1 Ocak 2025 Çarşamba

 31.12.2024 tarihi itibariyle; kurulu güç 115.354 MW oldu. Santral Sayısı: 33.165 adet oldu. 31 Temmuz 2024 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında toplam 6.109 adet santral devreye girmiştir. Yine aynı tarihler arasında kurulu güç 4.160 MW artış kaydedildi. Yılbaşından bu yana kurulu güç değeri 8.798 MW artış kaydedildi. 

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. 31.12.2024 tarihine ait son kurulu güç raporunu yayınladı. 31.12.2024 tarihli kurulu güç raporuna göre Türkiye 31.11.2024 tarihini 115.354 MW kurulu güç ve 33.165 santral ile tamamladı.

31.12.2024 tarihli Kurulu Güç Raporunda Öne Çıkan Bazı Bilgiler aşağıdaki gibidir.

Toplam elektrik kurulu gücü, 115.354 seviyesine ulaşmıştır. Toplam santral sayısı da 33.165 olmuştur.

Yenilenebilir enerji kurulu gücü de bir önceki aya göre 578 MW artarak  68.540 MW‘a yükselirken yenilenebilir santraller toplam kurulu gücün yaklaşık % 59,42'sini oluşturdu.

Güneş enerji santrallerinin kurulu gücü de 19.590 MW'ye, toplam güneş enerji santral sayısı da 31.086'ya yükseldi.

Rüzgar enerji santrallerinin de kurulu gücü 130 MW artışla 12.576 MW oldu.

Güneş enerji kurulu gücü toplam kurulu gücün % 16.98'ini oluştururken, rüzgar enerji kurulu gücünün toplam kurulu güçteki oranı ise % 10,90 oldu.

Rüzgar ve güneşin yanında önemli bir yenilenebilir enerji santrali olan biyokütle santral kurulu gücü 2.125 MW seviyesine yükseldi.

Toplam kurulu güçte ilk sırada 24.675 MW ile doğalgaz yer alırken, onu 23.863 MW ile barajlı hidroelektrik santralleri takip etti.

Fosil yakıtlı santrallerin kurulu gücü de 31.12.2024 tarihi itibariyle 46.814 MW seviyesinde seyretmekte olup toplam kurulu güçteki oranı ise % 40,58'dir.

Ayrıca lisanssız güneş enerji santral kurulu gücü 17.716 MW seviyesine ulaşırken, lisanslı GES kurulu gücü ise 1.874 MW seviyesine yükseldi.

31.12.2024 tarihi itibarıyla ülkemiz kurulu gücü 115.354 MW’a ulaşmıştır. 31.12.2024 tarihi itibarıyla kurulu gücümüzün kaynaklara göre dağılımı; % 27,91'i hidrolik enerji, % 21.39'u doğal gaz, % 18,97'si kömür, % 10,90'ı rüzgâr, % 16,98'i güneş, % 1,50'si jeotermal ve % 2,35'i ise diğer kaynaklar şeklindedir. Toplam kurulu güçte ilk sırayı yine doğalgaz aldı ve geçen aya göre biraz yükselerek 24.675 MW seviyesine çıktı. Toplam yenilenebilir kurulu gücü de 68.540 MW’a yükseldi. Lisanssız güneş kurulu gücü 31.12.2024 tarihi itibariyle 17.716 MW’a ulaşırken, lisanslı güneş kurulu gücü 1.874 MW seviyesine yükseldi. 

Ayrıca Ülkemizde elektrik enerjisi üretim santrali sayısı, 31.12.2024 tarihi itibarıyla 33.165'e (Lisanssız santraller dâhil) yükselmiştir. Mevcut santrallerin 764 adedi hidroelektrik, 69 adedi kömür, 369 adedi rüzgâr, 66 adedi jeotermal, 340 adedi doğal gaz, 31.086 adedi güneş, 451 adedi ise diğer kaynaklı santrallerdir. 

31.12.2024 tarihi itibariyle (Aralık ayı içinde) elektrik üretimimizin, % 37,05'i kömürden, % 26,48'i doğal gazdan, % 14,47'si hidrolik enerjiden, % 11,69'u rüzgardan, % 4,32'si güneşten, % 3,20'si jeotermal enerjiden ve % 2,79'u diğer kaynaklardan elde edilmiştir.

 31.12.2024 tarihi itibariyle;

2023 yılı Aralık ayı sonunda 106.556 MW olan toplam kurulu güç değeri 1.260 MW’lık artışla 2024 yılı Mart ayı sonunda 107.816 MW olarak kaydedilmiştir. 31 Mayıs 2024 tarihi itibariyle; Santral Sayısı: 25.548 adet oldu. 31 Mayıs 2024 tarihi itibariyle kurulu güç 110.056 MW olmuştur. Toplam yılbaşından bu yana 3.500 MW'lık artış kaydedilmişti. 30 Haziran 2024 tarihi itibariyle; Santral Sayısı: 25.871 adet oldu. 30 Haziran 2024 tarihi itibariyle kurulu güç 110.355 MW olmuştur. Mayıs ayı sonundan 30 Haziran 2024 tarihine kadar  toplam 323 adet santral devreye girdi. Yine aynı tarihler arasında kurulu güç 299 MW artış kaydedildi. 

Yılbaşından bu yana kurulu güç artışı 4.637 MW oldu. 31.07.2024 tarihi itibariyle kurulu güç 111.193 MW oldu. Santral Sayısı: 27.038 adet oldu. 30 Haziran ile 31 Temmuz 2024 tarihleri arasında toplam 1.167 adet santral devreye girmiştir. 11.08.2024 tarihi itibariyle kurulu güç 112.111 MW oldu. Santral Sayısı: 28.714 adet oldu. 31 Temmuz ile 11 Ağustos 2024 tarihleri arasında toplam 1.676 adet santral devreye girmiştir.  Yine aynı tarihler arasında kurulu güç 918 MW artış kaydedildi

31.12.2024 tarihi itibariyle kurulu güç 115.354 MW oldu. Santral Sayısı: 33.165 adet oldu. 31 Temmuz ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında toplam 6.109 adet santral devreye girmiştir. Yine aynı tarihler arası kurulu güç 4.160 MW artış kaydedildi. Yılbaşından bu yana kurulu güç değeri 8.798 MW artış kaydedildi.  

31.12.2024 tarihi itibariyle Ülkemizin Birincil Kaynaklara göre Kurulu Güç Verileri

 

BİRİNCİL KAYNAKLARA GÖRE SANTRAL ADETLERİ VE KURULU GÜÇ VERİLERİ

BİRİNCİL KAYNAK

SANTRAL ADEDİ

KURULU GÜÇ (MW)

AKARSU

617

8.340

ASFALTİT KÖMÜR

1

405

ATIK ISI

76

317

BARAJLI

147

23.863

BİYOKÜTLE

384

2,125

DOĞALGAZ

339

24,673

FUEL OİL

9

255

GÜNEŞ

31.086

19.590

İTHAL KÖMÜR

16

10,404

JEOTERMAL

66

1.728

LİNYİT

48

10,229

LNG

1

2

MOTORİN

1

1

NAFTA

1

5

RÜZGAR

369

12.576

TAŞKÖMÜR

4

841

TOPLAM

33.165

115.354

* TEİAŞ KURULU GÜÇ RAPORU - 31.12.2024

Her Hayrın Anahtarı Besmele

 

Bir Ayet: "Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı." 

(Alak, 96/1-2)

Besmele “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” anlamına gelen “Bismillâhirrahmânirrahîm” cümlesinin adıdır. Besmele çeken mümin Yüce Allah’ın engin merhametini ifade eden Rahmân ve Rahîm isimlerini zikrederek hayatına bu isimlerin tecellisini ümit eder. O’nun rahmet ve merhametiyle hem dünya hem de ahiret mutluluğunu temenni eder. Her an O’nun yardımına muhtaç olduğunu itiraf ederken başlayacağı işe güç yetirebilmesi için gereken takati de Rabbinden niyaz eder. Tarih boyu kültür ve medeniyetimiz hep besmeleyle yoğrulmuştur. Gece besmeleyle yatar, güne onunla başlarız. Evden onunla çıkıp eve onunla gireriz. Ellerimizi yemeğe onunla uzatır, adımımızı onunla atar, ibadetlerimizi onunla eda ederiz. Hatiplerimiz sözlerine, yazarlarımız kitaplarına, herkes her işine onunla başlar. Konuşmaya başlayan çocuklara ilk o öğretilir. Camilerin en müstesna yerlerini o süsler. Hat sanatının şaheserlerinde de şiiriyle nesriyle edebî ürünlerde de yine o vardır. Kısacası besmele her hayrın anahtarıdır.

Kaynak: Diyanet Takvimi

Miladi 1 Ocak 2025

Yeni başlangıçlar, yeni umutlar Hoşgeldin 2025

Gelecekten umut olmayan bir yerde, şimdiki zamanın gücünden bahsedilemez. Unutulmamalıdır ki, insanın varoluşunda her zaman bir yenilenme ve yeniden başlama potansiyeli vardır. Şimdiki zamanın gücü, tam da umudun yeniden inşa edilebileceği bir fırsattır. Hayatın kendisi, umut ve belirsizlik arasında ince bir ipte yürüyüş gibidir. İnsan, yaşam yolculuğunda bu iki unsurun arasında denge kurmaya çalışır. Bazen öyle anlar gelir ki, gelecek tüm ihtimalleriyle karanlık görünür ve bu karanlık, şimdiki zamanın anlamını da gölgelemeye başlar.

Gelecekten umut olmayan bir yerde, şimdiki zamanın gücünden bahsedilemeyeceğini söylemek, bu bağlantının kopukluğunu derinden anlamaktır. Çünkü umut, sadece geleceğe dair bir beklenti değildir; bugünü şekillendiren en önemli motivasyonlardan biridir.

Umutsuzluk, insanın omuzlarına çöken bir ağırlık gibidir. Umutsuzluk, aynı zamanda hayatın anlamını sorgulatan bir duygudur. Umutsuzluğa kapılınca her şey boş ve beyhude görünür. Ancak burada önemli bir gerçek devreye girer: Gelecek, bugünden bağımsız değildir. Belki de bu yüzden şimdiki zamanın gücüne tutunmak, umutsuzluğun yaratıcı ve değiştirici bir unsura dönüşmesini sağlar.

Şimdiki zamanın gücü, onun somutluğundan gelir. Geçmiş değiştirilemez ve gelecek henüz oluşmamışken, elimizde sadece şu an vardır. Bu ‘şimdi’yi anlamlandırmak için bir ışık gerekir; bu ışık da umudun kendisidir. Gelecekten umudunu kesen bireyler ya da toplumlar için şimdiki zaman, bir nevi varoluş krizine dönüşür. Bu krizi aşmanın yolu ise, umudun sadece gelecek bir ödül değil, aynı zamanda bugünün bir eylemi olduğunu fark etmektir.

Bireysel umutsuzluk, toplumsal boyuta sirayet eder. Umudun tükendiği bir toplum, gelecek vizyonunu kaybeder ve şimdiki zamanın enerjisini de sömürür. Ancak tarih, umutsuzluk dönemlerinin büyük değişimlerin tetikleyicisi olabileceğini defalarca göstermiştir. Bu nedenle, toplumsal dayanışma, umudun kolektif bir şekilde yeniden inşa edilmesi için önemlidir.

Toplumlar, kriz zamanlarında dayanışmanın gücüyle yeniden şekillenir ve güçlenir. Doğal afetler, ekonomik kriz ve sosyal ayrışmalar gibi zorlu dönemler, insanların birbirlerine daha sıkı kenetlenmesi ile umuda dönüşür. Umut, bireysel bir duygu gibi görünse de, kolektif bir inşa sürecine dayanır. Bu inşa sürecinde en temel yapı taşı, toplumsal dayanışmadır.

Türk Dil Kurumu, 1 milyon kişinin katıldığı anket sonrası yılın kelimesinin “kalabalık yalnızlık” olarak seçildiğini açıkladı. Değerlendirme kurulu, 2024 yılında insanların kalabalıklar içinde bile kendilerini yalnız hissettiklerini gösteren araştırmaların sayısında artış olduğuna dikkat çekti. Türk Dil Kurumu’nun anket sonucu yılın kelimesi olarak “kalabalık yalnızlık” ifadesini seçmesi, toplumumuzda giderek artan bir kopukluk ve iletişimsizlik duygusuna işaret ediyor aslında. İnsanlar büyük şehirlerde yaşıyor, yüzlerce sosyal medya arkadaşına sahip oluyor ama yine de derin bir yalnızlık hissine kapılıyor. Bu durum, modern yaşamın yarattığı bir çelişki olarak karşımıza çıkarken, çözüm için dönüp bakmamız gereken en önemli kavram “toplumsal dayanışma”dır.

Dayanışma, bireyleri yalnızlık ve çaresizlik duygusundan çıkararak, bir bütünün parçası olma hissi oluşturur. Bu hissiyat, bir yandan insanların moralini yükseltirken, diğer yandan da toplumsal düzeni koruyarak ortak sorunların çözümünü mümkün kılar. Bir toplumda her bireyin iyiliği ve refahı, o toplumun genel dayanışma kültürüne bağlıdır. Türkiye kriz anında dayanışma ruhunu pratiğe dökmeyi başarabilen nadir ülkelerden biridir. Normal koşulları bu bağlamda doğru değerlendiremediği için sürdürülebilir olmakta güçlük çekiyor.

Umudu inşa etmek, bireylerin hayata dair olumlu beklentiler geliştirmesini sağlamak kadar, bu beklentilerin gerçekleşmesi için somut adımlar atmayı gerektirir. Umut, soyut bir kavram değildir; dayanışmanın somut eylemleriyle ete kemiğe bürünür. Bir gülümseme, bir iyi niyet, bir dokunuş, bir samimiyet belirtisi ve dürüstlük umut ağacının dallarına can suyu taşır.

Toplumsal dayanışmayı artırmak ve umudu kolektif bir şekilde inşa etmek için bireyler, kurumlar ve toplumlar olarak atabileceğimiz birçok adım var. Empatiyi teşvik etmek: Bireyin kendisini bir başkasının yerine koyma kapasitesini geliştirmesi, dayanışmanın, doğru ve etkili iletişimin temelini oluşturur. Siyaset ve eğitim sisteminden medya içeriklerine kadar her alanda empati kültürü yaygınlaşmalı. İnsanlar umut dolu hikayelere ihtiyaç duyar. Medyada ve sosyal platformlarda gelişime katkı sunacak iyi örnekleri görünür kılmak, bu örneklerin çoğalmasını teşvik eder. İyilik paylaşıldıkça çoğalır.

Her şeyin değişim içinde olduğunu ve bu değişimin bir parçası olabileceğimizin farkına varmak yeni umutlara kapı aralar. Karanlıkta kaldığınızda bile bir ışık bulma şansınız her zaman vardır. Çünkü umutsuzluk, bir son değil, bir geçiştir. “Gecenin en karanlık anı, şafak sökmeden az önceki zamandır.” Umutsuzluk içinde umudu yeniden inşa etme becerisine sahip olan bireyler ve toplumlar aydınlığa kavuşur.

Toplumların kriz dönemlerinde dayanışmayı hayata geçirerek yeniden ayağa kalktığına tarih boyunca şahit olduk. Birinci Dünya Savaşı, milli mücadele yılları, milli seferberlik ve Türkiye’nin küllerinden yeniden doğması, İkinci Dünya Savaşı ve Avrupa’nın ayağa kalması ve kalkınması, bu dayanışma ruhunun en somut örneklerinden biridir.

Bugün, geleceğin ilk adımıdır. Belki de ihtiyacımız olan, bir nefes alıp ‘şimdi’deki gücü fark etmektir. Sanat ve kültür, toplumu bir araya getiren güçlü bir araçtır. Umut dolu mesajlar taşıyan sanatsal projeler, topluma ilham verir. Milli ve manevi değerlerin korunması ve anlam kazanması, kimlik ve aidiyet duygusunu pekiştirir. Üretime, insana yatırım ekonomik bağımsızlığın, ekonomik kalkınmanın, toplumsal huzurun kaynağıdır. Doğal, yer altı kaynaklarımızın korunması, çevreyle uyumlu bir yaşam kültürünün benimsenmesi ve nesilden nesile aktarılması yarınlara hep umutla bakabilmenin şifresidir.

2025 yeni başlangıçlara yeni umutlara ışık tutsun. Gelin hep birlikte bir seferberlik başlatalım. Her bireyin eşit haklara sahip olması zor değil. Sosyal adalet mekanizmalarını güçlendirmek, gelir ve fırsat eşitsizliğini en aza indirmek zor değil. Etnik, mezhepsel, ırk, din ve diğer ayrımcılık türlerine karşı net bir duruş sergilemek zor değil. Liderlerin, devlet yöneticilerinin şeffaf, dürüst ve kapsayıcı bir yaklaşımı benimsemesi, söylem ve eylemleriyle topluma örnek olması zor değil. Adaleti tesis etmek, adil bir düzen kurmak, yolsuzlukların, haksızlıkların önüne geçmek zor değil. Bütün mesele sorumluluk almak, irade ortaya koymak, istekli ve kararlı olabilmektir.