9 Temmuz 2026 Perşembe

Bir ekonomide işgücünün finansal değeri, bireyin aldığı eğitimin teorik niteliğinden ziyade, o emeği talep eden üretim altyapısının teknolojik gelişmişlik düzeyi ile doğrudan ilişkilidir.

Türkiye’de yükseköğretim sisteminin plansız büyümesi (örn: Beslenme ve Diyetetik gibi branşlardaki aşırı mezun sayısı), piyasa dinamiklerinden kopuk bir arz fazlası yaratmıştır.

Temel problem; yüksek teknoloji üretemeyen bir ekonomide, dünya standartlarında yetişmiş uzmanların dahi asgari ücret sarmalına sıkışmasıdır.

İleri Teknoloji Uzmanlıkları ve Piyasa Gerçekliği

Dünya genelinde katma değeri en yüksek kabul edilen bilim dallarının (Kuantum Bilgi Bilimi, Sentetik Biyoloji, Nükleer Füzyon vb.) Türkiye özel sektöründe doğrudan karşılık bulamamasının iki temel nedeni vardır:

Ar-Ge Derinliğinin Olmaması: Yapay zekâ veya veri bilimi gibi alanlarda dahi istihdam, derin inovasyon (Ar-Ge) yerine yabancı teknolojilerin entegrasyonu ve basit otomasyon süreçleriyle sınırlıdır.

Kurumsal Altyapı ve Sermaye Yetersizliği:

Temel bilimlere dayalı uzmanlıklar milyar dolarlık laboratuvar ve sanayi yatırımları gerektirir. Piyasada bu yatırımları karşılayacak aktör bulunmadığından, bu zihinler ya kamuda memur statüsünde körelmekte ya da gelişmiş ülkelere göç etmektedir.

"Mavi Yaka" Arz Şoku ve Gelir Tezatlığı

Yüksek lisans ve doktora mezunlarının istihdam ve ücret krizi yaşadığı ekonomide; kule vinç operatörü, kaynakçı, kalıp ustası ve tesisatçı gibi meslek gruplarının dolgun maaşlarla hemen iş bulabilmesi iki yapısal nedene dayanmaktadır:

Ekonominin Lokomotif Tercihi:

Türkiye büyüme modelinin uzun süredir inşaat, montaj ve düşük teknolojili imalata dayanması, bu sektörlerdeki fiziksel emeğe yönelik yoğun bir cari talep yaratmaktadır.

Mesleki Eğitimin Çöküşü: Çıraklık kültürünün ve meslek liselerinin işlevsizleşmesi, sahada fiilen çalışacak usta arzını kritik seviyede düşürmüştür. Arzın ani düşüşü, ikame edilemeyen bu emeğin fiyatını (ücretini) yukarı fırlatmıştır.

Ortaya koyduğum bu tablo, aslında yapısal iktisatçıların yıllardır dile getirdiği "orta gelir tuzağı" ve "düşük katma değerli üretim yapısı" sarmalının tam bir sahadaki yansımasıdır.

Hiç yorum yok: