30 Ocak 2023 Pazartesi

Antibiyotikli Etkili Besinler

 

    Hemen hemen her hastalığın tedâvisinde uzmanların verdiği ilâçların başında gelen antibiyotik, kimyasal yapısı dolayısıyle uzun zaman kullanımında vücutta bâzı hücre bozukluklarına sebep olabilir. Bu yüzden alternatif tıp uzmanları, belli bir zamandan sonra ilâçların bırakılıp normal besinlerden faydalanılmasını istiyor. Antibiyotik etkisi yüksek besinler şunlardır:

ZERDEÇAL: Vücuttaki serbest radikalli hücreleri atarak yenilemesine yardımcı olur. Özellikle kan akışını düzenler. 

SUMAK: Oldukça güçlü bir virüs öldürücüdür. Mutfakta eksiltmememiz gereken bir baharattır. İltihabı vücuttan atar. 

NAR: Kan yapıcı besinlerin başında gelir. Sinir hücrelerini hareketlendirerek hücrelerin hızla yenilenmesini sağlar. Tuzla yenince, boğazda virüslerin sebep olduğu tahribatı önler. 

BAL: Düzenli olarak bal yiyenlerin hastalığa yakalanma ihtimali % 20 düşer. Enfesksiyonu önler. Bağışıklığı güçlendirir.

MAYDANOZ: Vücuttaki ödem ve asitleri hızla atar. İdrar yolunda, böbreklerde ve mesanedeki bakterileri temizler. 

SOĞAN: Antibiyotik deyince akla ilk gelen besindir. Mikroplara karşı bağışıklığı güçlendirir. Her gün tüketilmesi tavsiye edilir. 

SARIMSAK: Tıpkı soğan gibi en etkili ikinci antibiyotiktir. 

ELMA SİRKESİ: Yüz yıkama suyuna yahut banyo suyuna konularak, cildin ve saçların mikroplardan arınmasını hızlandırır. 

LİMON: Hem antibiyotik etkilidir hem de C vitamini deposudur. Çantalarda ilâç yerine limon bulundurmamız sağlık açısından daha faydalı olur. İçilen suya veya çaya ekleyerek kullanılabilir. 

Coğrafya kader mi?

 

İbn-i Haldun “coğrafya kaderdir” der...

Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya bu sözü iliklerine kadar yaşıyor. Bu nedenle attığı her adımın, uyguladığı her politikanın ekonomik ve uluslararası yansımaları oluyor. Aynı şekilde bölgesinde yaşanan her gelişme de Türkiye’nin ekonomi ve dış politikasını etkiliyor.

Arap Baharı

Tunus’ta başlayıp komşu ülkelerine yayılarak ilerleyen ve “Arap Baharı” olarak adlandırılan süreç Türkiye’yi doğrudan etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. Libya’da Kaddafi’nin devrilmesi sonrası yaşanan istikrarsızlık süreci, Mısır’da Mübarek’in devrilmesi sonrasında Mursi’nin de darbeyle devrilmesi beraberinde istikrarsızlık getirdi. Diğer taraftan Suriye’de Esed rejiminin devrilmemek için ülkeyi bataklığa çevirmesi gibi tüm süreç Türkiye’yi etkiledi.

Gerek bu ülkelerden başlayan göç akını, gerek ortaya çıkan çok başlılık ve terör olayları Türkiye’nin bölgesel adımlarını ve ekonomi politikalarını doğrudan etkiledi.

Rusya-Ukrayna Savaşı

SSCB’nin dağılmasından sonra bir süre liberal politikalar uygulayan Rusya’nın 2008 yılında Güney Osetya’ya saldırması 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesi, 2015 yılında Suriye’ye yardıma koşması ve 2022’de Ukrayna’ya savaş açmasının küresel etkileri oldu.

Günümüzde Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açması sebebiyle “Batı” ülkelerinin ve Rusya’nın karşılıklı olarak uyguladıkları yaptırımlar, Türkiye’nin hem dış politikasını hem ekonomi politikalarını doğrudan etkiledi.

Doğu Akdeniz

Akdeniz’e en fazla sınırı olan ülkelerden biri olan Türkiye’nin Akdeniz’de enerji rezervlerinin keşfedilmesi sonrasında bazı ülkelerle kurduğu yakın ilişkiler, bazı ülkelerle de yaşadığı çekişmeli süreç yine Türkiye’nin hem dış politikasını hem ekonomi politikasını doğrudan etkiliyor. Libya’da BM tarafından tanınan meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye’nin MEB antlaşması imzalamasına karşılık Yunanistan ve onu destekleyen ABD ve AB ile yaşanan gerilimli süreç Türkiye’yi doğrudan etkiliyor.

Doğu Akdeniz’de bulunan dev enerji rezervi ve Akdeniz’de hakkı bulunan ve enerji rezervi keşfeden diğer ülkelerin bu enerjiyi satmak istemeleri de aynı şekilde Türkiye’nin hem dış politikasını hem de ekonomi politikasını doğrudan etkiliyor.

İkinci Karabağ Savaşı

Türkiye’nin Azerbaycan’a sağladığı SİHA ve askeri tecrübe desteğiyle Azerbaycan’ın Karabağ’da zafer kazanması ve sonrasında Türk Devletleri Teşkilatı kurulması Türkiye’nin hem dış politikasını hem de ekonomi politikalarını etkiledi.

TDT vesilesiyle Türk Devletleri arasında ilişkilerin gelişmesi sonrasında Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan’ın gerçekleştirdiği üçlü zirve ile Türkmen gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması konusu ve Türkiye’nin enerji HUB’ı olma çalışmaları da Türkiye’nin hem uluslararası ilişkilerini hem de ekonomi politikalarını doğrudan etkiliyor.

Enerji HUB’ı olma çalışmaları

Türkiye’nin bu konuda attığı adımlar Türkiye-Rusya, Türkiye-İsrail, Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan ilişkilerini de doğrudan etkiliyor. Bunlara ek olarak Türkiye’nin son dönemde terörle mücadelede elde ettiği başarı ile Kuzey Irak gazının da Avrupa’ya ulaştırılması çalışmaları başladı. Geçen hafta Kuzey Irak Bölgesel Başkanı Barzani ile yapılan görüşmede bu konu ele alındı.

İsrail gazı, olası Mısır gazı, Rus gazı ve Türkmen gazının ve yine olası Kazakistan gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılmasıyla Türkiye’nin enerji hub’ı olması beklenmektedir.

Yeni Ekonomi Modeli

Türkiye’nin bölgesinde yaşanan gelişmeler dış politikasını doğrudan etkilerken ekonomi politikalarını da etkilemektedir.

Dış politikada güçlü adımlar atmak için ekonominin de güvenliğinin sağlanması gerekli. Çünkü Türkiye’nin enerji ithalatı sebebiyle cari açık vermesi döviz ihtiyacını da artırmaktadır. Döviz ihtiyacı da Türkiye’nin enflasyon, faiz oranları, yatırımlar gibi pek çok alanda ekonomi politikasını da doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle uygulamaya başladığı yeni ekonomi modeliyle yatırımı, üretimi, istihdamı ve cari fazlayı artırmaya yönelik adımlar atılmaktadır.

Karadeniz gazının devreye girmesi ve Türkiye’nin yenilenebilir enerjide Avrupa’da beşinci dünyada on ikinci sıraya gelmesi de yine hem enerji arz güvenliğini artırırken cari açık üzerinden ekonomi güvenliğini de artırıcı bir etki oluşturmaktadır.

Sonuç olarak, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya Türkiye’nin dış ve ekonomi politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye bunun farkına vardı ve bu doğrultuda sert ve yumuşak güç unsurlarını kullanıyor. Etkilerini de görmeye başladı…

29 Ocak 2023 Pazar

Parola: Yeşil Dönüşüm


Türkiye, tarafı olduğu Paris İklim Anlaşması’nın gereklerini yapmak için iklim değişikliğiyle mücadele kapasitesini arttırmaya çalışıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı’nın 2024-2028 yıllarına ilişkin yayımladığı planda, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda, merkezine çevreyi ve insanı alarak sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını geliştiren, toplumun her kesimini ve tüm sektörleri kapsayan yeşil dönüşüm hedefi ön plana çıktı. Bakanlığın bu yıla ilişkin belirlediği stratejik amaçların birkaçı ise şöyle:


‘Yeşil binalar yaygınlaşacak’

*Çevre ve doğal kaynakları korumak, iklim değişikliği, çölleşme ve erozyonla mücadele etmek.

*Çevre kalitesini iyileştirmek üzere alıcı ortamları izlemek, denetlemek ve kalitesini arttırmak, toplumda çevre bilincinin gelişmesini sağlamak.

*Yeşil kalkınmanın sağlanması için, yatırım ve faaliyetlerin çevre ile uyumunu sağlamak, yatırım ortamının gelişmesini desteklemek.

*Afetlere hazır, çevre ve iklim dostu, tarihi değerlerini koruyan, yatay mimariyi esas alan kentsel dönüşüm ve planlama anlayışı ile kimlikli şehirlere kavuşmak.

*Çevre ve iklime duyarlı yeşil binaları yaygınlaştırmak, güvenli yapılaşmayı sağlamak.

Hedefler de belirlendi

Söz konusu amaçlara ulaşılması için de hedefler belirlendi. Bu hedefler arasında, atıkların ekonomiye kazandırılması, iklim değişikliğiyle mücadele, millet bahçelerinin 81 ilde yaygınlaştırılması, kamu taşınmazlarının etkin yönetimi, binalarda enerji verimliliği, akıllı şehirlere ilişkin yönetim mekanizmasının oluşturulması yer aldı.

25 Ocak 2023 Çarşamba

Mübârek Üç Aylar Başladı

 

Mübârek üç aylardan Recep ayı bugün başladı. Bu ay tevbe, hürmet ve ibâdet; Şaban muhabbet ve hizmet; Ramazan ise yakınlık ve nîmet ayıdır. Birgün Peygamber efendimiz, Recep ayındaki ibâdetlerin faziletini anlatıyordu. Yaşlı bir zât; “Yâ Resûlallah! Recep ayının tamamını oruçlu olarak geçirmeye gücüm yetmez.” deyince, Peygamber efendimiz buyurdu ki: “Sen, Recep ayının birinci, onbeşinci ve sonuncu günleri oruç tut! Hepsini tutmuş gibi sevâbına kavuşursun. Çünkü sevaplar on misli ile yazılır. Fakat, Receb-i şerîfin ilk Cuma gecesinden gâfil olma!” Bu aylara hürmet etmek, günahlardan uzaklaşmakla ve ibâdetleri yapmakla olur. Bu mübârek zamanlarda vadedilen sevaplara kavuşabilmek için, her şeyden önce itikâdı düzeltmelidir. İlmihâl bilgilerini öğrenmeli ve yaşayışını bunlara uygun hâle getirmelidir. Çok tevbe ve istiğfar etmeli, kazâya kalmış namazlarını, hemen kazâ etmeye başlamalıdır. Recep ayının ilk Cuma gecesi, 26 Ocak Regâib Kandili’dir.

Mübârek Geceler

 

Mübârek geceler, İslâm dîninin kıymet verdiği gecelerdir. Bu gecelerin önemi, hadîs-i şerîflerle de bildirilmiştir. Allahü teâlâ kullarına çok acıdığı için, bâzı gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki duâ ve tevbeleri kabul edeceğini bildirmiştir. Kullarının çok ibâdet yapması, duâ ve tevbe etmeleri için bu geceleri sebep kılmıştır. Mübârek geceleri ihyâ etmeli, yâni kazâ namazları kılmalı, Kur’ân-ı kerîm okumalı, duâ ve tevbe etmeli, sadaka vermeli, Müslümanları sevindirmeli, bunların sevâbını ölülere de göndermelidir. Af ve mağfiret için de çok yalvarmalıdır. Mübârek geceler şunlardır:

1- Kadir Gecesi: Ramazan ayı içinde bir gecedir. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe “rahmetullahi aleyh” hazretleri; “27. gecesi olması çok vâki olur.” buyurdu.
2- Fıtr (Ramazan) Bayramı gecesi: Ramazanın son günü ile bayramın 1. günü arasındaki gecedir.
3- Arefe Gecesi: Arefe günü ile Kurban bayramının 1. günü arasındaki gecedir. Arefe, Zil-hicce’nin 9. günüdür. Ramazanın son gününe Arefe denmez!
4- Kurban Bayramı geceleri: Kurban bayramının 1, 2 ve 3. günlerinden sonraki gecelerdir. Bu 3 güne “Eyyâm-ı nahr” denir.
5- Mevlid Gecesi: Rebî’ul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Peygamber efendimizin doğduğu gecedir.
6- Berat Gecesi: Şaban ayının 15. gecesidir.
7- Mirâc Gecesi: Receb ayının 27. gecesidir.
8- Regâib Gecesi: Receb ayının ilk Cuma gecesidir.
9- Muharrem Gecesi: Muharrem ayının 1. gecesi, Müslümanların kamerî yılbaşı gecesidir.
10- Aşûre Gecesi: Muharrem ayının 10. gecesidir.

Bunlardan başka, Fıtr Bayramının diğer geceleri, Zil-hicce ve Muharrem aylarının ilk on geceleri, haftanın her Cuma ve Pazartesi geceleri de mübârektir. Yukarıdaki on geceden beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci gecelere Kandil Geceleri denir.

Kaynak: Türkiye Gazetesi Takvimi

23 Ocak 2023 Pazartesi

TEMA Vakfı’ndan İklim Sözlüğü

 

İklim ve iklim değişikliği ile ilgili tüm kavramlar hakkında bilgi vermeyi amaçlayan bir sözlük konseptidir.

İklim ve iklim değişikliğine dair A’dan Z’ye tüm kavramların yer aldığı İklim Sözlüğü’ne ulaşmak için tıklayın

https://cdn-tema.mncdn.com/Uploads/Cms/iklim-sozlugu.pdf 



AB'nin Rusya çelişkisi

 

Rusya – Ukrayna Savaşının başlamasından eski Batı Bloku ülkeler birbiri ardına yaptırımlar açıklama başladı. Yaptırımlar öyle boyutlara ulaştı ki; Uluslararası Kedi Federasyonu (FIFe), Rusya'nın işgalinin ardından bir durum değerlendirmesi yaparak, Rus kedilerine yaptırım kararı aldı.

Basın ve medya organlarından her gün birbirinden ilginç yaptırım kararları haberlerini okurken gösterilen görüntünün ardında görünmeyen gerçekler verilere yansıyordu.

AB ülkelerinin birçoğu savaşın başladığı 24 Şubat 2022 sonrasında aldıkları yaptırım kararlarıyla birlikte Rusya’ya olan ihracatlarını azaltırken bu azalma eğitim genel olarak iki ay sürmüş. Savaşın uzaması durumu AB ülkelerinin dengesini bozmuş ve Rusya’ya yeniden ihracatı artırmaya başlamışlar.

AB’nin Rusya’ya ihracatı Avrupa İstatistik Kurumu (EUROSTAT) verilerine göre 2022 yılının ocak ayında 7,1 milyar euro seviyesindeyken savaşın başlamasının ardından mart ayında 3,8 milyar euro düşmüş, nisan ayında 2,9 milyar euro ile minimum seviyeyi görmüş, Kasım ayında 5 milyar euroya geri çıkmış görünüyor.

Verilere bakıldığında Ocak-Ekim 2022 döneminde Rusya ile Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki ticaret cirosunun yıllık %13,8 artarak 227,7 milyar avroya ulaştığı görülmektedir. 2022 yılının ilk on ayında Rusya'dan Avrupa Birliği'ne yapılan ihracat %42,6 artarak 181,2 milyar euro olmuş görünüyor.

Liberalist küresel sistemin yılmaz savunucusu olan AB’nin söylem ve eylem uyumsuzluğu politikalarına devam ettiği görülüyor. Basın ve medya önünde Ukrayna’nın destekçisi olarak görünen ve bu doğrultuda Rusya’ya çeşitli yaptırımlar uygulayan AB, Rusya’ya olan tedariklerini yeniden artırmaya hatta İtalya, Litvanya, Avusturya gibi ülkelerin savaş öncesi seviyeye ulaştıkları dahi görünüyor.

Bu artışlara bir de yaşanan küresel enflasyonist süreç sebebiyle birçok merkez bankasının uyguladığı talebi daraltıcı sıkı para politikası perspektifinden bakılırsa işin aslında daha fazla ihracat yapabilecekleri de söylenebilir.

Diğer taraftan AB Konseyi, üye ülkelerin Rusya üzerindeki baskıyı artırmayı amaçlayan 9'uncu yaptırım paketini resmen onayladıklarını açıkladı. Yapılan açıklamada kararlaştırılan yaptırım paketinin Rus ekonomisinin savaşı sürdürme kabiliyetini zayıflatmayı amaçlayan bir dizi yeni önlem içerdiği belirtildi. Fakat verilere bakıldığında AB’den Rusya’ya artan ihracat verileri durumun hiç de böyle olmadığını gösteriyor. Ya AB ülkeleri aldıkları yaptırım kararlarına kendileri uymuyor ya da yaptırım kararları göstermelik kararlardan öte bir şey değil… AB uyguladıkları yaptırım kararlarıyla Rusya’dan enerji alma konusunda adımlar atarken Rusya’ya tedarik sağlamanın Rusya’yı savaştan vazgeçirmede ne kadar etkili olabileceği de ayrı bir tartışma konusu olarak gösterilebilir.

Diğer taraftan AB’nin liberalist politikalar çerçevesinde kendi çıkarlarını en üst seviyeye çıkarmaya çalıştıklarım görülüyor. Yaptırımlar çerçevesinde Rusya’nın AB ülkelerindeki mal varlıklarının dondurulması kararı AB ülkelerinin Rusya’nın parasını bu süreçte istedikleri gibi kullanabilmelerini sağlıyor.

Putin’in Rusya yönetiminin başına geçmesinin ardından önce içeride temizlik yapan Putin sonrasında Güney Osetya, Kırım, Suriye ve son olarak Donbas bölgesi görünümlü Ukrayna geneline yönelik yürüttüğü askeri operasyonlarla küresel sistemde önemli bir kırılmaya neden oldu. ABD’nin Irak’ta ve Afganistan’da yürüttüğü operasyonların maliyeti çok yüksek olunca ABD’de aynı şekilde geri çekilmeye başlamış ve ortaya çıkan boşlukları farklı ülkeler doldurmaya başlamıştı. Küresel sistemin değiştiği bu dönemde AB kendi çıkarını korumaya çalışırken söylem ve eylem uyumsuzluklarıyla çelişkili politikalarına devam ediyor.

Rusya – Ukrayna savaşı sebebiyle askeri yatırımlarını artırma kararı alan AB bir yandan ABD’nin askeri hegemonyasından kurtulma isteğini ortaya koyarken Fransa öncülüğünde AB ordusu kurma hayallerini gerçekleştirmeye çalışıyor ancak diğer taraftan ABD’nin koruması altında Rusya’ya uyguladıkları enerji yaptırımlarını ABD’den karşılarken ABD’yi finanse ediyor.

AB’nin Rusya politikalarındaki çelişkilerine bakıldığında AB’nin ilk çelişkisi olmadığı, üyeliğe aday ülkeleri de yıllardır beklettikleri, Ukrayna’yı da bu doğrultuda feda ettikleri görülüyor.