Çok çalışmak, emek harcamak, güven vermek, sevmek ve paylaşmak hayatın anlamlı olmasını sağlar. Her sabah uyandığımızda bir de böyle bakalım dünyaya. Unutmayın hayat uzun bir öyküye benzer. Ancak öykünün uzun olması değil, iyi olması önemlidir....
3 Kasım 2021 Çarşamba
Her Gün Hayat Yeniden Başlar
Her sabah yeniden doğar, hayata yeniden başlarız. Hayata hiçbir şeyden haberi olmayan bir çocuk olarak başlayanlar olduğu gibi, 30-40 yaşlarındaki tecrübeleriyle adım atanlarımızda var. Masum olarak olduğu kadar böylesine yoğun bir birikimle yeni güne başlamak da büyük bir lütuf aslında... Her yeni gün yeni bir diriliştir, yeniden hayata başlamaktır. Yeni fırsatları yakalayabilmektir. Doğrusu talihliliktir. Hayatın sabah kalkışta bu duyguyla hayata atılan insanın dünyasında mutsuzluğun yeri olabilir mi? Hayatın bir oyun ve eğlence değil,önemli görevleri üstlenmek olduğuna inanan insanların dünyasında her yeni gün ilahi bir lütuf ve eşsiz bir fırsattır. İflas etmiş bir adam düşünün. Kara kara düşünürken eline birden bire trilyonlar veriliverse ne kadar sevinir. Sonra da aynı hatalara düşmemek için o sermayeyi en güzel şekilde kullanmaya çalışır. İnsan ister iflas etmiş, ister kazancına yeni kazançlar ekleyebilecek durumda bir tüccar gibi olsun, her yeni gün ona verilmiş harika bir sermayedir. Bu sermayeyi insan öyle kullanmalı ki, yarın ah vah etmesin, dizlerini dövmesin. Evet, dönüşü olmayan, pişmanlığı fayda vermeyen bir yerin yolcusuyuz...
1 Kasım 2021 Pazartesi
"Olmak Ya Da Olmamak! İşte Bütün Mesele Bu"
İlginç Bilgiler
Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.
Sağ elini kullanan insanlar sol elini kullananlara göre ortalama dokuz yıl daha fazla yaşıyorlar.
Salatalığın yüzde 96’si sudur.
Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.
Sığırların dört tane midesi vardır.
Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.
Gönül imareti
İslam’a göre her insan kendisine Allah tarafından verilen bir ruh taşımaktadır. Daha da önemlisi Allah Tealâ insan hakkında “onu kendi kudret elimle yarattım” buyurmuştur. (Sâd, 38/75) Bu sebepledir ki İslam’da her insan doğuştan muhteremdir ve hakları güvence altındadır.
Dinimize göre bir insanın hayatına haksız yere son verilmesi bütün insanlığın yok edilmesi gibidir. (Mâide, 5/32) Saygı görmek de hayat hakkı gibi her insanın en tabii hakkıdır. Hak etmediği halde bir insanı tahkir etmek, ona karşı nefretle davranmak bir çeşit zulümdür. Peygamberimiz (s.a.s.) başta en yakınlar olmak üzere herkese iyi davranılmasını istemiş, el veya dil ile insanların incitilmesini yasaklamıştır. Öyle ki İslam kültüründe iyilik edip gönül yapmak Kâbe inşası, haksızlık ve şiddetle gönül kırmak ise Kabe’yi yıkmak gibi görülmüştür. Yunus Emre’nin şu dizeleri işte bu anlayışı yansıtmaktadır:
Çalış, kazan, ye, yedir,
Bir gönül ele getür;
Yüz Kabe’den yiğrektür,
Bir gönül imareti.
Bugün 2 Kasım 2021;
Lösemili Çocuklar Haftası (02-08 Kasım)
Rusya'nın Osmanlı Devletine Savaş İlan Etmesi (1914)
Bernard Shaw'ın ölümü (1950)
Bir Ayet: Allah’ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri iç çekerek arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınların da kazandıklarından nasipleri var. Allah’ın lutfundan isteyin; şüphesiz Allah her şeyi bilmektedir. (Nisâ, 4/32)
Bir Ayet: Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın; belki onlar kendilerinden daha hayırlıdır. (Hucurat Suresi, 11)
Küresel Enflasyon ve Asgari Ücret
Yoğun ekonomik gündem devam ediyor. Pandemi sebebiyle bozulan küresel ekonomik dengesizlik tüm dünyada enflasyonu yükselmeye devam ediyor. Çin’de bazı fabrikalar artan enerji talebi sebebiyle kapatılmışken üretimin azalmasına bağlı olarak fiyatlar yükseliyor. Elbette sadece enerji talebi değil, ABD ve AB başta olmak üzere birçok ülkenin COVID-19 pandemisinin ilk olarak Çin’de ortaya çıkması sebebiyle Çin’i suçlaması Çin’in tepki göstermesine neden oldu. Çin de tepki olarak çeşitli bahanelerle yönetim sisteminin de verdiği güçle fabrikaları kapattı. Bu durum da küresel enflasyonu artıran etkenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Çin bununla beraber çeşitli yollarla da tepki gösteriyor. Pandemi sebebiyle Çin’e gidenlere uyguladığı karantina tedbirleri sebebiyle adeta “gelmeyin” çağrısı yapıyor. Çin’in yüksek nüfusu, ucuz iş gücü sebebiyle birçok küresel firma üretimini Çin’e kaydırmıştı. Ekonomisi hızla büyüyüp gelişen Çin,pandemi süreciyle beraber tedarik zincirinin kırılmasına neden oldu. Birçok ülke hammaddeye, ara mamüle ve nihai mamüle ulaşamadı. ABD ve AB başta olmak üzere bu durumdan ciddi zarar gördü. Bunların yanında bir de mart ayında bir geminin Süveyş Kanalı’nı tıkaması, küresel ticarette Çin’in ve deniz yolunun sorgulanmasına neden oldu. Salgın sebebiyle uygulanan kısıtlamaların gevşetilmesine bağlı olarak hızla artan küresel talebi karşılayamayan lojistik sektörü, bu durumdan ciddi yara aldı. Dünya genelinde aylar süren kargo yığılmaları yaşandığı haberlere yansıyor.Buna bağlı olarak da lojistik maliyetleri büyük bir artış gösterdi. Deniz ulaşımında yaşanan lojistik problemleri üretimi ve üretim maliyetlerini de artırdı. Hammadde ve ara mamüle ulaşamayan üreticilerde de fiyatlar artmaya başladı.
Türkiye coğrafi konumu, üretim kalitesi, döviz kurundaki artış ve nitelikli personeliyle yeni bir üretim merkezi haline gelmeye hazırlanıyor. Hızla artan talebe bağlı olarak ihracatta rekorlar kırılıyor. Ulaşım konusunda alt yapının hazır olması da talebi artıran etken olarak karşımıza çıkıyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, tren hattının Londra’ya kadar uzanması, İstanbul Hava Limanı, Edirne’den Şanlıurfa’ya kadar uzanan otoban yolu, İstanbul-İzmir otobanın tamamlanması, diğer illere bölünmüş yolların yapılması Türkiye’nin üretim merkezi haline gelmesinde çok önemli avantaj sağlıyor.
Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Türk mallarına olan talep artışı uygulanan ekonomi politikalarıyla da destekleniyor. Merkez Bankasının faiz indirimi Türkiye’de yatırımları artıracak olan önemli bir adım oldu. Nitekim Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu da bu konuda gerekli açıklamaları yaptı. Cari açık değil cari fazla verdiğimizde kurun da enflasyonun da dengeye geleceğini ifade etti.
Artan ihracat ve yavaşlayan ithalat, cari dengenin sağlanmasında önemli adım olacaktır. Cari açığın azalması hatta cari fazla verilmesi Türkiye’nin döviz ihtiyacını azaltacağı için Türkiye’ye karşı kur operasyonunun da önüne geçilecektir. Artan ihracat ile döviz ihtiyacı azalacak, bu durum Türkiye’nin yeni döviz bulma ihtiyacını azaltacağı için faiz oranlarını da düşürecektir.
Birçok kişi “iyi hoş güzel diyorsun da bunun bana ne faydası var?” sorusunu soruyor. Artan üretim gücüyle birlikte ücret seviyeleri de artacaktır. Bugün üretim sektöründe hâlihazırda asgari ücret 4000TL seviyesinin üzerinde görünüyor. Muhtemelen 2022 yılında resmi asgari ücret de bu seviyelere gelecektir. Bu durum üretici maliyetlerinde büyük bir değişime neden olmazken hizmet sektöründe ciddi maliyet artışlarına neden olabilir. Ancak asgari ücret artışı bahsettiğim ihracat artışının vatandaşa yansıtılması olacaktır. Hükümet memur maaş zammını enflasyona endekslediği için “enflasyondaki artışı zaten yansıtacağım” düşüncesinde gibi görünüyor.
İhracat artışıyla beraber asgari ücret artışı son dönemde vatandaşın azalan alım gücünü artıracaktır. Olması gereken de budur. Önceki yıllarda asgari ücret artışı Türkiye ekonomisinde enflasyonu artıran bir ekten iken şuan ihracat artışıyla beraber zaten fiili olarak uygulanan asgari ücret resmileşecektir.
Önümüzdeki günlerde asgari ücret tartışmaları başlar. Bu tartışma konularından biri de bölgesel asgari ücret meselesi. Bu konuyu detaylıca bir başka yazıda inceleyip tartışacağım.