23 Mart 2009 Pazartesi

Otomobilde zam kapıda !


Fırsatı kaçırmayın ! İnen ÖTV'nin ardından otomobilde zam kapıda..

Hükümetin aldığı ÖTV indirimi kararının ardından stokların büyük ölçüde tükendiği otomotiv sektöründe, yeni üretilecek ve ithal edilecek otomobillerin kur farkından dolayı Nisan ayından itibaren zamlı satılacağı belirtildi...

Ekonomide 4. tedbir paketi kapsamında yapılan ÖTV indirimi dolayısıyla, otomotiv sektöründeki stoklar neredeyse tükendi. Stokların erimesiyle yeni üretilecek veya yurt dışından getirilecek otomobillerin fiyatlarına Nisan ayından itibaren kur farkının yansıtılacağı ifade edildi.

Göral Plaza Genel Müdürü Nezih Allıoğlu yaptığı açıklamada, ÖTV indiriminin ardından bayilerdeki ve showroom'lardaki araçların büyük kısmının satıldığını söyledi.

''1 ayda sattığımız aracı, 3 günde sattık'' diyen Allıoğlu, bu konuda herkeste bir beklenti olduğunu gördüklerini belirtti.

Piyasadaki bu beklentinin otomotiv sektörünü sıkıntıya soktuğunu, yapılan ÖTV indiriminin bu beklentiyi ortadan kaldırdığını ve satışları artırdığını anlatan Allıoğlu, indirimin 3 aylık oluşunun da isabetli bir karar olduğunu kaydetti.

Yaklaşık 1 yıldır otomobil fiyatlarına zam yapılmadığını ifade eden Allıoğlu, Nisan ve Mayıs ayında gümrükten çekilecek araçlara kur farkının yansıtılacağını ve bu araçların zamlı satılacağını söyledi.

Allıoğlu, şöyle devam etti:''Şu anda zam yok ama gelecek araçlar için şimdiden fiyat veremiyoruz. Firmaların çoğu ÖTV indiriminden önce fiyatları bir miktar geri çekmişlerdi. Örneğin peşinat bin lira ise bunu 500 liraya çekmişti. Metalik boya farkı alınmıyordu. Şimdi o alınmaya başlandı.

Geçen yıldan bu yana araçlara zam yapılmamıştı. Euro bugün 2 bin 300 lira. O dönem bin 700 liraydı. Arada yüzde 20-25 civarında fark var. Bu fark hemen olmasa bile peyderpey fiyatlara yansıyacak. ÖTV indirimi olmasaydı bile bu fark yansıyacaktı. Nisan ve Mayıs ayında gümrükten çekilecek araçlar kur farkından dolayı zamlı olacak.


Ankara için son anket sonuçları


Ankara'da bugün seçim olsa hangi parti ne kadar oy alır?

ESTİMA araştırma şirketinin yaptığı ankete göre, CHP Ankara'da AKP'yi geçti.
ESTİMA'nın 14 Mart ile 17 Mart arasında Ankara'da 1022'si kadın toplam 2000 seçmenle gerçekleştirdiği anketin sonuçları belli oldu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı için oy verecek 18 ilçede gerçekleştirilen ankette, CHP'nin adayı Murat Karayalçın yüzde 37.7, AKP'nin adayı Melih Gökçek ise yüzde 35.9 oranına ulaşıyor. Ankette, MHP'li Mansun Yavaş'ın ise 23.2 puan aldığı görülüyor.CHP'lileri umutlandıran anketin sonuçları genel merkez tarafından da değerlendirilmeye alındı.

Ankara Kitap Fuarı 22 Martta Açılıyor


http://www.ankarakitapfuari.net

Eylül Fuar tarafından organize edilen ANKARA KİTAP FUARI, bu sene 22 – 30 Mart 2008 tarihleri arasında , Ankaralılara kapılarını açacak …
Kütüphaneciler Derneği, Kültür ve Turizm Bakanlığının destek verdiği fuar, Atatürk Kültür Merkez’inde yaklaşık iki yüzü aşkın yayınevi ve kitabevinin katılımıyla kitapseverlerle buluşacak…
Toplumun farklı kesimleri; kendilerini ve tercihlerini, beklentilerini Kitap Fuar’ında bulabileceklerdir.
İki yüzü aşkın yayınevinin gerek imza günleriyle, gerek farklı alanlardaki söyleşi ve etkinlikleriyle fuara farklı bir hava katmaları bekleniyor .
Yetkililerden alınan bilgiye göre, dolu dolu bir dokuz gün Ankaralıları beklemekte… Ayrıca Ankara’nın bir üniversite ve kültür şehri olduğunu vurgulayan yetkililer, geçen sene yetmiş bin olan ziyaretçi sayısının bu sene yüz binlere ulaşmasını beklediklerini ifade ettiler. Okulları, yurtları, üniversiteleri bilgiyle donattıklarını dile getiren yetkililer, bu sene hem içerik, hem de etkinlik olarak farklı bir fuar hazırladıklarını; Her gün söyleşi, imza günleri düzenlendiğini, konferanslarla okuyucu - yazar buluşmasının amaçlandığını beyan ettiler…
Fuarda, kukla sanat atölyesi, Ebru sanat atölyesi, Fosil sergisi, Karikatür sergisi , Hanri Benazus Atatürk Sergisi de ziyaretçilere sunulacaktır .
Yine Sahaflar Birliği, eski kitaplardan oluşan koleksiyonunu, kitapseverlerin nazarlarına ve bilgilerine bu fuarda sunacaktır.
Türk Hava Kurumu, kendi iç dünyasını, Ankara Kitap Fuarı sayesinde halkla paylaşacak , uçak sergisini insanların gözlemlerine sunacaktır .
Yurt içinden ve yurt dışından iki yüzü aşkın yayınevinin ve kitabevinin boy göstereceği fuar 22 Mart’ta açılacak 30 Mart akşamı sona erecektir. ..
Kimi gazetelerin ve televizyonların sponsorluğunu yaptığı Ankara Kitap Fuarı bu sene canlı, renkli ve gösterişli geçeceğe benziyor…
Fuara yurt dışından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Sudan, İran, Irak ve Arnavutluk iştirak etmektedir.
İlgililerin ifadesiyle, kitaplar bu sene Ankaralıları sabırsızlıkla beklemekte…
Yine ilk kez , gerek yazılı gerek görsel medyada kitaba katkı veren ve kültür programları yaparak okumayı teşvik eden programlara ve kütüphaneci gözüyle en beğenilen yılın roman yazarı , yayıncısı ve yayınevi , şairi , hikayecisi , çocuk edebiyatı yazarı’na ve katkı sunan programa ve programcısına ödül verilecektir …
Ödüller 22 Mart 2008 ‘de saat 13.00 ‘de yapılacak olan açılışla birlikte sahiplerine dağıtılacaktır.
Ödüller, Türk Kütüphaneciler Derneğinin Türkiye’deki Kütüphaneciler arasında yapılan anketine göre belirlenmiştir.

Ödüller ;
En İyi Romancı Ödülü : Ahmet ÜMİT
En İyi Yayınevi Ödülü : Can Yayınları
En İyi Şair Ödülleri : Ahmet TELLİ
Abdurrahim KARAKOÇ
En İyi Hikayeci Ödülü : Faruk DUMAN
En İyi Çocuk Edebiyatı Ödülü : Gülten DAYIOĞLU

Kültür, sanat ve Edebiyatı yoğun olarak ele almaları ile toplumsal hafızanın ve bilincin mayalanmasına yaptıkları katkılardan dolayı TÜRK KÜTÜPHANECİLER DERNEĞİ ve 2.ANKARA KİTAP FUARI ÖDÜLÜ’ nün;

Cumhuriyet
NTV
TRT 2 ‘ye verilmesine karar verişmiştir.

TRT-AVAZ Hayırlı Olsun!


TRT’nin, ismi merakla beklenen yeni kanalı, 21 Mart 2009 Cumartesi günü, Ankara’da Anadolu Gösteri ve Kongre Merkezinde düzenlenen bir Gala ile yayın hayatına başladı. Toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Gül, yeni kanalın ismini, “TRT-Avaz, TRT’nin sesini avaz avaz duyuracak; sadece Türkiye’ye değil, tüm Türk Dünyasına avaz avaz seslenecek” sözleriyle açıkladı. Gül’ün dinleyicilerin Nevruz bayramını kutlaması da Türk Cumhuriyetlerinden toplantıya katılan misafirler ve misyon temsilcileri tarafından memnuniyetle karşılandı. Toplantıya, Cumhurbaşkanının yanı sıra, görebildiğimiz kadarıyla, Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Türkmenistan Azerbaycan ve Kırgızistan Büyükelçileri, TÜRKSOY Genel Müdürü Düsein Kaseinov gibi isimler katıldı.

TRT-Avaz ismi, iyi düşünülmüş bir isim. “Avaz” sesi Farsça kökenli olmakla beraber, hemen bütün Türk lehçelerinde, Türkiye Türkçe’sindekiyle aynı anlamda kullanılıyor. Kazakça’da ve diğer bazı lehçelerde “ses” yanında “oy” anlamı da yüklenmiş “Avaz” sözüne. Daha önce kullanılan TRT-Avrasya, TRT-Türk gibi isimlere göre TRT-Avaz ismi, hem kulağı tırmalamıyor, hem de ideolojik bir vurgu taşımıyor.

Daha önce TRT Avrasya, daha sonra TRT Türk yayınlarıyla Türk Dünyasının bütününe ulaşmaya çalışan TRT, bu defa, bu niyetinde TRT Avaz’la daha başarılı olacak gibi görünüyor. Çünkü bu defa teknolojik alt yapı daha iyi hazırlanmış görünüyor. Nitekim, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Kazakistan’dan, o ülke televizyonlarının elemanlarının sesinden ve o lehçelerde sunulacak olan haber, eğlence ve sohbet vb. canlı yayınlar, Türkçe alt yazıyla verilecek. Azerbaycanlı bir hanım milletvekilinin dediği gibi, “bütün Türk Dünyasına seslenecek bir yayın işini herkes Türkiye’den bekliyordu ve bu Türkiye’nin işi olmalıydı.”

Program içeriği hakkında konuşmak için henüz erken. Ancak, haber ve eğlence programları yanında, Türk Dünyasının çeşitli yörelerindeki problemlerin tartışma programlarıyla izleyicilere duyurulması, kardeşlerimizin birbirlerinden haberdar olmalarını sağlayacak. Ayrıca, aynı maksada hizmet edecek şekilde, Türk Dünyasının bütün yörelerini, bütün kültürel ve tarihi zenginliğiyle tanıtıcı belgeseller de hazırlanmalıdır.

Uygur lehçesinde yayının da ilân edilenlere bir an önce eklenmesi gerekir. Bunun önünde diplomatik bir engel umarız yoktur; varsa da aşılabilmelidir.

TRT’yi, TRT-Avaz dolayısıyla tebrik ediyor, TRT-Avaz hayırlı olsun diyor ve başarılı yayınlar diliyoruz.


Derviş'ten krize karşı formül


Dört unsurun gerçekleşmesiyle hızlı bir canlanmanın mümkün olacağını savundu.

Eski Devlet Bakanı Kemal Derviş, küresel ekonomik krizin derinleştiğine, projeksiyonların sürekli düşürüldüğüne dikkat çekerek dört unsurun gerçekleşmesi kaydıyla oldukça hızlı bir canlanmanın mümkün olacağını savundu.

Derviş, bu unsurları, finansal sektörünün bilançolarının kamu otoritesince yeniden yapılanması, gerileyen özel talebin yerini kamu harcamalarına ağırlık verilmesi, tüm bunlar için uluslararası işbirliği ve en yoksul insanlara yardım, olarak sıraladı.

Bu aya kadar BM Kalkınma Programını başkanlığını sürdüren, bundan sonra da Washington’daki Brookings Enstitüsü ve Sabancı Üniversitesi’nde görev yapacak Derviş, Financial Times gazetesince yayınlanan makalesinde “Derinleştiği sırada konomik krizin sonundan söz ediyoruz. Ekonomik projeksiyonların sürekli düşürülmesi gerekli oldu. Halbuki, dört unsur gerçekleşmesi kaydıyla, göreli olarak hızlı bir canlanma mümkündür” diye yazdı. Derviş bu dört unsuru şöyle sıraladı:

“-Daha fazla beklemeden kamu otoritelerince finansal sektördeki bilançolar yeniden yapılanmalı ve yazılmalı, gerekli olduğunda da bankalara el konularak.

-Sarmalının aşağı yönünü değiştirmek için, gerileyen özel harcamalarının yerine kamu harcamaları devreye girmeli.

-Bunlar, uluslararası işbirliği içerisinde gerçekleşmeli böylece krize katkı yapan cari dengesizlikler, artmak yerine azalır.

-Yıkıcı bir umutsuzluğa sürüklenmemeleri için en savunmasız insanlara yardım yapılmalı.”
Kemal Derviş, bütün bunların, bir felaket önlenecek kadar zamanlı olarak gerçekleşmesi şartıyla büyümenin 2010 yılında yeniden başlayabileceğini belirtirken “Bu iyimser senaryoda bile dünya geri dönülmez bir biçimde değişmiş olacak” uyarısını da yaptı.

Gelişmelerin zorlaması ile hükümetlerin rolünün daha da artacağını belirtirken piyasaların kamu politikalarının parmağı olmadan kendi kendilerini düzenleyebileceği fikrinin tüm saygınlığını kaybettiğini vurgulayan Derviş, 1980'li yılların başından beri etkisini gösteren “fundamentalist piyasa ideolojisinin aşırı biçiminin artık çöktüğünü” de vurguladı.

ANKA

Baş ağrısı neden oluşur?


Baş ağrıları ile ilgili her şey bu dosyada sizleri bekliyor.

Baş ağrısı, başta ve yüzde, ağızda, ve boyunda bulunan bazı özel sinirler arasındaki iletişim sonucunda ortaya çıkar.

• Beyin, etrafında kan damarlarının yer aldığı bir zar olan kaslar tarafından çevrilidir, ve beynin alt kısmında ağrıya duyarlı sinir ağları bulunur.

• Beyinden gelen pek çok sinir, direkt yüze ve başa ulaşır.

• Bu sinirlerde, beyine ağrı sinyallerini taşıyan reseptörler bulunur. Stres, kaslarda oluşan gerginlik, ve genişleyen kan damarları ağrı hissini artırır.

• Ağrı mesajı beyne ulaştığı anda, beyin başta, yüzde ve boyunda ağrı olduğunu kaydeder.

Gerilim tipi baş ağrısı ve migren tipi baş ağrıları, başağrısına yol açan iki yaygın nedenle birbirinden ayırt edilir ve açıklanabilir.

• Gerilim tipi baş ağrılarnda, ağrı hassasiyetine bağlı olarak oluşan gerilim, yüzdeki, boğazdaki ve baştaki kasları zorlayabilir.

• Başta bulunan damarlarda oluşan şişlik ve gerginlik, vasküler baş ağrısına neden olabilir: Migren, vasküler baş ağrılarının başlıca çeşididir.

Kafatası kemiklerinde ve beyin dokularında ağrıya duyarlı sinir ağları olmadığı için, buralarda ağrı hissedilmez.

BAŞ AĞRISI ÇEŞİTLERİ VE YAYGINLIĞI

İnsanların yaklaşık %90’ı nadiren baş ağrısıyla karşılaşıyor.

• %74’ünde gerilim tipi baş ağrısı görülüyor
• %11’inde migren tipi baş ağrıları görülüyor
• %0.4’ünde küme baş ağrıları görülüyor

Pek çok kişi birden fazla baş ağrısı çeşidiyle karşılaşır. Örneğin, gerilim tipi baş ağrısı, migreni olan ve olmayan kişilerde benzer düzeyde yaygınlık gösterir. Gerilim tipi baş ağrısıyla ilgili yapılan bir araştırmada bildirildiğine göre:

• Migreni olmayan insanların %76’sında
• Auranın olmadığı migren ağrılarına sahip insanların %83’ünde
• Auranın eşlik ettiği migren ağrıları olan insanların %75’inde gerilim tipi baş ağrısı görülüyor.

Her yıl, yaklaşık 8 milyon kişi baş ağrısı şikayetiyle doktora başvuruyor.

• Açıklanan pek çok raporda, migren ağrılarının yaygınlığının arttığı belirtiliyor.
• Migren tipi baş ağrıları, yaklaşık 157 milyon gün, iş yapılamamasına neden oluyor.
• Migreni olan kişilerin %80’ninden fazlası, baş ağrısı nedeniyle günlük yaşamlarına normal bir şekilde devam edemiyor.
• Migreni olan kişilerin sadece %8’i, ağrıların performanslarını, günlük yaşamlarını, ve sosyal aktivitelerini etkilemediğini bildiriyor.

Migren atakları, yaşları 25 ile 55 arasında olan kişilerde daha yaygın görülüyor.

• Migreni olan kişilerde, ağrılar çocukluktan itibaren artmaya başlıyor, ve 40 yaşında en üst sınıra ulaşıyor.
• 40 yaşından sonra, migren ağrıları hafiflemeye başlıyor.
• 60 ile 70 yaşları arasında migren semptomları genellikle azalıyor, ve hatta yok oluyor.

Migrende genetik yapının da önemli bir rolü olduğu gözlemlenmiştir; migreni olan kişilerin yaklaşık %80’ninin aile bireylerinde de migren tipi baş ağrılarının olduğu belirtiliyor.

ERKEKLERDE VE KADINLARDA BAŞ AĞRISI

Baş ağrısı, farklı düzeylerde olmak üzere, hem erkekleri hem de kadınları etkiler.

Gerilim tipi baş ağrısı, primer baş ağrıları arasında en yaygın olanıdır. Bu tip baş ağrısı, kadınlar ve erkekler arasında 1.4’e 1 oranında görülür, yani gerilim tipi baş ağrısı, kadınlarda erkeklere oranla %40 daha fazla ortaya çıkıyor.

Kadınlar ve erkekler arasında migren tipi baş ağrılarının yaygınlığı ise, 3’e 1 oranındadır.

• Yapılan bir araştırmada, kadınların %17.6’sı, erkeklerin %5.7’si migren tipi baş ağrıları olduğunu bildirmiştir.

• Yapılan bir diğer araştırmada, kadınların %17’sinin, erkeklerin ise sadece %5’inin migren tipi baş ağrıları olduğu belirlenmiştir.
Kadınlarda, migren tipi baş ağrıları bazen menstrual döngüyle çakışmaktadır.

• Menstrual migren olarak bilinen bu baş ağrılarının, menstruasyon esnasında azalan östrojene bağlı olabileceği düşünülüyor.
Menstrual ağrı

• Kadınların %75’i, hamileliklerinin son iki trimesterinde migren ağrılarının daha az sıklıkla ortaya çıktığını belirtiyorlar.

Küme baş ağrıları çok nadir olmakla beraber, daha çok erkeklerde görülür. Küme baş ağrısı olan kişilerin %80’i erkektir.

DOKTORA NE ZAMAN GİTMELİ?

Aşağıdaki durumlar geliştiğinde, acil olarak doktorunuzla görüşmeniz gerekir:

• Ani bir şekilde başlayan şiddetli baş ağrısı

• Gökgürültüsü veya bir patlama hissi veren baş ağrısı

• Bugüne kadar karşılaştığınız en şiddetli baş ağrısı ise

• Devamlı ve gittikçe kötüleşen baş ağrısı

• Başa alınan bir darbe sonrasında ortaya çıkan baş ağrısı

• Aşağıdaki semptomlardan bir veya daha fazlasının görüldüğü baş ağrısı
o Boyunda tutulma
o Eğildiğinizde şiddetlenen baş ağrısı
o Bilinç bulanıklığı
o Titreme
o Bilinç kaybı
o Devamlı ve şiddetli kusma

Real Age

14 Mart 2009 Cumartesi

Gribe sarımsak kansere zencefil


Uludağ Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mihriban Korukluoğlu, son yıllarda antimikrobiyal özellikler taşıyan baharat ve tıbbi bitkilerin üretimlerinin arttığını söyledi.

Dünya üzerinde 750 bin ile 1 milyon arasında bitki türünün bulunduğunun tahmin edildiğini belirten Korukluoğlu, ''Bunlardan yaklaşık 10 bini gıda olarak kullanılırken, 13 bininin ise tıbbi tedaviye destek amaçlı kullanıldığı düşünülmektedir'' dedi.

Bitkilerden ekstreler hazırlanarak ilaç olarak kullanılmasının Çin'de M.Ö 2700 yıllarına kadar uzandığını belirten Korukluoğlu, Anadolu halkının yabani bitkileri ilaç olarak kullanışının ise Hititler'e kadar dayandığını anlattı.

Son 10 yılda tedavi amaçlı bitki satışlarındaki artışın fazla olduğunu dile getiren Korukluoğlu, sadece ABD'de bitkisel ürünlerin satışının 15 milyar dolara yaklaştığını bildirdi.

Türkiye'de halen tedavi amaçlı kullanılan 1500'ün üzerinde bitki olduğunu ifade eden Korukluoğlu, şu bilgileri verdi: ''Sarmısağın antimikrobiyal özelliği eskiden bu yana bilinmektedir. 7 bin yıl önce Mısır piramitlerinin yapımında çalışanların sağlıklarını korumaları için her gün sarımsak verildiği bilinmektedir. Orta çağda salgın hastalıklardan korunma amacıyla kullanılan sarmısağın, ezilerek 2. Dünya Savaşı'nda Rus askerlerinin yaralarına konması bu ürünün tarihi hakkında önemli bilgiler vermektedir. Antimikrobiyal, antiviral ve antiparazit etkisi bulunan sarmısağın, nezle, grip, boğaz ağrısı ve burun iltihabına iyi geldiği bilinmektedir.''

Özellikle kekiğin halk arasında çoklukla etli yemeklerde lezzet verici olarak kullanıldığını belirten Mihriban Korukluoğlu, bu ürünün gıda bozucu mikroorganizmalara karşı da güçlü bir katkı maddesi olduğunu söyledi.

Adaçayı ve karanfilin özellikle boğaz ağrısına neden olan virüsler ile enfeksiyonların ve ağız içindeki zararlı mikroorganizmaların gelişmesinin engellenmesinde yararlanılan çok önemli iki baharat olduğunu anlatan Korukluoğlu, şunları kaydetti: ''Zencefilin ise antibakteriyel, antioksidatif, antiviral ve antitümör etkisi bulunuyor. Antitümör etkisi kansere karşı koruyuculuğunu gösteriyor. Antiviral ise virüs kaynaklı hastalıklara karşı iyi geldiğini ortaya koyuyor. Ancak baharat ve tıbbi bitkilerin etki mekanizmaları birbirinden farklıdır. Özellikle herhangi bir ilaçla olası olumsuz etkileşimin olmaması için dikkatli ve kontrollü kullanılması gerektiği unutulmamalıdır.''