21 Haziran 2009 Pazar


Türkiye, ilköğretim ve okul öncesi eğitimde öğrenci başına yaklaşık 1.200 TL harcıyor.

Genel orta öğretimde okuyan bir öğrenciye 2.000, mesleki ve teknik ortaöğretimdekine 2.600, yüksek öğretimde de bir öğrenciye ise 4.400 TL harcanıyor. Yüksek öğretimle karşılaştırıldığında diğer kademelerde öğrenci başına harcama düşük. Üstelik 2009'da ortaöğretimde öğrenci başına harcamanın yüzde 10 düşmesi bekleniyor.

6-13 yaş arasındaki 220 bin çocuk halen eğitim sistemine kayıtlı değil. Bu çocukların 130 bini kız, 100 bini Ortadoğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşıyor. İlköğretimde üst sınıflara çıkıldıkça, kızların eğitime katılımı azalıyor. Birinci sınıfta 0,96 olan kız/erkek oranı, 8 nci sınıfta 0,91'e düşüyor.

15-19 yaş nüfusun yüzde 15'i ilköğretim diploması sahibi değil. 15-19 yaş arasındaki kızların yüzde 21'inin ilköğretim diploması yok. Yine 15-19 yaş arasındaki kızların yüzde 16'sı okuryazar olduğu halde, ilköğretim diploması alamamış. Bu durum, kızların ilköğretime birkaç yıl devam etse de sonraki yıllarda eğitim sisteminden koptuğunu gösteriyor.

Okul öncesi eğitimde 48-72 ay okullaşma oranı 2007-2008'de yüzde 27, 2008-2009'da yüzde 33 olarak gerçekleşti. Ülke genelinde 48-72 ay okullaşma oranı yüzde 25'in altında kalan il sayısı 26'dan 8'e düştü. Ancak iller arası uçurum devam ediyor.Ağrı'da yüzde 14 olan okullaşma oranı, Amasya'da yüzde 88.

Eğitim için kullanılan bilgisayar sayısında öneml bir atılım yaşandı. Ülke genelinde bilgisayar başına 23 öğrenci düşüyor. Ancak bu sayı, Kilis'te 4, Düzce'de 6, Gaziantep'te 43, Batman'da ise 49.

''Yazının Öyküsü'' okurla buluştu.


Farklı bölgelerde, farklı insanların yazıyı nasıl icat ettiğini ve yüzyıllar boyunca yüzlerce farklı yazı sisteminin nasıl geliştiğini anlatan ''Yazının Öyküsü'' adlı kitap okurla buluştu.

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarının British Museum ile ortak yayına hazırladığı kitabı, asıl mesleği öğretmenlik olan Carol Donoughue kaleme aldı.

Kullanılan boya ve kağıtta Avrupa Birliği sağlık standartlarının gözetildiği kitap, Türkiye ve İngiltere'de aynı anda yayımlandı.

En çok merak edilen 25 soru


Çay içmek harareti alır mı, ateşimiz çıktığında niye üşürüz, OK neyin kısaltması?

DÜNYANIN en saygın popüler bilim dergilerinden İngiliz BBC Focus, yıllardır insanların en çok merak ettiği sorulara, konunun uzmanlarına ve son yapılan araştırmalara danışarak cevap aradı.

1) Deniz havası almak sağlıklı mı?

Şehirden uzak deniz kıyısında yaşamak sağlıklı olabilir. “Deniz havası” yani denizin neden olduğu güzel koku, sahilde yaşayan bir bakteri sayesinde ortaya çıkar. Ama uzmanlar bakterinin, limanlardaki egzoz gazının havayı daha da kirletmesine neden olduğunu ortaya koydu.

2) Herkes evinde kalsa grip salgını biter mi?

Evet. Küresel bir karantina grip salgınının sonu olabilir ancak tek bir kişinin bile dışarı çıkması virüsün yeniden yayılmasına neden olur.

3) Bitkiler yaşlılık nedeniyle ölür mü?

Bazı bitkiler iyi bakıldığında sonsuza kadar yaşayabiliyor. Ancak mevsimlik bitkilerin ömrü kısa olur.

4) Sakız sonsuza dek midede kalır mı?

Hayır. Sakız, yutulduğunda sindirilemez ancak en geç üç gün içinde vücuttan atılır.

5) Kendi kendine konuşanlar deli mi?

Hayır. İnsanların yalnız ya da sıkıntılı olduğunda kendi kendilerine konuşması oldukça normal bir durumdur.

6) Erkeklerde selülit olur mu?

Portakal kabuğu gibi bir cilt sadece kadınlarda değil erkeklerde de bulunuyor. Ancak erkeklerde selülit daha çok boyun ve karın bölgesinde görülüyor.

7) Arka koltukta neden araba tutuyor?

Arkada oturunca ufuk çizgisi görülmüyor. Araç tutması, iç kulakta hareket algılanırken, gözlerden sabit olduğunuz bilgisinin gelmesi nedeniyle yaşanır. Yani arkada otururken, beyin aracın hareket ettiğini anlamaz ve böylece vücut dengesi bozulur.

8) Çay içmek gerçekten harareti alır mı?

Evet. Sıcak içecekler vücudun kendisini olduğundan daha sıcak zannetmesine yol açar. Vücut daha çok terler ve bu da ısı kaybına yol açar.

9) Parmaklar suda kalınca neden buruşuyor?

Eğer hücrelerinizin sahip olduğundan daha az yoğunlukta ya da az tuz çözeltisinin olduğu suya girerseniz, su osmos yöntemiyle vücuda emilir. Bu da derideki hücrelerin şişmesine neden olur. Hücreler alt tabakadaki dokulara bağlı olduklarından deri bu duruma uyum sağlayabilmek için buruşur.

10) Üzüm mü, şarap mı daha faydalı mı?

Şaraptaki sağlığa yararlı madde olan antioksidanların miktarı, üzümden iki kat daha fazla.

11) Kuşlar gerçekten ıslanmaz mı?

Kuşlar gagalarında ürettikleri yağı alarak tüylerine sürer. Bu da suyun yağı geçerek tüylere ulaşmasını engeller. Yani kuş tüyleri suya dayanıklıdır.

12) Evrenin en soğuk yeri nerede?

Dünyanın 5 bin ışık yılı uzağında yer olan büyük bir toz ve gaz bulutu Boomerang Nebula'da sıcaklık eksi 272 derece olarak tahmin ediliyor.

13) Neden tek yumurta ikizlerinin parmak izleri birbirini tutmuyor?

Tek yumurta ikizleri aynı DNA'ya sahip olsalar da hücre-hücre aynı değildir, dış görünüşünüzü genleriniz belirlemez. Parmak izleri ise vücutta maruz kalınan hormonlara bağlıdır. İki hücrenin hormon seviyesi farklı olduğu için, parmak izleri de aynı olmaz.

14) Neden ateşimiz çıktığında üşürüz?

Ateş, vücudun kendi termostatının ısısını yükseltmesiyle ortaya çıkar. Ancak kişi terlemediği ya da kan basıncı yükselmediği için üşür.

15) Eşekarısı bal yapar mı?

Hayır. Eşekarıları yalnızca çiçek özlerini emer ve ve bu özü yavrularını beslemek için de kullanır.

16) Dijital fotoğraflar 100 yıl saklanır mı?

Kağıda basılır ya da güneş ışınlarından korunacak şekilde CD'de saklanırsa, evet.

17) Havaya atılan su buz olarak düşer mi?

Eksi 30 derecede havaya atılan su yere buz olarak düşer.

18) Solaklar daha mı zeki?

Şimdiye kadarki bilimsel araştırmalar, solakların sağ elini kullananlardan daha yaratıcı ya da zeki olduğunu göstermedi.

19) OK (İng. Tamam) neyin kısaltılmasıdır?

Bununla ilgili en popüler teori “All Correct”in (herşey yolunda) kasıtlı olarak 'Oll Korreckt' biçiminde yanlış yazılması ve buradan yapılan kısaltma olduğu yönündedir. OK, gülünç olması için sözcüklerin yanlış yazılmasının moda olduğu 1840'larda Boston gazetelerinde popüler oldu.

20) Neden ozon tabakasını, ozon gazıyla dolduramıyoruz?

Antarktika üzerindeki ozon deliğinin kapladığı alan, ABD'nin yüzölçümünden daha büyüktür ve buranın tekrar doldurulması için on milyonlarca ton ozon gerekir. Bu miktarda ozonun nakliyesinin maliyeti bile astronomik olur.

21) Yalnızca su ve vitaminle yaşanılır mı?

Hayır. Vitamin ve minareller kadar enerji üretmek ve hücrelerin kendilerini yenileyebilmesi için karbonhidrat, yağ ve proteine de gereksinim duyarız.

22) Kusursuz görüş nedir?

Göz doktorlarında bulunan harfli çizelgenin tamamını 6 metrelik bir uzaklıktan görmek kusursuz görüşün işaretidir.

23) Tiryaki olmak için kaç sigara içilmeli?

Önemli olan sigara sayısı değil. Bağımlılık sabah uyandıktan sonra ilk sigarayı ne zaman yaktığınızla ilgili. İlk sigara içişten sonra bağımlılık bir yıl içinde tamamlanıyor.

24) Mikroplara da mikrop bulaşır mı?

Evet. Mikroplara da bulaşan daha küçük mikroplar bulunuyor.

25) Neden soğan doğramak ağlatıyor?

Soğan doğrandığında havaya lachrymatoryfactor isimli bir enzim yayılıyor ve bu da göz kaşıntı yapıyor. Göz ise kendini savunmak
için gözyaşlarını kullanıyor.

20 Haziran 2009 Cumartesi

Domuz gribi yayılıyor!


Virüs Türkiye'de de insandan insana bulaştı.

Sağlık Bakanlığından, yurt dışından gelen bir kişinin temasta bulunduğu bir yakınında da bulaşma nedeniyle domuz gribi (AH1N1) tespit edildiği, genel durumu iyi olan bu kişinin tedavi ve takibinin devam ettiği bildirildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında, bugüne kadar ülkede tamamı yabancı ülkelerden gelen 8'i yabancı uyruklu, 14'ü de çeşitli nedenlerle yurt dışında bulunduktan sonra Türkiye'ye dönen vatandaşlarda olmak üzere toplam 22 kişide domuz gribi (AH1N1) tespit edildiği belirtildi.

Açıklamada şöyle denildi:
“Yurt dışından gelen bir vatandaşımızın ülkemizde yakın teması olduğu bir yakınında da bulaşma nedeniyle influenza A(H1N1) tespit edilmiştir. Genel durumu iyi olan kişinin tedavi ve takibi devam etmektedir. Hastanede yatarak tedavi görmesi gereken vakamız bulunmamaktadır. Bu son vaka ile birlikte ülkemizde tespit edilen vaka sayısı 23'e ulaşmıştır. Bu, Türkiye'de insandan insana bulaşın olduğu ilk vaka olma özelliği taşıyor.”

Sağlık Bakanlığı yetkilileri, A(H1N1)'in zaten insandan insana bulaşan bir virüs olduğunu belirterek, dünyada domuz gribinin ortaya çıktığı ülkelerdeki hastaların yarısının virüsü bu yolla aldığına dikkati çekti.

Yetkililer, gereken önlemlerin alındığını, yaz mevsimi olması nedeniyle endişe edilecek bir durum olmadığını vurguladı.

A.A.

SAVCILIK MI POLİS Mİ SIZDIRDI?


Hürriyet Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu belge olayında bugüne kadar üstünde fazla durulmayan bazı soruları yazdı. Soruşturma makamlarının belge ellerine geçtikten sonra hiçbir işlem yapmadığını belirterek şu soruyu sordu: “Arada geçen bir haftayı aşkın sürede savcılık ve emniyet ne yapıyor?” Berberoğlu bu saptamadan hareketle yazısının sonunda “spekülatif” olduğunu belirterek şu soruya yer verdi: “Belgeyi Savcılık ve polis hakikaten ciddiye aldı mı? Veya taraflardan birisi, diğeri yeterince ciddiye almıyor izlenimiyle harekete geçip belgeyi kamuoyu ile paylaşmayı mı yeğledi?” Bu sorudan şu anlam çıkıyor: Ya emniyet savcılığın belgeyi ciddiye almadığını görüp belgeyi sızdırdı, ya da savcılık emniyete kızıp sızdırdı. Yazarın “Spekülatif soru hakkı: Belge ciddiye alındı mı?” başlıklı yazısını yayınlıyoruz, bakalım sizde aynı sonucu çıkaracak mısınız?


ERGENEKON savcıları neyi soruşturuyor, hatırlayalım.Deniliyor ki: "Silahlı Kuvvetler içinde bir çete var."

Bu çete ve sivil bağlantıları hükümeti devirmek istiyor.

Bu amaçla darbe ortamı yaratmaya çalışıyor.

Danıştay’ı basıyor, Cumhuriyet’i bombalıyor, terör estiriyor.

İddia bu... Peki, son günlerde kıyameti kopartan belgede ne yazıyor?

Savcının peşinden koştuğu çetenin eylem planına benziyor.

Demek ki o yüzden ciddiye alınıyor.

* * *

Hükümet belgeyi önemsiyor ki, AKP suç duyurusunda bulunuyor.

Ana muhalefet lideri, "Araştırılsın, doğruysa kamuoyundan özür dilensin" çağrısını yapıyor.

Askeri savcılık şüphelileri sorguluyor, imzanın kriminal incelemesi başlatılıyor.

Özetle malum belgenin Taraf Gazetesi’nin manşetine taşındığı günden bu yana ortalık toz duman.

Kamuoyu merakı nedense "Belge sahte mi, gerçek mi?" sorusuna kilitli.

Nedense diyoruz, çünkü asıl soru ıskalanıyor gibi.

Söyledik, malum belge 4 Haziran günü ele geçiyor.

Taraf Gazetesi bu belgeyi dosyadan alıp 12 Haziran’da basıyor.

Arada geçen bir haftayı aşkın sürede savcılık ve emniyet ne yapıyor?

Asıl sorulması gereken bu değil mi?

* * *

Unutmayın ki, bu ülkenin demokrasi tarihinde Hrant Dink lekesi mevcut.

Açıkça "öldürecekler" ihbarına rağmen kimse kılını kıpırdatmadı.

Hrant Dink gündüz gözü İstanbul’un ortasında katledildi.

Gelelim AKP ve Fethullah Gülen Hoca’yı hedef alan belgeye...

Muhafazakár medyaya göre malum belgenin izleri ayan beyan ortada.

AKP’deki mayın çatlağı bile eylem planına yoruluyor.

Ama nedense savcı ve polisin belgeye dair ne işlem yaptığı sorulmuyor.

Malum belge gerçek de olsa, sahte de... Bomba gibi suç ihbarıdır. Bu nedenle sormak gerekiyor:

Emniyet Genel Müdürlüğü ek önlem açısından uyarıldı mı?

İçişleri Bakanlığı yani siyasi otorite haberdar edildi mi?

MİT ve diğer istihbarat birimleri ek bilgi için seferber oldu mu?

İktidar partisinin genel başkanı yani Başbakan bilgi sahibi miydi?

Dün Ankara’da birkaç hükümet üyesine danıştım...

Ve yukarıdaki sorulardan hiçbirisine olumlu yanıt alamadım.

Gözüken o ki, Taraf Gazetesi manşet yapmasa...

Sanki malum belge üçüncü iddianameyi bekleyecek gibiydi.

Arada canımız sadece Allah’a emanet edilecekti.

* * *

Hazır sormaya başlamışken, başka bir mesele daha var...

Ergenekon Savcıları askeri belgeler konusunda bugüne kadar doğru bir yol izledi.

Askeri belge ele geçirildiğinde hemen Genelkurmay’a yolladı ve gerçekliğini test etti.

Bu kez ya vakit yetmedi veya bilmediğimiz nedenler vardı... Belge askere yollanmadı.

Yani Askeri Savcılık da belgeyi, siyasi otorite gibi gazeteden okudu.

* * *

Buraya kadar verileri yorumladık, sorguladık.

Son bir spekülatif soruya izin varsa... Soruyorum:

Belgeyi Savcılık ve polis hakikaten ciddiye aldı mı? Veya taraflardan birisi, diğeri yeterince ciddiye almıyor izlenimiyle harekete geçip belgeyi kamuoyu ile paylaşmayı mı yeğledi?



Odatv.com

20 Haziran 2009

14 Haziran 2009 Pazar

Altın Kelebek'te en iyiler


36. Altın Kelebek 2009 Ödülleri sahiplerini buldu. Sanat, sosyete ve iş dünyasından yaklaşık bin davetli Türker İnanoğlu Maslak Show Center'da biraraya geldi. Geceye katılan kadınların giydikleri kıyafetleri ile birbirleri ile şıklık yarışına girmiş gibiydi.

Geleneksel "Altın Kelebek 2009- TV Yıldızları Yarışması", bu yıl da sanat dünyasının zirvesindeki isimleri belirledi. Her yıl Hürriyet okuyucularının oylarıyla kendi alanlarında en başarılı olan isimlerin seçildiği yarışmanın final gecesi gerçekleştirildi. Sanat, sosyete ve iş dünyasından yaklaşık bin davetlinin katıldığı gecede, sanat dünyasının zirvesindeki isimleri, halkın oylarıyla kazandıkları bu ödüllerin haklı gururunu yaşadı. Ödül kazananlar kadar kazanamayanların da katılmayı bir ayrıcalık olarak gördüğü gecede, uzun zamandır görüşemeyen dostlar da bir araya gelerek sohbet etme imkanı buldu.

Kokteylin ardından başlayan ödül törenine basın mensupları alınmadı. Ajda Pekkan, Funda Arar ve Yavuz Bingöl'ün konser verdiği gecede Hürriyet okurlarının oylarıyla belirlenen televizyon ve müzik dünyasının en iyileri ödüllerini aldı. Gece sonunda ödül alanların mutlulukları gözlerinden okunuyordu.

İşte gecede ödül kazanan isimler

En İyi Kadın Sunucu: Saba Tümer

En İyi Erkek Sunucu: Acun Ilıcalı

En İyi Kadın Haber Sunucusu: Banu Güven

En İyi Erkek Haber Sunucusu: Uğur Dündar

En İyi Haber Progrumı: 32. Gün

En İyi Yerli Dizi: Aşk-ı Memnu

En İyi Kadın Oyuncu: Beren Saat

En İyi Erkek Oyuncu: Kıvanç Tatlıtuğ

En İyi Komedi Dizisi: Çok Güzel Hareketler Bunlar

En İyi Kadın Komedi Oyuncusu: Şebnem Bozoklu

En İyi Erkek Komedi Oyuncusu: Ata Demirer

En İyi Yarışma Programı: Var mısın Yok musun?

En İyi Talk Şov: Disko Kralı

En İyi Spor Programı: 90 Dakika

En İyi Magazin Programı: Mega Magazin

En İyi Güncel Kültür Sanat Programı: Şeffaf Oda

En İyi Türk Halk Müziği Kadın Solist: Şevval Sam

En İyi Türk Halk Müziği Erkek Solist: Volkan Konak

En İyi Türk Pop Müziği Kadın Solist: Hadise

En İyi Türk Pop Müziği Erkek Solist: Serdar Ortaç

En İyi Türk Sanat Müziği Kadın Solist: Muazzez Abacı,Emel Sayın, Seçil Heper

En İyi Türk Sanat Müziği Erkek Solist: Ahmet Özhan

En İyi Fantazi Müzik Kadın Solist: Gülben Ergen

En İyi Fantazi Müzik Erkek Solist: İbrahim Tatlıses

En İyi Çıkış Yapan Solist: Murat Dalkılıç

En İyi Klip: Gülben Ergen/ Yalnızlık/ Yönetmen Nihat Odabaşı

Yılın Şarkısı: Düm Tek Tek

ÖZEL ÖDÜLLER:

Yılın Olayı: Issız Adam

GÖNLÜMÜZE TAHT KURANLAR

Aysel Gürel, Suna Pekuysal, Osman Yağmurdereli, Orhan Günşiray, Hadi Caman, Gazanfer Özcan, Yaman Tarcan






İş Bankası'ndan İşte Ekonomi, Havale Bedava Kampanyası ...>>


İş Bankası'ndan işte ekonomi, havale bedava kampanyası kapsamında 31.12.2009 tarihine kadar Bankamatik'ten bedava havale yapılmasına imkan verilmektedir. Kampanya sadece Türk Lirası havale işlemlerini kapsamaktadır. Türkiye İş Bankası A.Ş gerekli gördüğü takdirde kampanya süresi ile şartlarını değiştirme ve ücret talep etme hakkını saklı tutmaktadır.
Detay bilgi www.isbank.com.tr adresinden elde edilebilir.