28 Ekim 2022 Cuma

İman, huzur ve mutluluk kaynağıdır

 

Bir Ayet: Allah’ın nimetini saymaya kalksanız başa çıkamazsınız. Allah gerçekten bağışlayıcıdır, merhametlidir. (Nahl, 16/18)

Varlığımızın yegâne sebebi Allah Tealâ’dır. O’nun “Ol!” emriyle, gökler ve yer arasındaki bütün varlıklar dünya hayatındaki yerini alır. Bizleri yoktan var eden; kudreti, ihsanı ve yardımı ile yaşatan; nimet verip sınayan O’dur. O’na iman büyük bir şereftir.Sağlam iman en büyük güvencedir. Yüce Allah’a iman en büyük manevî destek, güçtür.

Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Onlar, iman eden ve kalpleri de daima Allah’ı hatırlayıp anmakla doygunluk ve huzura eren kimselerdir. Haberiniz olsun ki, kalpler ancak Allah’ı hatırlayıp anmakla doygunluk ve huzura erer.” (Ra’d, 13/28)

İman, insanı yalnızlıktan, boşlukta kalmaktan kurtarır. İman hayatın anlamı ve tadıdır. Kalbin aydınlığıdır. Bu sebeple Rabbimizle aramızdaki iman bağını özenle koruyup güçlendirelim. O’na hakkıyla ibadet edelim; yalnız O’ndan yardım dileyelim. Rabbimize gönülden dua edelim. İşlediğimiz tüm günahlarımıza tevbe edelim. Unutmayalım ki kim Rabbini unutur ve O’nunla arasındaki iman bağını koparırsa, Allah Tealâ da onu rahmetinden uzaklaştırır. Dünyada yüreğine korku salar, ahirette yüzüne bakmaz ve onu büyük bir azaba uğratır.

KAYNAK: DİYANET takvimi

27 Ekim 2022 Perşembe

İdare Sanatı Üzerine

 

Şerefli bir makama yükselmek zordur, oradan düşmek ise pek kolaydır. Tıpkı ağır bir taş gibi; kaldırması ne kadar zorsa indirmesi o kadar kolaydır.

Eflatun şöyle demiş: Bir yönetici, tam anlamıyla muktedir olunca doğasında iyilik ve kötülükten hangisi varsa emri altındakileri ona yönlendirir.

Eflatun, "Gönlüm yalnız şu üç şeyden incinmiştir" der: 1-Fakir düşen zengin, 2- Zillete düşen yüce kişi, 3- Cahillerin oyuncağı hâline gelen bilge.

16'ncı yüzyılın sonlarında yaşayan ünlü düşünür Baruch Spinoza'nın dediği gibi; Barış, savaşın yokluğu anlamına gelmez; o bir erdem, bir ruh hali, bir iyilik, itimat ve adalet duygusudur.

Gücün yettiği kadar herkese iyilik et. Hiç şüphe etme sana bundan ancak iyilik gelir. (Kutadgu Bilig)

25 Ekim 2022 Salı

Sağlık..Kestane

 

Soğuk kış gecelerinin vitamin deposu olan kestane, sağlık bakımından çok faydalıdır. 100 gram kestanede; 160 kalori, 34 gr karbonhidrat, 3.2 gr protein, 1.8 gr yağ ve 8-10 gr lif bulunur.
- Nişasta, lif, protein, potasyum, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum bakımından zengindir.
- Kolesterolü düşürür, kalp damar hastalıklarına karşı korur.
- Kan basıncını düzenleyerek dolaşımı hızlandırır.
- Gluten bulunmadığından içindeki demir ile kansızlığı önler.
- İçersindeki kalsiyum ile; kemik, kas ve dişleri güçlendirir.
- Yorgunluğa ve hâlsizliğe iyi gelir, enerji sağlar.
- Kabukları suda kaynatılarak hazırlanan ilâç; ateş düşürür ve sinir sistemine iyi gelir. 
 Kestanenin pişirilmesi:
1. İlk olarak bir bıçak yardımıyla kestanelerin üzeri çizilir.
2. En az 15 dakika suyun içinde bekletilir. Sonra suyu süzülüp kağıt havlu ile kurulanır.
3. İster  fırında, ister soba üstünde damak tadına göre pişirilir. 
Kestane ne kadar taze olursa o kadar kolay pişer ve lezzetli olur. Satın alırken kabuğunun sert olmasına özen gösterilir.
Kestane reçeli yapımı:
1.5 kg kestane suyun içinde haşlanır. Yumuşayınca ocaktan alınır. Bir bıçak yardımıyla üzerlerine çizik atılarak fırın tepsisinde 240 derece fırında 15 dakika kadar pişirilir. Fırından çıkarılıp, kabukları soyularak küçük parçalara ayrılır. 1 su bardağı toz şeker ve yeterli miktarda su ekleyerek pişirilip âfiyetle yenir.

Kaynak: Türkiye Gazetesi Takvimi

24 Ekim 2022 Pazartesi

Eş olarak Hz. Peygamber


Allah Resûlü, aile fertlerine samimi ve içten davranan, değer verdiğini hissettiren, sevinçleriyle sevinen, üzüntüleriyle üzülen bir aile reisiydi. Onlarla ilişkilerinde sevgi, saygı ve nezakete dayalı sıcak ve ahenkli bir üslûbu benimsemişti. Nitekim Allah Resûlü, “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi olanınızdır. Ben de aileme karşı en iyi olanınızım!..” (Tirmizî, Menâkıb, 63) buyurarak müminlere aile hayatında huzuru bulacakları yolu göstermekteydi.

Sevgi, saygı, şefkat ve merhametin hâkim olduğu bir aile ortamı isteyen Hz. Peygamber, eşinin görüşüne başvurmak ve meseleleri istişare etmek suretiyle hanımına verdiği önemi gösterirdi. Eşleri ve çocuklarının makul isteklerini yerine getirmeyi ihmal etmezdi. Onlara değer verdiğini hissettirirdi. Nitekim bir bayram günü Hz. Âişe, Habeşliler tarafından oynanan kalkan ve mızrak oyununu izlemek istemiş, Allah Resûlü de onu kırmamıştı. Onu arkasına almış ve samimi bir şekilde istediği kadar seyretmesini sağlamıştı (Buhârî, Îdeyn, 2).

KAYNAK: DİYANET takvimi


Sözümüz anlaşılır olmalı

 

Yüce Rabbimiz bize konuşma nimetini anlaşmamız için vermiştir. Konuşmadan maksat birbirimizi anlamaktır. Konuşan kimse maksadını herkesin rahatça anlayacağı  şekilde açık ve seçik söylemek durumundadır. Bu sebeple Resûl-i Ekrem Efendimiz meramının iyice anlaşılması için, herkesin bildiği kelimelerle ve âdeta sözleri sayılacak şekilde konuşur, gerek duyduğu zaman sözünü üçer defa tekrarlardı. Onu dinleyen herkes ne demek istediğini iyice kavrar, hatta birçoğu bu sözleri ezberlerdi. Onun bu konuşma tarzına işaret eden Hz. Âişe “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sizin yaptığınız gibi çabuk çabuk konuşarak sözlerini arka arkaya ulamazdı” demektedir (Buhârî, Menâkıb, 23). Bu kadar açık konuşmasına rağmen aynı konuda kendisine soru soranları anlayışsızlıkla suçlamaz, sorulara cevap verirdi.

İnsanlara hitap eden kimseler, muhataplarının anlayış seviyesini göz önünde bulundurmak ve onların anlayacağı şekilde konuşmak zorundadır. Bunun önemine işaretle Hz. Ali, “insanlara anlayacakları şekilde konuşunuz” (Buhârî, İlim, 49) demiştir. Kişi meramını anlatamadığı veya ne demek istediği anlaşılmadığı zaman, sözlerini bir daha tekrarlamaktan kaçınmamalıdır.

KAYNAK: DİYANET takvimi


Dünya'da Garip Kanunlar

 

Kulağa tuhaf gelebilir, ama bunlar dünyanın farklı şehirlerinde hâlâ geçerli olan kanunlar. Dünyanın 25 ‘tuhaf’ kanununu derleyen İngiliz Times gazetesine göre, saçma kanunlarda başı ABD ve İngiltere çekiyor. 
Fransa’da domuza ‘Napolyon’ ismi vermek yasak. 
ABD’nin Florida eyaletinde Pazar günleri paraşüte binen bekâr kadınlar hapse girebilir.
İngiltere kıyılarındaki ölü balinanın başı krala, kuyruğu ve kemikleri ise kraliçeye âit olur. 
Londra’da vebalıların taksiye binmesi yasak. Taksilerin kuduz köpek ve cesetleri taşıması da yasak.
İngiltere’de hamilelerin istedikleri yerde tuvalete gitmelerine izin veriliyor.
New York şehrinde şehir surları içinde ok ve yay taşıyan İskoçları öldürmek yasak değil.
ABD’nin Vermont eyaletinde kadınlar takma diş takabilmek için kocalarından izin almaları lâzım.
Chester adasında Gallerlilerin gün ışığından önce şehre girmeleri ve güneşin batmasından sonra şehirde kalmalarına izin verilmiyor.
İngiltere’de üzerinde monarşiyi gösteren pulu ters yapıştırmak vatana ihanet olarak algılanıyor.
Lancashire sâhilinde sâhiplerinin, köpeğinin havlaması için sâhil polisinden izin alması gerekiyor.
Londra limanına giren kraliyet gemileri, liman polisine bir fıçı rom vermek zorunda.

Günün Tarihi...Birleşmiş Milletlerin Kuruluşu (24 Ekim 1945)

 

    II. Dünya Harbi’nin sonunda insanlığı yeni bir savaştan korumak ve ülkelerin sıkıntılarına ortaklaşa çâreler aramak ve insan haklarının korunmasını sağlamak gâyesiyle, Birleşmiş Milletler Teşkilâtı kuruldu. 24 Ekim 1945’te 50 devletle kurulan bu teşkilâta Türkiye de kurucu üye olarak katılmıştır. Birleşmiş Milletler’in dünya barışına bâzı faydaları olmuştur. BM’ye üye ülke sayısı 196’yı geçti. BM; üyeleri itibarıyla çok büyük farklılık gösteriyor. Nüfusu 1 milyar 300 milyonu aşan üyesi (Çin) de var, bir kasaba büyüklüğünde olan üyeleri de var. Yüzölçümü 17 milyon km2’yi geçen üyesi (Rusya) da var, yüzölçümü 2 km2’nin altında üyesi (Monako) da var.