Kaynak: Türkiye Gazetesi Takvimi
Kaliteli, Sade, Açıklayıcı, Anlaşılabilir Ve Güncel Bilgiler
Kaynak: Türkiye Gazetesi Takvimi
Bugün 16 Mayıs 2022;
Hicrî Şemsî: 1400 Rûmî: 03 Mayıs 1438 Hızır: 11
Yüce bir ahlak üzere olan Hz. Peygamber, Rabbinin çizdiği istikamet ve kendisine verdiği merhamet hisleriyle, insanlara şefkatle yanaşmış ashabının derdini dert, sevincini kazanç bilmiş; kısa zamanda pek çok insanın gönlünü fethetmiştir. O, insanları hayra davet ederken kaba ve sert davranmak yerine yumuşak ve rikkatle muamele etmiş, nefret ve korku yerine muhabbet ve ümit aşılamıştır. Affetmeyi erdem saymış, kötülük edenlere iyilikle karşılık vermiştir. Kimseyi başkalarının yanında kınamamış, rencide etmemiştir. Aksine konuşmaya başlarken öncelikle karşısındaki kişinin güzel ve hayırlı taraflarını ifade etmiştir. Dinî konularda yanlış yapan Müslümanları, Resûlullah (s.a.s.) yanından uzaklaştırmak yerine, onlara hatalarını fark ettirmiş ancak hiçbir zaman ötekileştirmemiştir. Resûlullah, (s.a.s.) insanlara özellikle dinî konuları anlatırken onların zihin ve kalplerine sözü âdeta ilmek ilmek işlemiş, ulvi duygulara seyahat ettirirken vicdanlarda ve ruhlarda yüce bir inkılap meydana getirmiştir.
Bugün 12 Mayıs 2022;
Hicrî Şemsî: 1400 Rûmî: 29 Nisan 1438 Hızır: 7
Çok eski zamanlarda, zenginliği dünyaca bilinen bir adam yaşarmış. Adam zenginliğiyle övünür ve gittiği her yere hazinesinden bir parça götürürmüş. Bu adamın, güvendiği bir de bilge varmış. Günlerden bir gün bu bilge kişiyle otururken ona şöyle bir soru sormuş: “Sen ki göğün gizemine ermiş, bilime yön vermiş bir adamsın. Şimdi senin gibi bilge bir adamın fikrini merak etmekteyim. Benim servetim hakkında ne düşünüyorsun?” Bilge bu soru karşısında adamın gözlerine bakarak şu sözleri söylemiş: “Diyelim ki kızgın ve uçsuz bucaksız bir çöldesiniz. Ölmemek için size uzatacağım bir bardak suya servetinizin yarısını verir miydiniz?” “Verirdim tabii.” “Zaman geçti diyelim susuzluğunuz arttı, size uzatacağım bir sonraki bardağa servetinizin öteki yarısını da verir miydiniz?” Zengin adam biraz düşünmüş ve ardından: “Ölmemek için evet.” demiş. Bunun üzerine bilge kişi gülerek şu sözleri söylemiş: “Mademki öyle, o zaman çok övünmeyin. Çünkü sizin servetiniz yalnızca iki bardak sudur.”
Hiç kimseyi gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü tutmayan ve her güçlüğün yanında mutlaka bir kolaylığın da bulunduğunu bildiren Yüce Allah, hayatı ve ölümü imtihan için yaratmıştır. Dünya bir imtihan yeridir ve herkesin imtihanı da kendisine göre zordur. Engelli olmak da imtihanın bir yansımasıdır. Esasen herkes her an engelli olma tehlikesiyle yüz yüzedir. Tedbirsizlikler, hastalıklar, kazalar… Sebebi ne olursa olsun engelli olmak, şu dünya hayatının görmezden gelemeyeceğimiz gerçekleri arasında yer alır. İnsana düşen görev, engelli olmanın psikolojik baskısı altında ezilip kötümser olmak değil, onunla yaşamayı bilmek ve onu yönetebilmektir. Bu bağlamda dinî hayatın da nasıl düzenleneceğini bilmek önemlidir. Zira engelli olmak, din ve hukuk karşısında sorumlu olmayı bütünüyle ortadan kaldırmaz. Engelin türü ve ağırlığına göre bazı hafifletmeler ve hatta birtakım mükellefiyetlerin kalkması gibi neticeler olsa da engellilik, Müslümanca yaşamaya ve kulluk görevini ifa etmeye mani değildir.