Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık % 21,31, aylık % 3,51 arttı. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık % 54,62, aylık % 9,99 arttı.
Kaliteli, Sade, Açıklayıcı, Anlaşılabilir Ve Güncel Bilgiler
Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık % 21,31, aylık % 3,51 arttı. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık % 54,62, aylık % 9,99 arttı.
| AYLAR (2021) | TÜFE | ÜFE |
| OCAK | 1,68 | 2,66 |
| ŞUBAT | 0,91 | 1,22 |
| MART | 1,08 | 4,13 |
| NİSAN | 1,68 | 4,34 |
| MAYIS | 0,89 | 3,92 |
| HAZİRAN | 1,94 | 4,01 |
| TEMMUZ | 1,80 | 2,46 |
| AĞUSTOS | 1,12 | 2,77 |
| EYLÜL | 1,25 | 1,55 |
| EKİM | 2,39 | 5,24 |
| KASIM | 3,51 | 9,99 |
| TOPLAM | 19,50 | 42,29 |
Bilginin anahtarı soru sormaktır. İnsana soru sorduran şey, bir yönüyle merak ve bir yönüyle de öğrenme güdüsüdür.
İnsanlar arasındaki iletişimin bir nevîni teşkil eden soru sormanın, bir takım adab ve usulü vardır. Şekli, diyaloğun türüne göre değişse de şu iki temel şart her zaman gözetilmelidir. Bunlardan ilki, bilene sormak, diğeri de gereksiz soru sormamak. Kur’an-ı Kerim’de “..bilmiyorsanız kitaplılara (ilim sahipleri) sorun.” (Enbiyâ, 21/7) buyurulması insanların hem bilmediklerini sormasını hem de bunları bilenlere sormasını tavsiye etmektedir. Diğer taraftan Peygamberimizin, “Şüphesiz Allah sizin için üç şeyi çirkin gördü: Dedikodu, malı zayi’ ve israf etmek, çok soru sormak.” (Buhârî, Zekât, 53) şeklindeki hadisinden de lüzumsuz soru sorulmaması gerektiğini anlıyoruz.
Soru sormak derste, sohbette, sokakta, camide kısacası hayatın her alanında söz konusudur. Hangi ortamda olursa olsun soru sorma, polemik ve tartışma amaçlı olmamalıdır. İstifade ve anlama amaçlı olmalıdır.
Bugün 3 Aralık 2021;
Dünya Engelliler Günü;
İslam Alimi Hasan Basri Çantay'ın vefatı (1887-1964)
Kıyafet Kanunu'nun kabulü (1934)
İlk kalp nakli ameliyatı (1967)
Mü'minler ancak kardeştirler, öyleyse iki kardeşinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız. (Hucurat Suresi, 10)
Adamın biri bir pislik böceği görür. "Bu yaradılışı çirkin, pis kokulu bir yaratıktır, Allah bunu niçin yaratmış ki?" der.
Aradan zaman geçer, adamın yüzünde bir çıban çıkar. Nereye başvurduysa derdine derman bulamaz, çıban yara haline gelir. Bir gün sokakta dolaşırken, yüzündeki yara bir yolcunun dikkatini çeker.
Ayak üstü sohbetten sonra yolcu kendine yardım edebileceğini, bu tip çıbanların tedavisini bildiği söyler...Adam her ne kadar inanmadıysa da Allah'tan umut kesilmez diyerek kabul eder.
Yolcu bir pislik böceği getirilmesini ister. Orada bulunanlar bu isteğe gülerler fakat hasta olan adam o böcek hakkında söylediklerini hatırlar ve der ki: "Adamın istediğini yerine getirin, ne diyorsa yapın."
Yolcu getirilen böceği yakar ve külünü yaranın üzerine serper, yara Allah'ın hikmetiyle iyileşir bunun üzerine hasta olan adam etrafına der ki:
"Unutmayın! Allah-u Teala'nın yarattıklarının, yaratılışında bir hikmet vardır, bir derde deva vardır ...Velev ki pislik böceği olsa dahiii...."
İnsanoğlu bu dünyaya imtihan için gönderilmiştir. Burada belirli bir süre kalacak, daha sonra ölüm denilen kapıdan geçerek ahiret yurduna varacaktır. Ahirette ise dünyada yaptığı küçük-büyük her şeyi karşısında bulacaktır. (Kehf, 18/49) O gün herkese işlediği amelin karşılığı tastamam verilecek (Âl-i İmrân, 3/185), kimseye haksızlık yapılmayacaktır.
Peygamber Efendimiz; “İnsanoğlu öldüğü zaman, amel defteri kapanır. Üç kimse bundan müstesnadır: Sadaka-i cariye sahibi kimseler, topluma yararlı bir ilim (eser) bırakanlar ve kendisine hayır dua eden hayırlı çocuk yetiştirenler.” (Tirmizî, Ahkâm, 36) buyurmuşlardır.
İnsanların faydalandığı müesseseler kuran, eserler bırakan kimse, kendisi ölse bile, insanlar o şeyden faydalandıkları müddetçe onun sevabını almaya devam edecektir. Özetle; nimeti paylaşmak bize bu dünyada huzur verecek, ahiret yurdunda Allah’ın rızasını kazanmamıza vesile olacaktır.