2 Mayıs 2024 Perşembe

Kamuda İsraf

 

Kamuda israfın önlenmesi hakkında; kanun, yönetmelik ve genelgeler ile ne kadar düzenleme yapılırsa yapılsın, herkes bildiğini okumakta, işine geldiği gibi davranmaktadır. Bu işin siyasi vs. görüş ile alakası olmadığı gibi, konu hukuki olmaktan çok ahlakidir...

İsraf etmeyin derken; bazıları sadece sofrada artan ekmeği, bardakta kalan suyu anladı veya anlattı... Belki de böylesi işimize geldi!

Kendi paramız ile aldığımız bir ekmeğin kırıntısı çöpe gitmesin diye gösterdiğimiz hassasiyeti, milletin ve devletin malından harcarken daha fazlasıyla göstermeliyiz!

Kendi malımızdan yaptığımız gereksiz harcama israf oluyor da, devletin-kamunun yani milletin parasından ve imkanından yaptığımız lüzumsuz ve haddi aşan harcamalar israf olmuyor mu?

İsraf nedir? Meşrû sınırların ötesine geçip, haddi aşmak manasının hakim olduğu "İsrâf; ... özellikle mal veya imkânları meşrû olmayan amaçlar için saçıp savurmayı ifade eder. (Lisânü'l-ʿArab, “srf” md. TDV İslam Ans.)

Yaptığımız harcamalar ile ilgili olarak yüce kitabımız Kur'an'da "Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez. (A'raf S. 31. Ayet)" ve "Saçıp savuranlar-israf edenler şeytanların kardeşleridir.(İsra S. 27. Ayet)" buyurulurken, devletin-milletin malından yapılan israfın daha ağır sonuçlarının olacağını düşünmek gerekir.

Devletin-kamunun malı ve imkanı bir emanettir, çok hassas olmak gerekir. Âl-i İmrân Suresi 161. Ayette: "...Kim emanete (devlet malına) hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir. Sonra herkese -asla haksızlığa uğratılmaksızın-kazandığı tastamam verilir." buyurulmaktadır.(Diyanet Vakfı Meali)

Milletin tamamının hakkının ve payının bulunduğu bir konuda harcama yaparken; sadece hukukilik değil, yerindelik yönünden de düşünmek gerekir.Yani yaptığımız harcama; mevzuata, alışılmış usule uygun olabilir. Fakat yerinde ve gerekli değilse, bu dünyada hesabı sorulmasa dahi ahirette hesabının sorulacağı bilinmelidir...

Geçmişte de günümüzde de topluma baktığımızda en büyük israfın kamu sektöründe olduğunu görüyoruz...

Aşağıda saydığımız maddelerden ibaret değil ama, kamuda yapılan ve hemen herkesin şahit olduğu bazı israf kalemleri şunlardır:

1- Makam aracı ve şoför saltanatı: Kamuda hizmet araçları, makam aracı olarak kullanılmaktadır. Mevzuata göre makam aracı ve şoför tahsis edilmemesi gerekip, hizmet araçlarıyla iş görmesi ve en fazla ikametgahları ile görev yerleri arasındaki sabah-akşam geliş ve gidişlerinde, daimi hizmetlerde (havuzda) kullanılan mevcut hizmet araçlarını kullanması gerekenlere (birim amirleri, genel müdürler de dahil olmak üzere) araç ve şoför tahsisi yapılmakta, işin sorumluları dahil herkes mevcut durumu olağan kabul etmektedir.

Ayrıca; aynı programa ayrı araçlarla giden, aynı kurumların kibirli ve havalı memur ve bürokratları ile hizmet araçlarını hafta sonları ve tatillerde kullanmak da kamu zararını arttırmaktadır, israftır.

2- Banyolu makam odaları: Çalışanlar işçi, çalışma alanları da şantiyeymiş gibi, sanki toprak ve çamurun içinde çalışıyormuş da evine veya başka bir kuruma "temiz gitsin saikiyle yapılan", gerek taşrada gerekse Başkent Ankara'da bir çok Kamu Kurumu'nda bulunan banyolu makam odaları ile bunların tefrişatı ve ayrılan alan israftır...

3-Belediyelerin dağıttığı hediyeler, verdirdiği konserler: Tanıtım-reklam gayesiyle dağıtılan, ancak her nedense çoğu fakir ve fukaraya ulaşmayıp, tanıtımdan ziyade "hatır kazanmak" için makam-mevki ve sermaye sahiplerine ulaştırılan "hediyeler" ile her bahaneyi bir konser verdirmek için kullanan, bunu yaparken de halkın inancını ve değerlerini göz önüne almayan ve adeta çiğneyen faaliyetlere yapılan harcamalar israftır.

4- Amir ve memurların hizmet üretmek yerine makam odalarını genişletme, "çalışma" masalarını bir karış daha büyütme çabaları:

Kamuda maalesef bu konuda fiilen uygulanan bir standart olmayıp, gerekli kontrol ve denetim yapılmamakta, kurumlar arasında, hatta aynı kurum'un değişik birim ve taşra teşkilatları arasında ciddi farklar bulunmakta, ayrıca kurumların depoları ve bodrum katlarında elden çıkarılmamış, çürümeye terk edilmiş birçok büro malzemesi mevcuttur. Bunlara yapılan harcamalar da israftır, yazıktır, günahtır...

5-Çalıştaylar, paneller, seminerler v.s.: Kamu kurumlarında o kadar fazla çalıştay ve seminerler yapılmaktadır ki, insanın şunu diyesi geliyor; "toplantı ve çalıştay yapmaktan, çalışmaya fırsat kalmıyor".

İlgili mevzuatta ve özellikle genelgelerde, kurumların bu tür faaliyetlerinin öncelikle kendi tesislerinde yapılması esas iken, yeterli salon ve imkân bulunmasına rağmen, canı sıkılan ve değişiklik arayan amir ve memurların isteğiyle ille de bir sahil şehrinde veya turistik beldede düzenlenen çalıştay ve seminerler de kaynak israfıdır. Hele bir de bunlar yolluk ve yevmiye ile yapılıyorsa vebali ve sorumluluğu daha büyüktür.

6-Kaldırımlar, mevsimlik çiçekler, bozulan asfaltlar, göstermelik projelere yapılan ödemeler:

Milli servete yazık oluyor ! Ülkede "ihtiyaç olan yerlere" yol, köprü, havaalanı vs. yapmak betona yatırım değil, bir ihtiyacın giderilmesidir ve gereklidir. Fakat; belediyelerin (siyasi görüşü farketmez), özellikle sık sık kaldırım taşlarını değiştirmesi, asfalt dökmeyi ve tamirini "bilmemesi", bugün döktükleri asfaltı 3 ay sonra doğalgaz, elektrik ve su hatları için kazmaları, kazdıkları yerlere tekrar döktükleri asfaltın birkaç ay içinde çökmesi üzerine aynı işlemi tekrarlamaları v.s. kul hakkıdır..., israftır...

7 yıl Almanya'da kaldım; 40 yıldır değişmeyen kaldırımlar gördüm.Bizden zengin bir ülke olmalarına rağmen; bizim kadar süslü ve sık değişen kaldırımlara sahip değillerdi !

Ana güzergahlar dışında ara sokakların çoğunun kaldırımları; granit, parke vb. yerine çabuk bozulmasın diye asfalt ile kaplanmıştı.

Herhangi bir kazı sebebiyle tamir edilen yerler de çökmüyor, yol ve kaldırımlarda öbek öbek çukurlar oluşmuyordu.

Yazıktır, günahtır! Tüyü bitmemiş yetimin hakkı vardır. Milli serveti heba etmeye kimsenin hakkı yoktur.

Memleketin bu zor günlerinde daha da dikkatli olunmalı, yapılan işler kontrol edilerek teslim alınmalı ve iş yüklenicilerinin verecekleri kalite-süre garantisine de dikkat edilmeli, vatandaş da bu konuda duyarlı olup yetkilileri uyarmalı, hesabını sormalıdır...

7- Yurtdışı ziyaretleri: Yapılması gereken bir programın ve ziyaretin içerisine "gitmişken" tarihi ve turistik yerleri de ekleyip, (tam tersi de düşünülebilir) ilgisiz ve fazladan personelin de dahil edilmesi kaynak israfıdır, milletin sırtına yüktür.

8-Uzun süren toplantılar: İş yapılıyor "desinler" veya öyle "görünsün" diye mesai saatleri dışına taşan, hatta mesai dışına planlanan, "üretmek yerine", birçok bürokratın kendini pazarlama ve reklamını yapma derdine düşmesi sebebiyle süresi uzayan, "iş yaptıkları için" yemeğin üstüne tatlı ve kuruyemişine kadar servislerin yapıldığı toplantılar da israftır, milletin sırtına yüktür.

9- İlan ve reklamlar: Hizmetten ve projelerden daha çok şahısların öne çıkarıldığı, devletin zirvesine şirin gözükmek ve gözüne girmek için, belediye başkanlarının özellikle şehirlerin ana güzergahlarında kendilerinin dijital ve basılı reklamlarını yaptırması da kaynak israfıdır.

10-Aşırı istihdam ve gizli işsizlik: İdareye gelen her yöneticinin, düz memura varıncaya kadar kendi kadrosunu oluşturma çabasına girmesi; taşrada personel ihtiyacına, merkez teşkilatlarında ve şehir merkezlerinde ise yığılmalara sebep olmuştur.

Salgın hastalık döneminde kamuda yarım gün ve esnek çalışma ile görülmüştür ki, birçok kurum ve işyerinde personelin en az yarısı fazladır ve gizli işsizlik sorunu da üst düzeydedir.

Bir işletmede ya da bir sektörde çalışanların sayısı azaltıldığı halde o işletme ya da sektörün üretim miktarında bir azalma olmuyorsa orada gizli işsizlik var demektir.

Zararın neresinden dönülürse kârdır... Kamuda halk ile görüşülmeyen ve bilgisayar başında yapılan işlerde, evden çalışma modeline geçilmeli ve böylece aydınlatma, ısıtma, su, kırtasiye vs. giderler azaltılmalıdır. ... Asıl mesele tasarruf değil israftır...

"Milletler, ferdî israf sebebiyle olmasa bile kamu sektöründeki israf ve kötü yönetim yüzünden yoksullaşabilir. Bundan dolayı devlet gelirleri lüks kamu harcamaları, aşırı kadrolaşma veya karşılıksız yüksek ücretlerle israf edilmemelidir.

Tasarruflar, müsriflerin lüks tüketim mallarına duydukları isteğin tatminine harcanır ve sermaye miktarını arttırmak için kullanılmazsa iktisadî gelişmeyi engeller. Çünkü sermaye tasarrufla artar, israf ve kötü kullanımla da azalır.

Ülke gelirinin önemli bir kısmı üretken olmayan kesimlere tahsis edilirse gerçek üreticilerin geçimi zorlaşır. İnsan, elindeki her türlü imkânı meşruiyet sınırları içinde kullanmakla sorumludur. Bu husus âhirette kişinin zaman, servet, işgücü ve ilim gibi kaynakları nasıl kullandığından sorguya çekileceğini bildiren hadiste de açıklanmaktadır.' (TDV İslam Ansiklopedisi)

Ülkemizde israfın önlenmesi halinde ekonomik sorunlar büyük ölçüde çözüme kavuşacaktır. Bu konuda gerekli denetimler yapılmalıdır. Ülkemizin belki de en büyük sorunlarından birisi denetimsizliktir. Bunu söylerken herkesin başına bir kontrol memuru dikilmesini kast etmiyoruz.

Mevcut düzenlemeler uygulanıp gerekli denetimler yapılsa dahi birçok sıkıntı kolaylıkla aşılacaktır. Ancak bir daha söylemek gerekirse ülkemizde "ahlak" sorunu vardır...

Herhangi bir kamu kaynağı veya devlet imkanı eline-idaresine verilen kişi, bunu ganimet veya babasından kalan bir miras değil, emanet olarak görmelidir...

Gereksiz, haddi aşan veya hakkı olmadan yapılan her harcamanın emanete ihanet olduğunu, bütün bir milletin hakkının bulunduğunu mahşerin ve "hesap gününün" yaklaşmakta olduğunu, Allah'ın Peygamberinin ifadesiyle "nerelere harcama yaptığımızdan" da hesaba çekileceğimizi unutmamak gerekir.

"Allahım! Bizlere helalinle yetinmeyi, haramdan uzak durmayı nasip eyle..."


Kamuda beşeri kaynak israfı had safhada

 

Kamuda personel sayısı bakımından aşırı istihdam söz konusu olduğu gibi pandemide kamu çalışanlarının çoğunun idari izinli sayılmasına karşın kamu hizmetlerinin pandemiden önceki dönemle aynı düzeyde sürdürülmesi kamudaki aşırı istihdam ve verimsiz çalışmayı teyit etmektedir.

2010 ve 2011 yıllarında “eşit işe eşit ücret” adı altında aslında farklı nitelik ve performansa sahip personelin ücretlerinin eşitlenmesi çalışma barışını bozduğu gibi iş verimini de düşürmüştür. Aynı şekilde, denetçi, kontrolör vb. bazı kariyer mesleklerin statüsünün uzman düzeyine düşürülmesi ve bazı meslek mensuplarının yaptıkları iş aynı kalmakla birlikte statülerinin gece yarısı düzenlemelerle sınavsız olarak yükseltilmesi kamudaki çalışma barışını zedelediği ve iş verimini düşürdüğü gibi maliyet-fayda dengesinin daha da bozulmasına yol açmıştır.

Öte yandan, kamu idarelerinin teşkilat yapısında sürekli değişiklik yapılması çok sayıda bina, araç-gereç ve personelin atıl vaziyete düşmesine yol açmaktadır.

Bütün bunlar israftan başka bir sonuç doğurmamıştır.

RÜZGÂR VE GÜNEŞ ENERJİSİ

 

Türkiye firmaları yenilenebilen, güneş ve rüzgâr enerjilerinde dünya markası hâline gelmeye başladı. Güneş ve rüzgâr enerjisi bakımından, biz Avrupa'da 5'inci, dünyada ise 12'nci sıraya yükseldik.  

2021’de 50 ülke elektriğinin onda birinden fazlasını rüzgârdan üreten devletler; Danimarka (%52), İngiltere (%22), Almanya (%21), Kenya (%16), Uruguay (%47), Lüksemburg (%43), El Salvador (%12,0), Çin (%11,2), Macaristan (%11,1), Moğolistan (%10,6), Vietnam (%10,7), Arjantin (%10,4) ve Japonya (%10,2). Üç ülke ise, elektriğinin %40’ını karşılıyor. 

Güneşten ise; Avustralya, (%12), Vietnam, İspanya ve Hollanda (%10)’unu üretiyor.
Türkiye, elektriğinin %25’ini hidro elektrikten, %33’ünü kömürden, %11’i rüzgârdan, %3,7’sini güneşten elde ediyor.

Türkiye’de; türbin, jeneratör ve kontrol sistemleri yerli ve milli imkânlarla üretiliyor. Şimdi de jeneratör fabrikası açmayı plânlıyor. Denizlerde kendiliğinden meydana gelen dalgaların meydana getirdiği itme gücünden faydalanılarak elektrik üretilmesi, çalışmaları da sürüyor. Denizden karaya vuran her dalga elektrik olarak dönebiliyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi için yapılan teknik kapasitenin kullanıldığı şekilde elektrik elde edilebiliyor. Bu sistemle elektrik üretimi dünyada sadece 4 ülke tarafından yapılıyor. 45 milyar dolar olan enerji ithalat faturamızı, 10 milyar doların altına indirecek olan yenilenebilir enerji; Rüzgâr, güneş, dalga ve jeotermal yatırımları hızla ilerliyor. 

Konya'da yapımı süren Avrupa'nın en büyüğü, dünyanın ise 5'inci büyük güneş enerjisi santrali olan Karapınar Güneş Enerjisi Santrali açıldı. Santral, tam kapasite devreye alındıktan sonra Türkiye’nin kurulu güneş enerjisi payını tek başına %20 artırıyor ve 2,5 milyon kişinin elektrik ihtiyacını ve Türkiye'nin elektrik tüketiminin %1'ini karşılıyor. (02.05.2023)

Kalyon PV tarafından üretilen %80 yerlilik oranına sâhip paneller toplamda 2.600 futbol sahası büyüklüğündedir. Bu alanda toplam 3.256.38 güneş paneli kullanıldı. Santral yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırımla tamamlandı. 

2024 Nisan ayı sonu itibariyle Ülkemizin Birincil Kaynaklara göre Kurulu Güç Verileri

 


BİRİNCİL KAYNAKLARA GÖRE SANTRAL ADETLERİ VE KURULU GÜÇ VERİLERİ

BİRİNCİL KAYNAK

SANTRAL ADEDİ

KURULU GÜÇ (MW)

AKARSU

617

8.329

ASFALTİT KÖMÜR

1

405.0

ATIK ISI

76

331

BARAJLI

145

23.671

BİYOKÜTLE

385

2,080,0

DOĞALGAZ

360

24.991

FUEL OİL

9

255,0

GÜNEŞ

19.266

13.602

İTHAL KÖMÜR

16

10,374.0

JEOTERMAL

63

1.691

LİNYİT

48

10,207,0

LNG

1

2.0

MOTORİN

1

1.0

NAFTA

1

5.0

RÜZGAR

366

12.077

TAŞKÖMÜR

4

841

TOPLAM

21.359

108.861

* TEİAŞ KURULU GÜÇ RAPORU - NİSAN-2024

 

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. 2024 yılı Nisan ayına ait son kurulu güç raporunu yayınladı. 2024 Nisan Ayı kurulu güç raporuna göre Türkiye 2024 Nisan ayını 108.861 MW kurulu güç ve 21.359 santral ile tamamladı.

2024 Nisan Ayı Kurulu Güç Raporunda Öne Çıkan Bazı Bilgiler aşağıdaki gibidir.

Toplam elektrik kurulu gücü, 108.861 seviyesine ulaşmıştır. Toplam santral sayısı da 21.359 olmuştur.

Yenilenebilir enerji kurulu gücü de bir önceki aya göre 976 MW artarak 61.780 MW‘a yükselirken yenilenebilir santraller toplam kurulu gücün yaklaşık % 56,76’sını oluşturdu.

Güneş enerji santrallerinin kurulu gücü de 13.602 MW'ye, toplam güneş enerji santral sayısı da 19.266‘a yükseldi.

Rüzgar enerji santrallerinin de kurulu gücü 12.077 MW oldu.

Güneş enerji kurulu gücü toplam kurulu gücün % 12,49’unu oluştururken, rüzgar enerji kurulu gücünün toplam kurulu güçteki oranı ise % 11,09 oldu.

Rüzgar ve güneşin yanında önemli bir yenilenebilir enerji santrali olan biyokütle santral kurulu gücü 2.080 MW oldu.

Toplam kurulu güçte ilk sırada 24.991 MW ile doğalgaz yer alırken, onu 23.671 MW ile barajlı hidroelektrik santralleri takip etti.

Fosil yakıtlı santrallerin kurulu gücü de 2024 yılı Nisan ayı sonu itibariyle 47.081 MW seviyesinde seyretmekte olup toplam kurulu güçteki oranı ise % 43,24‘dür.

Ayrıca lisanssız güneş enerji santral kurulu gücü 11.933 MW seviyesine ulaşırken, lisanslı GES kurulu gücü ise 1.669 MW’da kaldı.

 

2024 yılı Nisan ayı sonu itibarıyla ülkemiz kurulu gücü 108.861 MW’a ulaşmıştır. 2024 yılı Nisan ayı sonu itibarıyla kurulu gücümüzün kaynaklara göre dağılımı; % 29,39'u hidrolik enerji, % 22.95'i doğal gaz, % 20,05'i kömür, % 11,09’u rüzgâr, % 12.49’u güneş, % 1,55’i jeotermal ve % 2,48'i ise diğer kaynaklar şeklindedir. Toplam kurulu güçte ilk sırayı yine doğalgaz aldı ve geçen aya göre düşüş yaşayarak 24.993 MW seviyesine düştü. Toplam yenilenebilir kurulu gücü de 61.780 MW’a yükseldi. Lisanssız güneş kurulu gücü 2024 Nisan ayında 11.933 MW’a ulaşırken, lisanslı güneş kurulu gücü 1.669 MW seviyesinde kaldı.

Ayrıca Ülkemizde elektrik enerjisi üretim santrali sayısı, 2024 yılı Nisan ayı sonu itibarıyla 21.359’a (Lisanssız santraller dâhil) yükselmiştir. Mevcut santrallerin 762 adedi hidroelektrik, 69 adedi kömür, 366 adedi rüzgâr, 63 adedi jeotermal, 360 adedi doğal gaz, 19.266 adedi güneş, 473 adedi ise diğer kaynaklı santrallerdir. 

2024 yılı Nisan ayında elektrik üretimimizin, % 25.75'i kömürden, % 9.39'u doğal gazdan, % 33.84'ü hidrolik enerjiden, % 13.58'i rüzgardan, % 9.50'i güneşten, % 3,36'sı jeotermal enerjiden ve % 4,58'i diğer kaynaklardan elde edilmiştir. 

 

  30.04.2024 tarihi itibariyle; 

 2023 yılı Aralık ayı sonunda 106.556 MW olan toplam kurulu güç değeri 1.260 MW’lık artışla 2024 yılı Mart ayı sonunda 107.816 MW olarak kaydedilmiştir. 30 Nisan 2024 tarihi itibariyle; Santral Sayısı: 21.359 adet oldu. 30 Nisan 2024 tarihi itibariyle kurulu güç 108.861 MW olmuştur. Toplam yılbaşından bu yana 2.305 MW'lık artış kaydedildi.