31 Mayıs 2026 Pazar

Her Büyüme Gelişme Değildir

Son yıllarda hayatımızdaki hemen her şey nicel olarak büyüdü.

Nüfus arttı.
Kentleşme arttı.
Üniversite sayıları arttı.
Mezun sayıları arttı.
Kadınların iş gücüne katılımı arttı.
İletişim ve ulaşım imkânları arttı.
İnternet erişimi arttı.
Akıllı telefonlar arttı.
Konutlar, yollar, araçlar arttı.
Cami sayıları arttı.
Veri arttı.
Bilgiye erişim arttı.

Peki ya nitelik? Üniversiteler arttı ama bilimsel kalite aynı hızda artmadı. Diplomalar arttı ama eleştirel düşünme aynı ölçüde gelişmedi. İletişim araçları çoğaldı ama insanlar birbirini daha iyi anlamaya başlamadı. Şehirler büyüdü ama mahalle kültürü küçüldü. Gelirler arttı ama huzur aynı oranda artmadı. Tüketim arttı ama tatmin duygusu azaldı. Bilgi arttı ama hikmet artmadı. Uzmanlık arttı ama bilgelik artmadı. Konuşanlar çoğaldı ama dinleyenler çoğalmadı. Hak talepleri arttı ama sorumluluk bilinci aynı hızda büyümedi. İbadet mekânları arttı ama ahlak ve vicdanın güçlenip güçlenmediği hâlâ tartışılıyor. Bağlantılar arttı ama aidiyet duygusu zayıfladı. Veriler çoğaldı ama planlama kültürü aynı ölçüde gelişmedi. Belki de çağımızın en büyük yanılgısı burada: Niceliği gelişme, sayıları başarı sanıyoruz. Oysa daha fazla okul, daha fazla bina, daha fazla teknoloji, daha fazla diploma tek başına daha iyi bir toplum üretmiyor. Medeniyet; sayıların büyümesiyle değil, insanın, kurumların ve değerlerin olgunlaşmasıyla yükselir. Çünkü her büyüme gelişme değildir.
Ne kadar arttığımız değil, ne kadar olgunlaştığımız önemli.

Hiç yorum yok: