2 Mayıs 2023 Salı

2030’a kadar uygulanacak yeni YEKDEM fiyatları belirlendi

 

Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamında uygulanacak elektrik alım fiyatlarında ve ilkelerinde güncelleme yapıldı.

Resmî Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı 1 Temmuz 2021’den 2030 yılının sonuna kadar devreye girecek yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri ile bu tesisler ile bütünleşik elektrik depolama üniteleri ile yapılacak elektrik satışlarının genel çerçevesi belirlendi.

Karara göre desteklemede uygulama fiyatında Türk Lirası geçerli olacak iken, ödemelere taban ve tavan fiyat ilkelerine dayalı ABD Dolarına endeksli olarak aylık olarak güncellenecek eskalasyon işlemi uygulanacak. Bununla birlikte 1 Temmuz 2021 ile bugüne kadar devreye girmiş tesisler için herhangi bir fiyat farkı ödenmeyecek.

Karar ile YEKDEM uygulamasında kaynak bazlı olarak süre ve tür açısından da çeşitlendirmeye gidildi.

En uzun destek süresi jeotermal ve pompaj depolamalı tesisler için olacak

Karara göre diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı projelere göre yatırım maliyetleri çok daha yüksek olan jeotermal enerji ve pompaj depolamalı hidroelektrik santral projeleri için uygulanacak alım süreleri 15 yıl, yerli katkı fiyat uygulama süresi ise 10 yıl olacak.

Bu projelere uygulanacak destek ödemeleri kilovat-saat başına 202,00 Türk Lirası Kuruş (TL Kuruş/kWh) olacak. Alım fiyatlarında da taban fiyat 9,45 ABD Doları-sent/kWh, tavan fiyat ise 11,55 ABD Doları-sent/kWh olacak.

Yerli katkı destek fiyatı ise jeotermal santraller için 28,80 TL Kuruş/kWh, pompaj depolamalı tesisler için ise TL Kuruş/kWh olacak.

Rüzgârda karasal ve deniz üstü ayrımına gidildi

Karar ile rüzgâr enerjisinde karasal ve deniz üstü projeler için ayrı süreler ve alım fiyatları belirlendi.

Buna göre karasal rüzgâr enerjisi projeleri için alım fiyatları uygulama fiyatı 106 TL Kuruş/kWh, deniz üstü projeler için ise 144 TL Kuruş/kWh olarak belirlendi.

Ayrıca taban fiyat karasal yatırımlar için 4,95 ABD Doları-sent/kWh, deniz üstü için ise 6,75 ABD Doları-sent/kWh olarak belirlendi.

Güneş enerjisinde ise uygulama fiyatı 206 olarak belirlenirken, taban alım fiyatında 4,95 ABD Doları-sent/kWh tavan fiyatı ise 6,05 ABD Doları-sent/kWh oldu.

Güneş enerjisi projelerinde destek süresi 10 yıl olacak iken, yerli katkı desteği de 5 yıl boyunca 28,80 TL Kuruş/kWh olarak uygulanacak.

Bununla birlikte rüzgar ve güneş enerjisi tesisleri ile bütünleşik elektrik depolama üniteleri üzerinden gerçekleşecek elektrik satışları için uygulana fiyatı 125 TL Kuruş/kWh, taban fiyat 5,85 ABD Doları-sent/kWh ve tavan fiyat 7,15 ABD Doları-sent/kWh olacak.

Bu tesisler için 38,45 ABD Doları-sent/kWh olarak uygulanacak yerli katkı desteğinin süresi de 10 yıl olacak.

Düzenlemenin kapsamında aynı zamanda çöp gazı, atık lastiklerin işlenmesi, biyometanisyon ve termal bertaraf gibi biyokütleye dayalı elektrik üretim faaliyetlerine yönelik de alım fiyatları ve destek süreleri de yer aldı.

Ne Değişti

 

• Öğrenim seviyemiz arttı fakat anlayışımız azaldı.
• Daha fazla bilgiliyiz ama, daha zor karar veriyoruz.
• Çok biliyoruz ama, nedense az gelişiyoruz.
• Daha fazla uzmanız fakat, daha fazla problemliyiz.
• Daha çok tedaviye rağmen, daha az sağlıklıyız.
• Etiketler büyük, fakat karakterler küçük.
• Kârlar yüksek ama, yine doymuyoruz.
• Varlığımızı artırdık ama, değerlerimizi yitirdik.
• Para çoğaldı ama, bereket azaldı.
• Akıl veren çoğaldı ama, danışan azaldı.
• Diplomalar çoğaldı ama, ilim, irfan ve sağduyu azaldı.
• Refahımız arttı ama, şükrümüz azaldı.
• Konforumuz arttı ama, zamanımız daraldı.
• Obezite arttı ama, ruhlar cılızlaştı.
• Deterjanlar temizlikte çığır açtı bütün lekeler temizlendi, ama, ruhlar kirlendi…
• Bütün dünyayla anında bağlantı kurabiliyoruz ama, dibimizdekiyle iletişimde zorlanıyoruz.
• Yıldızlar yakın oldu ama, akrabalar uzak.
• Câmi cemaatleri küçüldü ama, huzurevleri büyüdü.
• Evlerin oda sayısı çoğaldı ama, içinde yaşayanların sayısı azaldı.
• Evlenme yaşı yükseldi ama, evlenenler azaldı.
• Kardeş sayısı azaldı, fakat kardeş kavgası arttı.
• Eve çift maaş girdi ama, çiftlerin boşanmaları arttı.
• Su gibi para harcıyoruz ama, ihtiyaçlarmızı bitiremiyoruz.
• Daha güzel evlerde oturuyoruz ama, huzuru bulamıyoruz.
• Sosyal medyaydı derken tanıdıklar çoğaldı ama, dostlar azaldı.
• Sosyal medyada bol bol yazıyoruz ama, az okuyoruz.
• Daha çok plân yapıyoruz ama, daha az sonuç alıyoruz.
• Daha plânlı yaşıyor ama, yine de vakit yetiştiremiyoruz.
• Dünya barışı diyoruz ama, en yakınımızla dargınız.
• Einstein’ın dediği gibi; atomu parçaladık ama, ön yargılarımızı yıkamadık.   

Halime Gürbüz          

TÜRKİYE GAZETESİ           

01.05.2022

24 Nisan 2023 Pazartesi

Namaz insanı nasıl kötülüklerden alıkoyar?

 

Bir Hadis: Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki sizden biri namaz kılarken (aslında) Rabbiyle özel olarak konuşmaktadır...” (Buhârî, Salât, 36)

Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan rabbinize kulluk edin ki sakınabilesiniz. (Bakara, 2/21)

İbadetlerin en büyüğü olan namaz bizleri kötülüklerden korur. Allah Teâlâ; “Sana vahyedilen kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.”(Ankebût 29/45) ayeti ile bizlere bunu bildirmektedir. Namaz kulun Rabbi ile buluşmasının sembolik ifadesi olan bir ibadettir. Kul vakitleri belirlenmiş namaz aracılığıyla günde beş kez yaratıcısının huzurunda durur. O’nun büyüklüğünü, kudretini gönülden hisseder. Bu his huşu duygusu olarak ibadetine yansır. Rükû ve secdesiyle teslimiyet halini alır. Namaz kılan kişi manevi anlamda kulluk şuuruna ulaşır. Rabbinin kendisini görüp-gözettiğini bilir. Bu bilinç hali, namaz ibadetinin hayata sirayet etmesini sağlar. Söz ve davranışlarında kul kendini ıslah eder. Zihnini ve ruhunu arındırır. Kötülüklerden uzak durma duygusu artar. İnsan yaşamında kötülüklerine engel olan namaz insandan başlayarak tüm toplumu kuşatır.

Kaynak: Diyanet Takvimi

 

Türkiye’nin ekonomi güvenliğini artıracak en önemli konulardan biri olan enerji arz güvenliği için kritik adımlar atılmaya devam ediyor.

Karadeniz’de keşfedilen doğalgaz nihayet karaya ulaştı. Sisteme verilmesiyle birlikte artık evlerimizde kendi yerli gazımızı kullanmaya başlıyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz gazının karaya ulaşma töreninde yaptığı açıklamada bir ay boyunca evlerde kullanılan doğalgazın bedava olacağını, bununla birlikte bir yıl boyunca evlerde kullanılan ortalama 25 metre küpe denk gelen doğalgazdan da ücret alınmayacağını duyurdu.

Bu haber vatandaşı büyük ölçüde heyecanlandırdı ve mutlu etti. Enflasyon sebebiyle bir buçuk yıldır ekonomide yaşanan problemler sebebiyle morali bozulan vatandaşlara adeta bir ümit oldu.

Ancak gözden kaçan bir husus var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında cümle içerisinde ifade etse de aslında bedava verilen doğalgazdan daha büyük bir destek veriliyor vatandaşlara. Hem de bir buçuk yıldan fazla süredir devlet vatandaşa çok büyük bir destek veriyor. Sadece vatandaşların bundan çok fazla haberi yok veya söylenenin ne anlama geldiği tam olarak anlaşılamıyor.

Hâlihazırda devlet elektrik kullanımında düşük kademede yaklaşık yarısınıdoğalgazda ise dörtte üçünübizim adımıza ödüyor.

Yani bir ayda ödediğimiz 500 TL tutarındaki doğalgaz faturası aslında bize 2000 TL gelmesi gerekirken devlet bizim adımıza 1500 TL’lik kısmını ödüyor. Yani aslında 25 metreküpe denk gelen kısımdan çok daha fazlasını devlet zaten bizim adımıza ödüyor.

Vatandaşa “bedava” gibi kavramlar kullanılmadığı için çok anlaşılmıyor. Ya da yapılan açıklamalarda “devlet olarak biz üstleniyoruz, biz ödeyeceğiz/ödüyoruz.” gibi açıklama yapılmadığı için tam olarak anlaşılmıyor.

Hâlbuki açıklanan bir yıllık ücretsiz kullanım bedelinin üzerine çok daha fazla kısmı devlet vatandaşına destek sağlıyor.

Bu destekler sebebiyle Türkiye, Avrupa’da en ucuz doğalgaz sağlayan üçüncü ülke durumunda…

Tüm bunların dışında devlet, muhtaçlık sınırının altında yaşayanlar yani hane halkı kişi başı aylık kazancı, güncel net asgari ücretin üçte birinin altında olanlara doğalgaz yardımı yapıyor. Tabi yapılan kömür yardımları bu desteklerden ayrı olarak yapılmaya devam ediyor.

Devletin tüm doğalgaz desteği 100 milyar TL’nin üzerinde olduğunu da unutmamak gerekir.

Yani özellikle anlatmaya çalıştığım husus şu ki; evet, açıklanan doğalgaz müjdeleri önemli ve kıymetli. Ancak devlet zaten açıklanan müjdelerin çok daha fazlasını yaptı ve yapıyor. Sadece “müjde” şeklinde açıklanmadığı için hissedilmiyor veya anlaşılmıyor. Hâlbuki doğalgaz fiyatlarındaki her artış doğrudan yansıtılsaydı, artan faturaları vatandaş görseydi ve hükümet bir anda “müjde” şeklinde açıklasaydı muhtemelen herkes çok daha fazla hissedecek, görecek ve mutlu olacaktı.

Gözden kaçan bir diğer konu ise son günlerde savunma sanayinden otomotiv sektörüne hayata geçen yatırımlar ve Türk mühendislik başarıları.

TOGG için bazıları “ben alamadıktan sonra...” gibi ifadeler kullanıyor. Ya da “bana ne faydası var” diyorlar…

Şunu söyleyeyim. Türkiye’nin en önemli konusu istihdam konusudur.

Türkiye’nin nüfus yapısı genç yoğun bir durumda... Bu nedenle sürekli yeni yatırımlar yapılmalı, yeni istihdam alanları oluşturulmalıdır. Aksi hâlde her yıl iş gücüne eklenen gençleri istihdam etme imkânı olmaz. Bu nedenle ekonomik büyüme ve yeni yatırımlar çok önemli.

S/İHA, Helikopter, Tank, Uçak, TOGG, TCG Anadolu gibi yerli ve milli üretimler hem yeni yatırımlarla yeni istihdam alanları oluştururken aynı zamanda Türkiye’nin teknoloji üretim kapasitesinin artmasına vesile oluyor. Türkiye’nin teknoloji üretim kapasitesi her geçen gün artarken, sadece üretici firmalar değil üretici firmalara tedarikçi olan yeni firmaların kurulmasına da olanak sağlanmış oluyor.

Türkiye’nin her şehrine kurulan üniversitelerin, mühendislik fakültelerinin işte böyle bir önemi var…

27 Nisan Perşembe günü İstanbul Atatürk Havalimanı’nda açılacak olan Teknofest, düzenlediği yarışmalarla teknoloji üretimini ülkemizin her bölgesine yaymayı başardı. Sadece İstanbul ve Ankara’da belli başlı üniversitelerde değil aynı zamanda Anadolu’daki üniversitelerde de teknoloji üretimi artmaya başladı…

Tüm bu gözden kaçan konular çerçevesinde görülüyor ki, yeni istihdam alanlarının oluşması için mevcut ekonomi politikasının devam etmesi gerekiyor. Bu nedenle 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde istikrarın devam etmesi elzemdir…

23 Nisan 2023 Pazar

İklim değişikliği her yıl milyonlarca insanı göçe zorluyor

 

21. yüzyılda dünyada insanları göçe zorlayan en büyük faktör iklim değişikliği. Her yıl milyonlarca insan, kuraklık ve doğal afetler yüzünden bulundukları yerden ayrılmak zorunda kalıyor.

İnsanlık tarihi boyunca çok farklı göç sebepleri oldu. Son yıllarda ise bu göç sebeplerinin başında iklim değişikliği ve küresel ısınma geliyor. Olumsuz iklim koşulları sebebiyle her yıl milyonlarca insan evlerini bırakıp başka yerlere göç etmek zorunda kalıyor. Öte yandan bu göçe zorunlu kalanlar aynı zamanda küresel ısınmanın yaşanmasına en az sebep olanlar.

EBRD & King’s College London’da öğretim üyesi Dr. Cevat Giray Aksoy'e göre, iklim göçmeni olarak adlandırılabilecek insanlar genel olarak doğal afetlerden, aşırı sıcaklık değişimlerinden etkilenen ve bu yüzden de yurdunu terk etmek zorunda kalan insanlardır. İsviçre merkezli Göç İzleme Merkezi'ne göre 2018'de 17 milyondan fazla insan doğal felaketler nedeniyle göç etti. 2008 - 2018 arasında ise bu rakam toplam 265 milyon civarında. 

Doğa aktivisti Güven İslamoğlu, özellikle Sahra altı bölgesinde yaşayan insanların aşırı sıcaklıktan ötürü daha ılıman iklimlere göç ettiğini söylüyor. Aksoy'a göre ise bu göç edilen yerler genelde AlmanyaFransa gibi Avrupa ülkeleri oluyor. İslamoğlu'na göre ise bundan kurtulmanın tek yolu dünyadaki karbon ayak izimizi azaltmak. Aksi takdirde gün geçtikçe daha fazla bölge yaşanmaz hale gelmeye devam edecek. 

İklimi kim değiştiriyor?

 

Küresel iklim değişikliğinin ana nedeninin sera gazı emisyonlarında insan faaliyetleri sonucunda gözlenen artış olduğu ortaya konuluyor. World Resources Institute (WRI) verilerine göre1 küresel sera gazı emisyonları 1990 yılından bu yana %41 artmış durumda ve artmaya devam ediyor. Hanelerin kullanımından kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının oranı %11 iken karbondioksit emisyonlarının %16’sı ulaşımdan, %7’si çoğu ormansızlaştırmaya bağlı olmak üzere arazi kullanımındaki değişimlerden, geri kalan %76’sı ise ticari aktiviteler ve üretimden kaynaklanıyor. Bu veriler, karbondioksit emisyonlarındaki artışın kaynağında bireysel faaliyetlerin değil üretim ve ticari faaliyetlerin olduğunu gösteriyor.

Karbon Saydamlık Projesi’nin (CDP) 2017’de yayınladığı rapora2 göre ExxonMobil, Shell, BHP Billiton and Gazprom içinde bulunduğu 100 fosil yakıt üreticisi endüstri kaynaklı küresel sera gazı emisyonlarının %71’ inden sorumlu.
Amazon Watch ve Mighty Earth’ün hazırlamış olduğu raporlara 34 göre küresel iklim değişikliğini yavaşlatma ve önleme açısından çok önemli bir sera gazı yutak alanı olanı olan Amazon’un ormansızlaştırılmasının sorumlusu sığır, sığır yemi ve soya fasulyesi yetiştirip ihraç eden JBS, Mafrig, Cargill gibi büyük ölçekli uluslararası şirketler ve onlardan alıp halka satış yapan Stop & Shop, Costco, McDonald’s, Walmart/Asda ve Sysco gibi küresel markalar.

Dünyanın en büyük et işleyicisi JBS, ormansızlaştırılmayla oluşturulmuş çiftliklerden sığır alımını yasaklayan 2009 Sığır Moratoryumu’nu imzalamış olsa da araştırmalar şirketin ciddi ihlaller yaptığını gösteriyor. 2017’de ortaya çıkan skandal bu ihlallerin doruk noktası. JBS’in korunan alanlarda yetiştirilen sığırları temiz çiftliklere taşıdığı ve bu sığırları temiz çiftliklerden alınmış gibi gösterdiği ortaya çıktı.

Benzer bir durum Amazon Soya Moratoryumu’nu imzalamış gıda ve tarım tekeli Cargill için de geçerli. Amazon Soya Moratoryumu’ndaki boşluklardan yararlanan Cargill bir yandan Amazon Soya Moratoryumunu imzalıyor, bir yandan da Brezilya Amazon’u dışındaki ormansızlaştırılma ile oluşturulmuş alanlardan soya almaya devam ediyor. Araştırmalar Cargill'in Bolivya Amazon havzasının ormansızlaştırılmasıyla ilişkili olduğunu gösteriyor.

Şirketler doğayı koruma sözleri verirken arka planda kâr hırsıyla doğayı katletmeye devam ediyor. Bu örnekler, kapitalizmin istisna olmayan sonuçları olduğu için asıl sorumlunun da sistemin kendisi olduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla iklim değişikliği sorununun çözümünün de bireylere değil sistemin bütününe yönelik olması gerekiyor. İklim değişikliği konusunda 'insanı' suçlamak, asıl sorumluların ve sistemin bütününün sorgulanmasını engellemeye yarıyor.

Bayramlarda ziyaretleşme

 

Bir Ayet: “Müminler ancak kardeştirler, öyleyse iki kardeşinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız.” (Hucurât 49/10)

Bayram günleri anne-baba, akraba, dost ve tanıdıkların ziyaret edildiği güzel zaman dilimleridir. Karşılıklı hayır duaların yapıldığı bu anlarda, fiziki olarak yanlarında bulunamadığımız yakınlarımıza teknolojik imkânlarla ulaşabiliriz. Onlarla konuşarak, mesajlaşarak bayramlaşma halkamızı genişletebilir ve mutluluğumuzu insanlarla paylaşabiliriz. Bayram ziyaretleri esnasında kardeşlerimizle tebrikleşme ve hediyeleşmenin hayata güzellik olarak yansıyan sonuçları bulunmaktadır. Gönüllerimizde muhabbet duyguları artar. Harçlıklar ve ilgiyle sevindirilen çocukların temiz kalplerinde güzel bayram hatıraları oluşur. Bayramların güzelliklerini çocuklarımızla paylaşalım. Bayram günlerinde şehit ailelerini, yaşlı ve kimsesizleri ziyaret edelim. Bu vesileyle acıları paylaşalım, sevinçler çoğaltalım. İnsanların sıkıntı ve tasalarını aşıp bayram günlerinde mutlu olmalarını sağlayalım. birlik ve içinde nice bayramlara kavuşalım.

Kaynak: Diyanet Takvimi Gazetesi