dolayısıyla, diyelim Keynesyen uygulamalar, sosyalizmin değil, kapitalizmin ihtiyaçları nedeniyle ygulanmıştır. Kapitalist sosyal devlet Keynesyen kapitalizmden başka bir şey değildir zira. Kaldı ki, kapitalist sistemde devletin şu ya da bu biçimde piyasaya/ekonomik yaşama hiçbir biçimde müdahale etmediği tek bir kapitalist ülke yoktur.
Egemen sınıflar
Kapitalizm, devlet işin işine karışmadan kendi kendisini düzenleyemez, ne var ki, devletin işin işine karışması, kapitalizme karşı değil, tersine, bizzat kapitalistlerin/burjuva sınıfının ihtiyaçları nedeniyledir. Buna sadece ABD değil, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, yani bütün Avrupa ülkeleri de dahildir. Devletin hiçbir biçimde müdahalede bulunmadığı bir liberal kapitalist sistem, olsa olsa Hayek’in rüyalarını süslemektedir. Kaldı ki, devletin piyasaya müdahalesini geniş halk kitlelerinden çok sermaye sınıfı istemektedir. 1980’li yıllardan bu yana ‘serbest piyasa’ şampiyonluğu yapan liberaller, şimdi bütünü yle hükümetlerin devletleştirme atağını gerçekleştirmesine alkış tutmaktadır. Elbette ki bu, sosyalizm filan demek değildir, ama anlaşılacağı gibi devlet , ‘bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ demekte, ama ‘bırakınız batsınlar’ diyememektedir. Zira devlet, egemen sınıfların siyasal aygıtından başka bir şey değildir.
Ama daha da önemlisi, devletin sisteme müdahale etmemesi gerektiğini söyleyerek krizin baş nedeni olarak bu müdahaleleri görmek, sanki bir tarafta devlet diğer tarafta da sermaye sahibi sınıf var ve bunlar piyasaya müdahale konusunda birbirleriyle çatışıyorlar gibi düşünmek demektir. Halbuki devlet, bizzat sermaye sınıfının devletidir, ve tam da bu nedenle bilmem kaç yıllık şirketleri kurtarmaya/devletleştirmeye çalışmaktadır, elbette ki gelecekte özelleştirmek üzere. Devlet, kapitalist sistemin mantığı içerisinde gerektiğinde piyasaya müdahale edecektir, gerektiğinde de etmeyecektir, ama müdahale etmesinin sosyalizmle filan alakası yoktur. Sayın Akalın’ın bilmediği de budur.
İflas eden ideoloji
BD’den başlayarak dünyaya yayılan büyük finansal krizden çıkarılacak ilk ders, neoliberalizm ve ‘serbest piyasa’ ideolojisinin iflas etmiş olduğu ve kârın özel çıkarlara, zararın ise halka ait olduğu bir sistemin rezilliğineden başka bir şey değildir. 50 milyon insanın en ufak bir sağlık güvencesinin olmadığı bir ülkede, iş finans kapitali kurtarmaya gelince devlet elini cebine atmaktadır. Bu ise, Akalın’ın zannettiği gibi “dünyayı daha yaşanmaz hale getiren politikacılar” tarafından değil, bizzat sermayedarların isteği üzerine gerçekleşmektedir. Mesela AIG’ye devlet daha baştan 85 milyar dolar yatır mıştır. Ne var ki mali çöküş, ‘maalesef’ kapitalizmin nihai çöküşü anlamına da gelmez.
Son olarak belirtmek gerekir ki, Akalın’ın kapitalist sistemde yerinin olmadığını söylediği ABD saldırganlığı, bizzat kapitalist sistemin huzuru ve refahı için girişilen bir harekattır. Zira emperyalizm boş yere ortaya çıkmış değildir. Kaldı ki neredeyse bütün Avrupa ülkeleri bu saldırgan Amerika’ya kendi askerleriyle destek vermiştir. Kapitalizmin sağa sola saldırmadığı bir politikası çok nadiren olmuştur, bunu bilmeyen, biraz olsun tarih okursa yeterli olacaktır.
Liberallerin hoşuna ister gitsin ister gitmesin Marx haklıydı, ama burada Marx’ın haklı çıktığı tek nokta, ekonomik krizlerin yapısal, yani ister devlet isterse liberal kapitalizm olsun kapitalist sistemin işleyişine içkin olduğunu söylemesinden başka bir şey değildir. Ve Akalın’ın yazısını okuyunca, yani eğer devletleştirme sosyalizmin tek ölçütü olarak görülürse, Celal Bayar’ın “bu kış komünizm gelecek” sözünün ABD için geçerli olacağını
düşünmek işten bile değildir.
Umarız ki ABD’ye ve giderek tüm dünyaya sosyalizm elbet bir gün gelecektir, ama maalesef bu krizle değil.

Mustafa Kemal Coşkun
Ankara Üniversitesi, DTCF Sosyoloji Bölümü


kaynak radikal gazetesi :
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=901472&Date=03.10.2008

Youtube girmenin kısa yolu

Arkadaşlar youtube ve benzeri yasaklanan sitelere girmeniz için hiç bir programa ihtiyacınız yok ..

Aşağıda yazacağım yönergeleri sırası ile takip ederek güvenle uygulayabilirsiniz. ( tabikii ilgilenenler..)

1.Adım -------Bilgisayarımı tıklıyoruz..
2.Adım--------C: yi tıklıyoruz.. :)
3.Adım--------Windows'u tıklıyoruz..
4.Adım-------- 'system32' klasörünü tıklıyoruz..
5.Adım--------'drivers' klasörünü tıklıyoruz..
6.Adım-------- 'etc' klasörünü tıklıyoruz..
7.Adım-------- ** hosts ** yazan dosyayı tıklıyoruz ... ve " not defteri " ile aç diyoruz..
8.Adım-------- Aşağıda eklediğim hard copy gibi gerekli değişiklikleri güvenle yapabilirsiniz..
9.Adım-------- Değişiklikleri yaptıktan sonra CTRL+S veya Doysa .. Kaydet'i seçerek yaptığınız değişiklikleri kaydetmeniz tabikii gerekmektedir :)
10.Adım------- Bilgisayarınızı açıp kapatacağınız ve/veya Başlat+Çalıştır yaparak cmd yazınız karşınıza gelecek olan DOS ekranına ipconfig/flushdns yazınız..
11.Adım------- www.youtube.com'a istediğiniz anda girebilirsiniz..

Hz. Mevlana'nın Vasiyeti:


Size, gizlide ve açıkta Allah'tan korkmayı, az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı, isyan ve günahları terk etmeyi, oruç tutmayı, namaza devam etmeyi, sürekli olarak şehveti terk etmeyi, bütün yaratıklardan gelen cefaya tahammüllü olmayı, aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet ediyorum. İnsanların en hayırlısı, insanlara yararı olandır. Sözün en hayırlısı, az ve anlaşılır olanıdır.