18 Nisan 2009 Cumartesi

Ergenekon çamuruna batmamak için


Yaşar Okuyan 32.Gün programında medyanın Ergenekon davası ile ilgili haberlerini eleştirerek, kişileri aklayan ya da suçlayan yayınlar yapmaya bir son verilmesini önerdi.

Tüm kalbimle katıldığım bir öneri bu... Ergenekon davası hakkında yapılan yayınlar, demokratik ya da şeffaf yayıncılık anlayışı noktasını çoktan ve fersah fersah geçti.

Medyanın geneli tarafından, giderek bataklığa dönüşen bir çamurun içine yuvarlandık. İşin içinden çıkmaya çabaladıkça batıyoruz.

Bunun adı tam anlamıyla bilgi kirlenmesidir, yani dezenformasyon…

Gökten çamur değil Ergenekon bilgisi ve görüntüsü yağıyor. Davanın kuyruğuna teneke takılıp oraya buraya koşturtulması riski gün geçtikçe artıyor.

Zaten, söz konusu usülsüzlükler de işin medya ayağı olmasaydı ne bu kadar göze batacaktı, ne de aktüel olacaktı. Yani, ortada bilinçli ya da bilinçsiz yapılmış usülsüzlüklerden çok bir halkla ilişkiler felaketi hatta skandalı var.

Polislerin özellikle medyatik şahısların kapısına dayanırken o kapılara tv kameralarını kimlerin yığdığını çok kişi merak ediyor mesela...

Yani bu aramaları, göz altıları, tutuklanmaları medyatik bir şov haline getirenler kimler?

Bu medyatik şovlardan en çok ''gerçek'' Ergenekoncuların karlı çıktığını söylersek abartmış olmayız herhalde.

Hatta o kadar ki eğer böyle giderse korkarım yakında Ergenekon şüphelileri ya da zanlıları değil de ‘’mağdurları’’ diyecek noktaya geleceğiz.

Hükümetin bu görüntüden bir şey kazandığını hiç sanmıyorum. Hele davanın kendisinin hiç... Tam tersine gerek Ergenekon davasını gerekse hükümeti son derece yıpratan görüntüler bunlar.

Giderek daha fazla sayıda insanın ‘’Ergenekon, siyasi bir davadır, muhalifleri sindirme operasyonudur, korku imparatorluğu yaratılıyor,’’ gibi düşünceleri dile getirmesi kimin işine yarar söyler misiniz? Erdoğan’ın mı? Savcıların mı?...

Zaten işin aslına da bakarsak –belki de doğal ve zorunlu olarak- bu işte en çok gürültü -hatta yaygara- koparan da muhalefet partileri ve muhalif olduğunu söyleyen kişi ve kurumlar. Ergenekon davasına açık ve tam destek verenlerin sesi ise çok fazla çıkmıyor, en azından -kitlesel anlamda- pek fazla ortalarda görünmüyorlar… İyi ki de öyle oluyor!...

Ergenekon davası ile ilgili haberlere, dava sürecinin ve ‘’mağdurların’’ korunması açısından en azından belli bir kısıtlama getirilmesi gerekirdi. Sadece kesinleşen suçlar üzerine haber yapılmalı ve ‘’bağımsız’’ yargı sürecinin -dış etkilere kapalı olarak- ilerlemesine fırsat verilmeliydi. Ama bu, dünyanın nükleer silahlardan arındırılmasından bile daha güç bir şey herhalde... Herkes vazgeçmedikçe, hiç kimse vazgeçmeyecek.

Bu ortamda algımızın kirlenmesini önlemek için, kafamızın karışmasından ürkemememiz gerekiyor bence. Hem, böyle bulanık bir ortamda kafası karışmayanda bir tuhaflık vardır herhalde.

En önemlisi de olayı her yönüyle ve her tarafın bakış açısını anlamaya çalışarak izlemeli, gözlemlerimizi peşin hükme kapılmadan önyargısız bir zihin ve açık bir kalple değerlendirmeliyiz diye düşünüyorum.

Her zaman olduğu gibi bu konuda da –hatta en çok bu konuda- akıl ile gönül birliğinin sağlandığı bir vicdana ihtiyacımız var zannımca.

Dilek Yaraş

11 Nisan 2009 Cumartesi

Kilo hakkında 10 soru


Kadın olmak kilo için risk oluşturuyor, çünkü hem metabolizma yavaş işliyor em de kadınlık hormonu östrojen yağ dokusu artışını hızlandırıyor. İşte kiloyla ilgili 10 soru ve uzmanların verdiği 10 yanıt.

Bir sorunu çözmek için öncelikle nedenlerini, yol açtığı hasan iyi bilmek gerekir. Yani düşmanı tanımadan onu yenmek mümkün dedir. Bu nedenle eğer fazla kilodan kınıyorsanız, öncelikle bu problemin bir profilini çıkarmakta yarar var. İşte kiloyla ilgili 10 soru ve uzmanla verdiği 10 yanıt.

1. Kilo fazlalığı nedir?

¦ Vücutta yağ dokusu oranının artması sonucu ortaya çıkan bir tablodur. Diğer bir ifadeyle kilo fazlalığı, vücutta aşırı miktarda yağ depolanmasıdır.

2. Normal bir vücutta ne oranda yağ bulunur?

¦ Erkeklerde yağ miktarı toplam vücut ağırlığının yüzde 12-15'i (yüzde 25'ini aşmamalı), kadınlarda yüzde 20-22'si (yüzde 30'u aşmamalı) kadardır.

3. Kilo fazlalığı ve şişmanlığın kadınlarda daha sık görülme nedenleri nelerdir?

¦ Gebelik sırasında alman kiloların bir kısmının doğumdan sonra vücutta kalması,

¦ Kadınlık hormonu östrojenin yağ dokusunu arttırıcı özelliği,

¦ Kadınların ev dışında fazla hareket etmemeleri, egzersiz yapmamaları,

¦ Kadınların metabolizma hızlarının erkeklere oranla daha düşük olması,

¦ Kadınlarda atıştırma eğiliminin fazlalığı ve ruhsal kaynaklı aşın yemenin ve tatlı-unlu tutkusunun daha çok olması.

4. Kilo fazlalığı ve şişmanlığın ölçümü yapılabiliyor mu?

¦ Kilo fazlalığı ve şişmanlığın birçok ölçüm metodu mevcuttur. En sık kullanılan ve anlaşılır olanları, Beden Kitle İndeksi (BKİ) ve bel çevresi ölçümüdür. BKİ şu formülle hesaplanır: BKİ = Vücut ağırlığı (kg) / Boy uzunluğunun karesi (m)

Örnek verecek olursak; Ayşe Hanım'ın ağırlığı 70 kg, boyu ise 1.60 m ise BKI'si, 70/1.60X1.60 = 70/2.56 = 27.34 kg/m'dir.

BKİ ve bel çevresi tüm dünyada aşağıdaki tablolardaki gibi sınıflanır:

BKİ

<18,5>80 >94 Kilolu

30-39,9Obez >80 >102 Obez

>40 Aşırı obez

5. Bel çevresi niçin önemli?

¦ Hangi kiloda olursanız olun karın bölgenizi çevreleyen yağ birikimi ve göbeklenme sorunu sizi sinsice bekleyen tıkayıcı bir koroner kalp hastalığının ilk habercisi olabilir. Karın çevresinde biriken yağlar kolaylıkla damarlarınızda dolaşan yağlara dönüşebilmekte, koroner damarları daraltmakta-tıkamakta, kalp krizlerine sebep olmaktadır.

6. Kilo fazlalığı ve şişman ebeveynlerin çocuklarının şişman olma olasılığı nedir?

¦ Anne ve babanın sadece biri şişmansa çocukların şişman olma olasılığı yüzde 40'tır. Anne ve babanın her ikisi de şişmansa çocuğun şişman olma olasılığı yüzde 80'dir.

7. Kilo fazlalığı ve şişmanlığın tedavisi mümkün mü?

¦ Kilo fazlalığı ve şişmanlığın tedavisi mümkündür. Tedavinin başarısı ise sizin elinizdedir. Bunun için: Tedaviyi kesinlikle istiyor olmalısınız. Durumunuza uygun, özel bir tedavi yürütmelisiniz. Bu da alanında uzman bir hekim, diyetisyen ve egzersiz danışmanıyla işbirliği yaparak mümkün. Doktorunuz tarafından size önerilen ilaç, diyet ve egzersiz programlarına harfiyen uymalısınız. Çözümün uzun süreli bir dikkat ve sabır, eğitim ve samimiyet gerektirdiğini hatırlamalısınız.

8. Zayıflamak için ne yapmalı?
Kilo fazlalığı ve şişmanlık sorununun yasam süresini kısaltan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlıksızlık hali olduğunu bilen biri olarak, size özel, yapınıza, yeteneklerinize ve yaşam biçiminize uygun, rahatlıkla uygulayabileceğiniz, sizi mutsuz değil mutlu edecek bir zayıflama programına katılmak için mutlaka bu konuda uzmanlaşmış bir merkeze başvurmalısınız.

9. Kilo fazlalığı ve şişmanlık hangi yaş grubunda daha sık görülür?

¦ Kilo fazlalığı ve şişmanlık her yaşta görülebilir. Şiş¬manlık yaşla orantılı olarak artar ve orta yaşlarda en üst düzeye ulaşır. 55 yaşından sonra yavaş yavaş azalır. Orta yaşlar yağlanma yaşıdır.

10. Diyet programları nasıl olmalıdır?

¦ Diyet programları kişiye özel olmalıdır. Hangi diyeti uygularsanız uygulayın, zayıflama diyetlerine başlamadan önce mutlaka bir tıbbi değerlendirmeden geçmenizde yarar var. Dikkatli bir bedensel ve ruhsal değerlendirme, bazı kan analizleri, özellikle hormonal değerlendirmeler, kan sekeriniz, karaciğer testleriniz, böbrek fonksiyonlarınız dikkatle incelenmeden hiçbir programa başlama cesareti göstermemelisiniz. Özellikle mevcut kilonuzun yüzde 3 ya da 5'inden fazlasını kaybetmeyi düşünüyorsanız bunu yapmalısınız. Diyet programınızı ve bedeninizde meydana gelen olumlu-olumsuz değişmeleri belirli aralıklarla doktorunuzun, diyet uzmanınız ve egzersiz danışmanlarınızın birlikte gözden geçirmesi gereklidir. Örneğin üç aylık bir zayıflama programından geçiyorsanız, birinci ay her hafta, ikinci ay iki haftada bir yeniden değerlendirilmeniz yararlı olur.

Diyet Dergisi


Bu yıl okullar daha geç açılacak


Eylül turizmciye kaldı

Turizmcilerin bu yıl okulların daha geç açılması yönünde taleplerinin de olumlu karşılandığını açıklayan Günay, okulların bu yıl 8 Eylül yerine 24 Eylül'de açılacağını söyledi. Günay "24 Eylül Perşembe gününe denk geliyor. Kimse hafta ortasında çocuğunu okula göndermez. Pazartesi 28 Eylül'e kadar tatil devam edecek demek. Bütün eylül bizim" diye konuştu. Bakanın açıklamaları şubat ayından beri beklentide olan turizmciler tarafından az da olsa temkinli karşılandı. TYD Başkanlık koltuğunu Turgut Gür'e bırakan Murat Dedeman ve Türkiye Otelciler Federasyonu Başkanı Ahmet Barut açıklamaların sevindirici olduğunu dile getirirdi ve ekledi "Şubat ayında bekliyorduk. Çıksın ondan sonra görüşelim."

8 Nisan 2009 Çarşamba


Kadının Elini Neden Öpersiniz?

Fransız erkeğine sormuşlar. 'Kadının elini niye öpersiniz?' diye.

Fransız cevaplamış ' Kadına saygı duyarım. Erkek ile bir bütünü tamamlar.'

Alman erkeğine sormuşlar. 'Kadının elini niye öpersiniz?'

Alman cevaplamış 'Kadın kutsaldır. Hayatın devamını sağlar, doğurur.'

Türk erkeğine sormuşlar. 'Kadının elini niye öpersiniz?'

Türk erkeği cevaplamış-' Bir yerden başlamak lazım! '......






5 Nisan 2009 Pazar

Kalp krizi kanserden ölümcül


Kalp ve damar hastalıklarından ölümler çok fazla.
Rize Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Yılmaz, kalp ve damar hastalıklarından meydana gelen ölümlerin hem Türkiye hem de dünya genelinde kanserden bile daha fazla görüldüğünü söyledi.
Prof. Dr. Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, toplumların refah seviyeleri yükseldikçe obezitenin ortaya çıktığını, bunun da kalp ve damar hastalıklarıyla direkt ilgili bir faktör olduğunu belirtti.
Toplum zayıf olunca kalp ve damar hastalığının oluşma riskinin azaldığına, kilo artınca kalp ve damar hastalıklarının da arttığına dikkati çeken Yılmaz, ''Yaşlandıkça damar sertliği de artıyor. Yani yaşam süresi uzadıkça bu hastalık da artar. Ortalama yaşam süresinin uzaması nedeniyle kalp damar hastalıkları daha fazla görülüyor. Sigara da bu hastalıkta önemli bir faktör'' dedi.
Yılmaz, son dönemlerin en önemli hastalıklarının başında kalp ve damar hastalıklarının geldiğini, kalp ve damar hastalıklarından meydana gelen ölümlerin hem Türkiye hem de dünya genelinde kanserden bile fazla görüldüğünü vurguladı.
-''MANGALDA PİŞİRİLEN ET, BİR AYLIK ET İHTİYACINI KARŞILAR''-
Prof. Dr. Yılmaz, kalp ve damar hastalıklarının Türkiye'de özellikle Doğu Karadeniz'de diğer bölgelere göre daha fazla görüldüğüne dikkati çekti.
Bunda beslenme alışkanlığının önemli rol oynadığını ifade eden Yılmaz, şunları söyledi:'
'Bölgemizde hayvansal gıdalar çok seviliyor. Katı yağlar tercih ediliyor. Mesela etin mangalda pişirilmesi son derece zararlı. Mangalda pişirilen et, neredeyse insanın bir aylık et ihtiyacını karşılar. Tabii genetik nedenler ve hareketsiz yaşam da hastalığın görülmesinde son derece etkili oluyor. Bölgemizde araç çok fazla kullanılıyor. Yürünecek mesafeler bile otomobille gidiliyor. Bu da insanı hareketsiz bir yaşama sevk ediyor.'
'Yılmaz, kalp ve damar hastalıklarına yakalanmamak için düzenli spor yapılması ve bitkisel yağlarla hazırlanan sebze yemeklerinin tercih edilmesi gerektiğini kaydetti.
A.A.

100 yıl yaşamanın sırrı!


bazı insanlar, çok çaba göstermeden bir asırı deviriyor. Peki onların sırrı ne?

Uzun bir yaşamın sırrı, insanoğlunun en çok peşinden koştuğu hayallerin başında geliyor. Bilim ilerledikçe, her gün yapılan yeni yapılan araştırmalarla, bu gizem biraz daha aralanıyor.

Ancak bazı insanlar, çok çaba göstermeden bir asırı deviriyor. Peki onların sırrı ne? Bazı bilimadamları, coğrafi bölgenin bunda etkisi olduğunu düşünüyor.

Örneğin, Japonya’nın Okinawa Adası, dünyada yaşları 100’ün üzerinde olan en çok insanın yaşadığı yer. Uzmanlara göre bunun nedeni, ada sakinlerinin Japon mutfağına özgü az yağlı ve sebze ağırlıklı beslenme alışkanlıkları.

Ancak dünyanın birçok bölgesinde de yaşları 100’ün üzerinde olan insanlar yaşıyor. Dünyanın saygın bilim kuruluşlarından İngiltere Beslenme Kurumu’ndan (British Nutrition Foundation), diyetisyen Dr. Elizabeth Weichselbaum insanlardan 10’unuyla bir görüşme yaptı. Ve nasıl bu kadar uzun yaşadıklarının cevabını bulmaya çalıştı. İşte sonuçları:

1. BALIK

115 yaşındaki Danimarkalı Hendrikje van Andel-Schipper’a göre uzun yaşamasının sırrı her gün yediği ringa balığı ve içtiği bir bardak portakal suyu. Balık Omega 3 yağı bakımından çok zengin ve özellikle kalp ve damar hastalıklarını önleyici bir yapıya sahip. Portakal suyu ise vitamin C ve antioksidan bakımından zengin.

2. TAZE SEBZE

120 yaşındaki Arap asıllı İngiliz Mariam Amash, uzun ömürlü olmasını bolca sebze yemesine bağlıyor. Dr. Weichselbaum’un, günlük beslenme listemize çeşitli vitamin ve minareller içeren sebzeleri de dahil etmemiz şart. Sebzeler, kalp krizini önlüyor ve kansere karşı koruma sağlıyor.

3. KARARINDA ŞEKER

114 yaşındaki Japonyalı Mitoyo Kawate düzenli olarak geleneksel vanilyalı kek (şeker, su, tereyağ ve vanilyadan yapılan) yediğini söylüyor. Dr. Weichselbaum’a göre Kawate’nin uzun yaşamasına asıl sebep kek değil fakat düzenli olarak ancak kararında şeker tüketmesi.

4. KARARINDA ALKOL

İskoçya’da 113 yaşında vefat eden Lucy d’Abreu, her gün zencefilli konyak içtiğini söyledi. Dr. Weichselbaum az tüketilen alkolün kalp krizi riskini azalttığını ama bunun yanında bazı kanser türlerinide tetiklediğini belirtiyor. Belki de Lucy’nin asıl sırrı zencefildi.

5. EGZERSİZ

Ukraynalı Hryhoriy Nestor’un en sevdiği yemek, ekmek arası atıştırma. Bol bol Lahana, patates ve balık da yediğini söyleyen Nestor, bunun yanında hiç evlenmediğini ve Ukrayna’daki çiftliğinde aktif bir hayat sürdürdüğünü ve çok hareket ettiğini söylüyor.

6. EKMEK

111 yaşına kadar yaşayan İngiliz Ada Mason’un torunu, annanesinin her öğünde bol bol ekmek yediğini söyledi. Mineral açısından zengin olan ekmek, uzun yaşamın nedeni olmasa da yardımcısı olmuş olabilir.

7. TAHIL

Her sabah bir İskoç geleneği olan yulaf lapasını yiyen 111 yaşındaki Annie Knight, uzun yaşamasını bu alışkanlığına bağlıyor. Dr. Weichselbaum göre ise yulaf lifli yapısıyla sağlığına çok yararlı.

8. TAVUK

114 yaşına kadar yaşayan Yukichi Chuganji fazla sebze yememesine rağmen uzun ömrünü her gün yediği haşlanmış tavuğa bağlıyor. Dr. Weichselbaum’a göre pilavın içinde vitaminler, minareller ve nişasta bulunuyor. Ama pilavla sebze de yemek gerekiyor.

9. PEYNİR

Kazakistan’da yaşayan Sakhan Dosova 130 yaşına daha yeni bastı ve dünyanın en yaşlı insanı olarak rekor kırdı. Tatlıdan uzak duran Dosova, bunun yerine bolca süzme peynir yiyiyor. Dr. Weichselbaum süzme peynirin diğer peynirlere nazaran daha az yağlı olduğunu ve kalsiyum açısından da zengin bir besin olduğunu söylüyor.

10. SÜT

116 yaşındaki Ekuadorlu Maria Esther uzun yaşamasının sebebinin içtiği keçi sütü olduğunu söylüyor. Uzmanlara göre, süt kemiklerin içerdiği kalsiyum ile kemiklerin zedelenmesini ve güçsüzlenmesini önlüyor. Böylece, yaş geçse bile, insan daha dinamik ve sağlıklı bir yaşam sürebiliyor.

Annenizle iyi geçinin düzenli seks yapın

İngiliz The Sun gazetesi de, daha uzun ve sağlıklı bir ömür sürmenin “sosyal sırlarını” ortaya çıkarmak için yüzlerce bilimsel araştırmanın sonuçlarını inceledi. İşte 100 yaşına kadar yaşamak için diğer ipuçlar:

EVLİLİK: Kadınlara 2 yıl, erkeklere 7 yıl daha uzun bir yaşam vaat ediyor. Mutlu bir evlilik çiftlerin erken ölüm riski yüzde 27 azaltıyor.

ARKADAŞLAR: İyi bir arkadaş ortamı yaşam süresini yüzde 22 oranında artırıyor.

ÇOCUKLAR: Çocukları olan kadınların, 100 yıl yaşama şansı diğerlerine oranla 4 kat fazla.

GENÇ ANNE: Annesi 25 yaşın altında doğum yapan çocukların 100 yaşına kadar yaşama şansı 2 kat fazla.

CİNSEL YAŞAM: Düzenli bir cinsel yaşam ömre 7 yıl katabilir.

ANNEYLE İLİŞKİLER: Annenizle iyi anlaşmak alkolizm, tansiyon ve kalp hastalığı riskini azaltıyor.

STRES: Hayata olumlu bakmak kalp hastalığı riskini yüzde 50 azaltıyor. Ayrıca 100’ü devirme şansları 3 kat artıyor

KOMEDİ FİLMLERİ: Stres hormonu kortizol seviyesini düşmesine neden oluyor.

BULMACA: Düzenli olarak bulmaca çözenler daha uzun ve sağlıklı yaşıyor.

GAZETE: Her gün gazete okumak beynin daha aktif kalmasını sağlıyor.

INTERNET: İnternette sörf, karmaşık sorunları çözme becerisini 2 kat güçlendiriyor.

KÖPEK: Evcil hayvan sahiplerinin kalp krizini atlatma olasılığı yüzde 12 yüksek.

KÖY YAŞAMI: Araştırmalar, kırsal kesimde yaşamanın ömrü uzattığını gösteriyor.

SİGARA: Sigarayı 30 yaşına kadar bırakmak hiç kullanmayanlar kadar uzun bir yaşam sağlıyor.

KARİYER: İşini severek çalışanlar 7 yıl daha uzun bir ömür sürüyor.

İNANÇ: Düzenli olarak ibadet edenler diğerlerine göre 5 yıl daha uzun yaşıyor.

Beyni Genç Tutmanın 16 Yolu


Vücut sağlığımız kadar önemli olan zihin sağlığımızı korumak için de yapmamız gerekenler var! Oxford ve Harvard üniversitesi bilimadamları "beyni genç tutmanın" yollarını açıkladı. İşte uzmanlardan 16 basit ama yararlı tüyo...

Terleyin: Egzersiz, verimli çalışmak için bol oksijene ihtiyaç duyan beyin hücrelerinin gıdası gibidir. Böylece beynin öğrenme ve hatırlama becerisi güçlenir.

Balık yiyin: Yüksek Omega-3 içeren sardalya ve ton gibi yağlı balıkları tüketmek zekayı attırır. Konsantrasyon ve okuma yeteneğini geliştirir. B vitamini ve protein açısından zengin besinler de seratonin içerdiği için beyindeki iletişim hızlanır.

Lavanta koklayın: Lavanta kokusu işe konsantrasyonu artırır. Özellikle öğle aralarında, çalışmaya başlamadan önce lavanta koklayın.

Mola verin: Uzun ve aralıksız çalışma saatleri ters etki yaparak beynin verimini düşürür. Araştırmalar her 40 dakikalık çalışmadan sonra 20 dakikalık ara vermenin, sonraki 40 dakikaya hazırlanmak için gerekli olduğunu savunuyor.

İyi bir uyku çekin: Gece 7-8 saatlik uyku beyin performansını en üste taşır. Ayrıca gün ortasında 30 dakikalık bir kestirme beynin şarj olmasını sağlar.

Sakız çiğneyin: Sakız çiğneme beyne giden kanı yüzde 20 artırıyor. Böylece hafızayı kuvvetlendirip, stresi azaltıyor.

Su için: Yüzde 80’i su içeren beynimiz su içmediğimizde küçülüyor. Bu sebepten her gün 1.5- 2 litre arasında su içmek gerekiyor.

Kırmızıya bakmayın: Kırmızı görmek özellikle sınavda başarıyı düşürüyor ve öğrencide motivasyon düşüklüğü yaratıyor.

Seks yapın: Orgazmla sonuçlanan bir seks veya hamilelik süreci, kadınların beyinlerindeki prolaktin hormonunun ve beyin hücrelerinin artmasını sağlıyor.

Sıcak çikolata için: Yatmadan önce içilecek bir bardak sıcak çikolata zekayı arırıyor. Kakao özellikle yaşlıların zihnini açıyor.

Rock dinleyin: Araştırmalar rock müziğin de, klasik müzik kadar öğrenmeyi ve konsantrasyonu artırdığını gösterdi.

Rahatlayın: Rahat bir yere oturup gözlerinizi kapayın ve ayaklarınızdan boynunuza kadar tek tek kaslarınızın gevşediğini hissedin. Gerginliği atmak, sınavdaki başarınızı yükseltecektir.

Yetenek geliştirin: 6 yaş grubu üzerinde yapılan araştırmalara göre müzik ve resim gibi konularda eğitim gören çocukların IQ’ları daha yüksek oluyor.

Sınırlı teknoloji: SMS ve e-mail’i fazla kullanmak ve çok televizyon seyretmek zeka seviyesini düşürüyor.

Beyin jimnastiği yapın: Akıl oyunları oynayarak, bulmaca ve zeka testleri çözerek beyninizi zinde tutabilirsiniz.

Alkol almayın: Alkol beyin hücrelerini öldürerek, öğrenme ve hafıza bölgesine zarar verir.