31 Mayıs 2026 Pazar

Doğru kararların başlangıç noktası doğru veridir.

Bir ülke tarımda ne kadar destek verirse versin, hangi ürünün nerede, ne kadar üretildiğini; su kaynaklarının durumunu; çiftçinin maliyetlerini ve verimlilik düzeyini doğru ölçemiyorsa yaptığı planlar da sağlıklı olmaz. Sonuçta bazen ihtiyaç duyulmayan ürünlerde fazlalık, ihtiyaç duyulan ürünlerde ise arz açığı ortaya çıkar.

Aynı durum beşeri sermaye için de geçerlidir. Bir ülke nüfusunu, yaş dağılımını, meslek ihtiyaçlarını, teknolojik dönüşümün gerektirdiği yetkinlikleri ve işgücü piyasasının taleplerini doğru analiz etmeden insan kaynağı planlaması yaparsa, işsiz üniversite mezunları ile eleman bulamayan sektörler aynı anda ortaya çıkabilir. Üniversite bölümleri açısından bakıldığında ise mesele daha da görünür hale gelir. Eğer bölüm açma kararları; sanayinin, teknolojinin, tarımın ve geleceğin ihtiyaçlarına ilişkin sağlam verilere değil de kısa vadeli tercihlere, kontenjan baskılarına veya tahminlere dayanıyorsa, mezun sayısı ile istihdam ihtiyacı arasındaki denge bozulur. Sonuçta bazı alanlarda mezun fazlası oluşurken, bazı kritik sektörlerde nitelikli insan kaynağı açığı büyür. Kısacası kalkınma planlarının başarısı yalnızca bütçeye, teknolojiye veya kurumların büyüklüğüne bağlı değildir. Asıl mesele doğru veriyi toplamak, doğru analiz etmek ve doğru yorumlamaktır. Çünkü yanlış veriyle yapılan en mükemmel plan bile yanlış sonuç üretir; doğru veriyle yapılan mütevazı bir plan ise ülkenin geleceğini değiştirebilir.
Tarımda yanlış veri gıda krizine, beşeri sermayede yanlış veri işsizliğe, üniversite planlamasında yanlış veri ise boşa harcanan yıllara ve kaynaklara dönüşebilir.

Hiç yorum yok: