2 Mayıs 2009 Cumartesi

Geçmiş Zaman Olur ki-2


Çuval olayı 2 [ 26.06.2007 ]

Can ATAKLI

Dün size “AKP İntihara Gidiyor” isimli kitaptan çok çarpıcı bir bölüm aktarmıştım. Bu kitap aylardır piyasada satılıyor, yazdığım bölüm internet sitelerinden yüz binlerce kişiye ulaştı. Bir tek yerden “çıt” bile çıkmıyor. Ne AKP yalanlıyor, ne kitap hakkında dava açılıyor ne de bir toplatma kararı alınmış. Yani bir anlamda “sessiz bir onay” var. İnsan bu dehşet verici ifadeleri okudukça çok şaşırıyor

Bugün, dün yazdığım bölümün hemen arkasından gelen ve internet sitelerinde yer verilmeyen daha da dehşet verici bölümü yazıyorum. Bu bölümde itiraflarda bulunan AKP’li danışman, AKP’nin başta İngiltere, pek çok batılı ülkenin yardım ve desteği ile kurulduğunu anlatıyor. Ayrıca Hilmi Özkök Paşa’nın “nasıl Fethullahçı yapıldığına” ilişkin çok çarpıcı ifadeler de bulunuyor



“- Sizin Genelkurmay Başkanınız kim olacaktı?

AKP’li: Söyleyemem. Ama Paşalar istifa etmeyince dümen yarım kaldı. Paşaların kesin kararlı oluşu ve çuval olayını Türkiye’nin lehine kullanmaları, bizim oyunumuzu kökten boşa çıkardı. Paşalar istifa etmeyince Özkök Paşa’ya ‘Fetullah Hocacı’ diyelim ve Onu gözden düşürelim kararı aldık...

- Neden?

AKP’li: Çünkü Özkök Paşa’nın namaz kıldığı söylenmişti. Eğer Özkök Paşa’ya ‘Fethullah Hocacı’ diye iftira atar ve tutturursak, o da mecburen istifa eder, biz de böylece intikam alırız diye düşündük.

- Yani Özkök Paşa ‘Fethullah Hocacı’ değil mi?

AKP’li: Ne ilgisi var? Mümkün mü? Paşa samimi Müslüman bir adam. ‘Çamur at, izi kalır’ diye böyle yaptık!

- Ama sonuç alamadınız!

AKP’li: Kimse inanmadı. Bunun üzerine Emin Çölaşan gibi yazarlara Özkök Paşa’nın ‘Fethullah Hocacı’ olduğu yalanı sızdırıldı. Wolfowitz’in adamları bir psikolojik harp başlattı. Hulki Cevizoğlu, Emin Çölaşan, Mustafa Balbay, filan, bunları CIA ve MI6 iyi etkiliyordu. Hilmi Özkök’ün aleyhinde yayınlar yapıldı.

- Özkök Paşa istifa etseydi, yerine kim geçecekti? Büyükanıt Paşa mı?

AKP’li: Yok canım. Ancak Büyükanıt Paşa’yı Özkök Paşa’ya karşı sadece kullanmaya çalıştık. Aziz Yıldırım, ABD’deki bazı askerler Büyükanıt Paşa’yı etkilemeye çalıştı ama Büyükanıt oyuna gelmedi. O oyuna gelmeyince ‘Sabetayist’ olduğunu yaydık. (Vakit ve Yeni Şafak gazetelerinden falan...)

- Onun kabahati neydi?

AKP’li: Bizim (AKP’nin) Genelkurmay Başkan adayımız o değildi (Bizim adamımızın olması için, onun da kötülenmesi gerekliydi...)

- TSK’ya müdahale etmeniz saçma değil mi?

AKP’li: Arkamıza ABD Savunma Bakanı’nı, iki-üç tane çok önemli işadamını ve bir emekli paşayı da alınca, kolayca bu işten sıyrılırız ve kotarırız diye düşündük.

- Neden?

AKP’li: Özkök Paşa’yı, Büyükanıt Paşa’yı, Genelkurmay’ı ve galiba genel olarak TSK’yı çok basite indirgedik. Çok boş gördük onları. Ama öyle değilmiş yanıldık. Mesela sizin SESAR’ın ve Atatürkçülüğünden, milliyetçiliğinden emin olunan kalemlerin paşalara yönelik ağır eleştirileri işimizi kolaylaştıracağına, bozdu. Birçok operasyonda nasıl olsa siz ve diğerleri sonuç alır diye, biz el atmadık.

- Demek ki emekli bir paşa orduyu iyi analiz edememiş.

AKP’li: Sadece o değil, ABD’li, İngiliz, İsrailli, Fransız birçok uzmandan TSK’ya karşı yürüttüğümüz savaşta yardım aldık. Ama onlar da çuvalladı. Hepimiz çuvalladık. Bu kabinenin (AKP hükümetinin) listesi, Londra ve ABD’de oluşturuldu. Bakanlar Kurulu’nda İngilizlerin, Amerikalıların, İsraillerin, Almanların, Fransızların kotası olduğu söylendi. Biz itiraz ettik, iftira dedik. Ama maalesef realite bu. İngilizlerin elinde ipimiz. Dış güçlerin piyonu gibiyiz!..

- Sadece onlar mı?

AKP’li: Onlar (İngilizler), hem ABD’lileri, hem İsraillileri hem Almanları, hem de AB üyelerini parmaklarında oynatıyor. Barzani’yi, Talabani’yi, Kürtleri ve Arapları.

- İngiliz Büyükelçisi Westmacott?

AKP’li: O en büyük fitnebaşı. Hükümet’in içine düştüğü açmazın mimarı o, ‘Kürt devletini kabul edin, Arap ve Yahudi sermayesi Türkiye’ye akacak’ dedi. Bizi yanlış yönlendirdi...

- RTE’nin Kürt sorunu söyleminin mimarı o mu?

AKP’li: Öncelikle İngilizler ve tabii Westmacott. İsrailliler de var.

- Sana göre İngilizlerin amacı ne?

AKP’li: Onlar (İngilizler), Hindistan ve Çin’i arkalarına alarak dünyaya yeniden egemen olmayı planlıyorlar. ‘Güneş batmayan imparatorluk’ şehveti içindeler. ABD’yi Irak batağına çeken İngilizler ve Yahudilerdir. İngilizler ABD’yi bölgeden uzaklaştırıp, Kürt devleti ve İsrail ile ittifak kurup Ortadoğu’ya oturmak istiyorlar. Bu sebeple ABD ile İslam ülkelerinin arasını açtılar; özellikle 11 Eylül’den sonra. Westmacott bizimkine (RTE) demiş ki, İngiltere, Rusya, Çin ve Hindistan ile birlik oluşturuyoruz. ABD bölgeden tasfiye olacak.

- Tezkerenin suçlusu bu durumda İngiltere olmuyor mu? İngilizler, hem İsrail’i hem de ABD’yi yanıltıyor. AKP, bu İngiliz dümenini yenecek güçte mi?

AKP’li: Biz İngiliz malı bir partiyiz. Ya da Almanların deyimi ile ‘ankesörlü telefon’ gibiyiz. Jetonu kim atarsa, onun düdüğünü çalıyoruz. Hiçbir şeye hazır değilmişiz. Kullanılmışız. İngilizler ince ama vahşice, İsrail, ABD üzerinden, ABD IMF üzerinden, Almanlar, Fransızlar AB ve Kürtler üzerinden ama tüm düşmanlarımız, hem Kürtler, hem AB ve ekonomi üzerinden AK Parti hükümetini kullanıyor. Çok üzülüyor ve kahroluyorum. İstanbul’un Fethi Şenlikleri’ni düzenleyen bir maziden şimdi İstanbul’un işgalini tezgâhlayan bir parti konumuna ve işbirlikçi adamlara dönüştük.

- Çok ağır bir itiraf değil mi?

AKP’li: Daha özelleştirme ve rüşvetteki dolaplara gelmedim. Yabancılar (İngilizler, ABD’liler, İsrailliler, v.s.) muhalefete hakim. MHP İngiltere’ye teslim olmuş durumda, Ağar’ı çok rahat pasifize ederler. Erkan Mumcu İngilizler’in tam kontrolünde. Westmacott, ‘CHP bizimdir ve sizin en büyük yardımcınızdır’ dedi. AK Parti’nin durumu ortada.

- Rezalet.

AKP’li: Rezaletten de beter, tam işgal ve işgale bizler (AKP’liler) önayak oluyoruz. Sizin dedikleriniz doğru, hainler mangasıyız biz.

- Çok iyi bir sohbet oldu. Müsaade ederseniz ben bunları yazayım, siteden kamuoyuna yansıtalım.”

Kaynak: Vatan gazetesi



Geçmiş Zaman Olur ki-1


‘Çuval geçirme’ olayı biliniyor muydu? [ 26.06.2007 ]
Can ATAKLI

Piyasada satılan bir kitapta diyor ki “Erdoğan ve Gül, tezkerenin geçmesinde kendilerine destek olmayan Silahlı Kuvvetler’i cezalandırmak için Amerika’dan bir şey yapmalarını istedi. Onlar da Türk subay ve askerlerinin başına çuval geçirdiler”

Ahmet Akgül isimli Milli Görüşçü yazara göre, Türk subaylarının başına çuval geçirilmesinden sonra Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları’nın istifa edeceği hesaplanıyordu. Ancak asker olaya çok öfkelenip yönetime el koymaya kalksaydı Amerika Erdoğan ve Gül’ü kaçıracaktı

Son günlerde bir kitaptan yapılan alıntı çok konuşuluyor. Alıntıyı önce bana gönderilen bir e-mail’den okudum. Açıkçası önce ciddiye almadım. Hayal ürünü bir senaryo zannettim.

Ancak daha sonra bunun bir kitaptan alındığını fark ettim. Kitabın adı “AKP İntihara Gidiyor.” Yazarı Ahmet Akgül. Kitap bu yıl yazılıp basılmış, yani çok yeni.

Kitabı almayı bir türlü beceremedim. Ama bu arada yüze yakın e-mail aldım aynı alıntıyı içeren.

Sonunda kitabı dün buldum. Yazar Ahmet Akgül İslami kökenden geliyor. Necmettin Erbakan’ın da eğitiminden geçmiş. Milli Görüş’ün önemli yazarlarındanmış. Adını ilk kez gördüğüm çok sayıda kitabı varmış.

Gelelim kitabın 278 ve 279’uncu sayfalarından yapılan alıntıya.

Yazar burada ismini vermediği bir AKP’li danışmanla konuşuyor. Belli ki eskiden çok yakın arkadaş olan ikili arasındaki konuşmalar inanılır gibi değil.

Çünkü AKP’li danışman Türk subay ve askerlerinin başına çuval geçirilmesi olayının bizzat Başbakan Erdoğan ve yardımcısı Abdullah Gül tarafından bilindiğini hatta bunun için Amerikalıların teşvik edildiğini ileri sürüyor.

Gerekçe ise 1 Mart tezkeresinde hükümete yardımcı olmayan Genelkurmay’ın cezalandırılması.

Kitap birkaç aydır piyasadaymış. Bugüne kadar kitapla ilgili bir soruşturma açıldığını duymadım.

Şimdi gerçekten çok şaşırtıcı olan bu bölümü, hiçbir ekleme çıkarma yapmadan size de aktamak istiyorum:

“AKP’yi kuranların ve kurduranların, özellikle Tayyip Erdoğan’ın özel bir önem verdiği danışmanlarından ve operatörlerinden biri ile yemekte karşılaştık. Tam bir panik havasındaydı. ‘Hayrola işleriniz iyi gitmiyor galiba!’ dedim.

- AKP’li: Tezkere krizinde oldu ne olduysa, büyü o zaman bozuldu, beklediğimiz sonuç çıkmadı, sonrasını zaten biliyorsunuz.

- Katılmıyorum, Edelman’ın YSK’ya ziyareti, Londra, Washington, New York, Dubai ve bazı şehirlerde daha AKP kurulmadan önce verilen sözler sonunuzu hazırladı. Devleti tanımadan, Anayasal organlardan ve milletten gerçek anlamda bir olur almadan küreyi yerinden oynatacak kararları alabileceğinizi sanmak çocukçaydı. Bu durum AKP’yi bitirdi.

- AKP’li: Hayır, bizi Özkök Paşa ve Paşalar bitirdi. Tezkere krizinde ne yapacağımızı bilemedik. Sorduk ne yapılmalı diye; ‘İktidar sizsiniz, karar almak sizin işiniz, biz kararı uygularız’ dediler.

- Ama zaten siz orduya sormadan informel olarak her türlü garantiyi vermiştiniz. Asıl hata o değil mi?

- AKP’li: Tamam her türlü garantiyi ve tavizi verdik ama ABD’nin Doğu ve Güneydoğu’ya tam yerleşeceğini bilmiyorduk. Yani, ABD ve İngiltere Türkiye’yi işgal edeceklerdi, paniğe kapıldık.

- Ama ABD’lilere bu garantinin AKP’nin kurulması aşamasında verdiniz.

- AKP’li: Evet, çok yanlış yaptık.

- Peki o halde Özkök Paşa’nın ve Paşaların suçu ne?

- AKP’i: Onlar diyebilirlerdi ki; ‘Tezkerenin çıkmasına karşıyız.’ Ancak asker kararı bize bıraktı!

- Normal, demokrasilerde zaten böyle olmaz mı?

- AKP’li: Tamam da, tezkerenin faturasını sonunda AKP’ye kesti ABD’liler. Asker, ‘tezkereye karşıyız’ deseydi, parti ile ABD değil, ABD ile TSK karşı karşıya gelecekti, biz yırtacaktık!?

- Özkök Paşa ve Paşalar size tezkere çıkarmayın demedi mi?

- AKP’li: Hayır demedi ama cesaret edemedik!

- ABD, Türk askerlerinin başına çuval geçirdi ama ceza olarak?!

- AKP’li: Yahu o olayı hiç sorma. O Wolfowitz’in halt yemesi. Bizimkiler (AKPliler), ‘tezkerenin öcünü TSK dan alalım’ diye ona akıl vermiş!

- Yoksa sizin danışman arkadaşlarınızdan biri ve İstanbul’da iki işadamı Wolfowitz’e asıl suçlu AKP değil, TSK demiş olmasın? Çünkü Amerika’ya söz verdiği gibi AKP tezkereyi çıkaracaktı! TSK’yı cezalandırma teklifi, iki işadamı ve bir danışmandan gitmedi mi?

- AKP’li: Çok büyük, çok fahiş bir hata yaptık zaten Wolfowitz Türk ordusunu bizimkilerin teklifi üzerine cezalandırmaya karar verdi.

- Tek başına mı?

- AKP’li: Yok canım, Tayyip Erdoğan ve ve Gül’le paylaşıldı, onlar da ‘olur’ dediler.

- Yani Wolfowitz’in, ABD’nin bu çokbilmiş danışmanının ve İstanbul’daki iki işadamının: ‘Türk ordusunu cezalandırma önerisine’ Tayyip Erdoğan ve Gül ya da Eş Genel Başkanlar ‘Evet’ mi dedi?

- AKP’li: Maalesef öyle!... Tayyip ile Gül’ün gezileri bu plana göre ayarlandı. O gün Tayyip Erdoğan Rize de, Gül de Kayseri’de olacaktı. Çok ters bir şey olursa ikisi ABD’liler tarafından alınacaktı. Bu planı Wolfowitz hazırlamıştı.

- Ne tür bir terslik bekliyordunuz?

- AKP’li: Tayyip Erdoğan ve Gül’e yönelik askeri bir hareket olabilir diye düşündük.

- Yani AKP üst yönetimi, AKP’nin yıldız danışmanı ve İstanbul’daki iki işadamı Türk askerlerinin başına çuval geçirileceğini biliyor muydu?

- AKP’li: Evet tabii... Yanılmıyorsam bir de emekli bir Paşa biliyordu.

- Hiçbir kimse çıkıp ta Tayyip ve Gül’e bunun sonuçlarının çok ağır olabileceğine ilişkin görüş bildirmedi mi?

- AKP’li: Tezkerenin mecliste reddedilmesine çok kızmıştık. ABD Savunma Bakanı arkamızdaydı. Kendimizi çok güçlü hissediyorduk!

- Ordunun sessiz kalacağını mı düşündünüz?

- AKP’li: Biz değil, Wolfowitz öyle düşündü. Türk askerlerinin başına çuval geçirilince, Genel Kurmay Başkanı Özkök ve diğer Kuvvet Komutanı Paşaların, o günkü harekatın nöbetçisi Büyükanıt’ın isifa edip emekli olacaklarını öngörmüştük. Eğer o gün paşalar istifa etseydi, bizim Genel Kurmay Başkanımız hazırdı.

- Kimdi?

- AKP’li: Onu söylemem.”

***

Konuşmanın devamında Özkök Paşa’nın “Fethullahçı” olarak lanse edildiği ve yıpratılmaya çalışıldığı anlatılıyor. O bölüm de çok ilginç. Bunu da yarın yazacağım.


Kaynak:Vatan

90 saniyede ezberleme yöntemi


10 malzemelik bir listeyi 90 saniyede ezberleyebilir misiniz? İşte size kolay yoldan en iyi ezberleme taktiği.

Hafızanızı geliştirmenin en iyi yolu hafızanızı çalıştırmak ve birçok duyunuzun bilgilerin algılanmasında yardımını sağlamaktır. Hayal gücünüz ne kadar iyi olursa, hafızanız o kadar iyi olur ve bir listeyi ezberlemekte kolaylaşır. Chester Santos'un hafıza tekniği de bu yöntemi içeriyor.

Aşağıdaki alışveriş listesini 90 saniyeden daha kısa sürede ezberleyebilir misiniz?

• Süt
• Yumurta
• Mısır gevreği
• Ekmek
• Jambon
• Yoğurt
• Baget
• Biftek
• Soda
• Patlamış Mısır

90 saniye geçtikten sonra, gözlerinizi makaleden kaldırın ve listeyi hatırlamaya çalışın. Birçok insan 7 maddeye gelmeden hata yapacaklar ve nerdeyse herkes sıralamada tereddüt edecek.

İŞTE EZBERLEME METODU

KOMİK BİR HİKAYE YAZIN

Dev gibi bir karton süt düşünün. Hayalinizde bunu şekillendirin. Çok büyük. Ve sadece çok büyük değil aynı zamanda etrafta zıplayan bir kutu. Ve birden patlıyor. Karton süt patladığında içinden yumurtaların uçtuğunu görüyorsunuz. Karton kutudan çıkan yumurtaların ayakları var ve dans ediyorlar. Yumurtaların dans ettiğini ve ayaklarını yere vurduklarını duyuyorsun. Sonra yumurtalardan biri kırılıyor ve içinden bir avuç mısır gevreği çıkıyor. Mısır gevreği yumurtadan makineli tüfekten fırlarmış gibi dışarı fırlıyor. Mısır gevreğinin ekmeği vurduğunu görüyoruz. O kadar hızlı vuruyor ki ekmek dilimlere ayrılıyor. Dilimlenmiş ekmeği görmek sizi acıktırıyor ve gidip bir dilim ekmek almaya karar veriyorsunuz. Bir dilim ekmeği ısırdığınızda, o sihirli bir şekilde jambona dönüşüyor. Tadına bakıyorsunuz, gerçekten çok lezzetli. Gerçekten jambon yediğinizi hayal edin. Hala elinizde bir jambon var ve onu yoğurda batırmaya karar veriyorsunuz. Jambonu yoğurda batırdığınızda jambonun tamamen eridiğini ve sadece yoğurdun kaldığını görüyorsunuz. Yoğurt köpürmeye başlıyor. Köpürdükçe içinden küçüklü büyüklü bagetler fırlıyor. Bu bagetler hayatınızda gördüğünüz en ilginç bagetler. Bütün bagetlerin orta kısmına biftek yerleşmiş olduğunu görüyorsunuz bir bagetteki biftek yere düşüyor ve yuvarlanmaya başlıyor. Biftek gittikçe daha hızlı yuvarlanıyor ve bir soda şişesini deviriyor. Bütün şişeler devriliyor. İlkinden soda fışkırıyor ama ikicisinden patlamış mısır ve bundan sonraki tüm soda şişelerinden patlamış mısır fırlıyor.
HİKAYELERİ TEKRAR OYNATIN

Alışveriş listesindekileri hatırlamak için kocaman bir karton süt ile başlayan komik ve alışagelmemiş hikayeyi tekrar hatırlayın. Hatırladıkça, listedeki malzemeleri hatırlayacaksınız. Ve onları sırasıyla sayabileceksiniz. Eğer herhangi bir noktasını hatırlamakta zorluk çekiyorsanız, hikayeyi bir kez daha okuyun. Sakinleşin ve beyninizde gördüklerinizden keyif alın. Eğer hikayeyi hatırlarken gülüyorsanız, bu iyiye işarettir. Hatırlamak zorunda olduğunuz için endişelenmeyin. Sadece senaryoya odaklanın, hatırlama kendiliğinden gelecektir. Bilgiyi kodlamak için kullanılan senaryo yazma çok kolaydır.

EĞER LİSTE DAHA UZUN OLSAYDI NE OLACAKTI?

Örneğin: Süt, yumurta, mısır gevreği, ekmek,jambon, yoğurt, baget, biftek, soda, patlamış mısır, kraker, marul, peynir, fasulye, makarna. Mısırlar soda şişesini terk edince, krakerlerden oluşan bir duvarda dans edebilir, ve krakerlerde marul yetişmeye başlar, ondan kalın bir parça peynir filizlenir. Her filizden fasulye çıkar ve fasulyeler kendilerini kocaman bir kase makarnada karışırken bulurlar.

BU TEKNİĞİ HER YERDE KULLANIN

Bu teknik alışveriş listesini ezberlemekten çok daha fazla şeyde kullanılabilir. Konuşmanızın veya prezantasyonunuzun noktalarını ezberlemeniz için kullanılabilir. Örneğin savaş; silah ve askerlerle, ekonomi; para, sağlık; bandaj ve doktorlar ile temsil edilebilir. Dolayısıyla, savaş, ekonomi ve sağlık hakkında konuşacağınız zaman, askerlerin çok büyük paralara karşı savaştığını, ve insanların bandajlanıp doktorlar tarafından taşındığını düşünebilirsiniz. Hatta global ısınmadan bahsetmek isterseniz, doktorların eridiğini düşünürsünüz. Bütün önemli noktalar için bir şekil bulursanız, konuşmanızı çok daha rahat yaparsınız

1 Mayıs 2009 Cuma

TSK'da ki Yeni Konsept Çalışmaları ile Birlikte Kısa Dönem Askerlik Kalkıyor


Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ "Bedelli askerlik yok" diyerek ileride de tek tip askerliğe geçileceği yönünde mesaj verdi. TSK’daki yeni konsept çalışmalarına göre yedek subaylığın tamamen kalkması herkesin 12 ya da 15 ay erlik yapması, takım komutanı ihtiyacını, yedek subaylar yerine, sözleşmeli subaylarla karşılanması bekleniyor.

2008’in Mayıs ayından itibaren 6 komando tugayına yedek subaylar alınmamış. Aralık 2009’dan itibaren de erler de alınmayacakmış. Bu 6 tugay tamamen subay astsubay ve uzman erbaşlardan oluşacakmış. Bu şekilde terörle mücadelede görev alan tamamen profesyonel yaklaşık 9 bin 500 kişilik bir birlik oluşacakmış.

TSK, ilerki zamanlarda "Profesyonel askerlik ile mecburi askerlikten oluşan bir sisteme" geçmeyi planlıyormuş. Daha önce tümen-alay esasına dayalı olan kuvvet yapısı, tugay-tabur esasına çevrilmiş durumda. Subay ve astsubaylara ilaveten uzman erbaş sistemi ile birlikte profesyonel orduya geçişte bayağı mesafe kaydedildi bugüne kadar.

Profesyonel ordu çalışmaları tamamlandığında, zorunlu askerlik hizmeti de tek tip olacak. Yedeksubaylık ve kısa dönem erlik kaldırılacakmış. Herkes celp dönemlerindeki ihtiyaca ve yükümlü sayısına göre, 12 ya da 15 ay erlik yapacakmış. Yurt dışındakiler için dövizli askerlik devam ederken, yurt içinde ancak her celp döneminde askere alınacak yükümlü sayısı, ihtiyaç duyulandan çok ise bedelli askerlik gündeme gelecekmiş. Genelkurmay, bugünkü şartlarda 2013 yılına kadar bedelli askerliğin gündeme gelmeyeceğini hesaplıyormuş.

TSK’daki reform çalışmalarının ilk aşamasında askerlik süresinin kısaltılması ve profesyonel ordu faaliyetleri olmuştu. 18 aylık uzun dönem askerlik süresi 15 aya, 16 ay olan yedek subaylık süresi 12 aya, 8 ay olan kısa dönem askerlik süresi de 6 aya indirilmişti. Artık er ve erbaşlara bazı birliklerinde görev verilmemekte.

Ayrıca Özel Kuvvetler Komutanlığı, Jandarma özel harekât taburları, 5'i Kara Kuvvetleri Komutanlığına, 1'i Jandarma Genel Komutanlığı'na bağlı komando tugayları, Sabit konuşlu iç güvenlik taburları ve Destek unsurları tamamen profesyonellerden oluşacakmış. İç güvenlik ve komando taburlarında görev alacak erler, Eğirdir Dağ ve Komando Okulunda eğitilecekmiş. Profesyonel olacak 6 komando tugaylarından her biri hemen hemen 1600 personelden oluşacakmış.

Sonuçta bugüne kadar olan profesyonel askerlik çalışamları Orgeneral İlker Başbuğ döneminde hızlanarak ve gelişerek devem edecek gibi gözüküyor. Kısa dönem askerlik konusunda bazı kesimler tafafından çekinceler olsada yerinde bir uygulama bence. Tabiki herşeyi zaman gösterecek.

Domuz Gribi


Domuz gribi diye bir hastalıkta sarstan kuş gribinden umduğunu bulamayan şeytan ruhlu bilim adamları sayesinde icat olduğunu muhtemelen ve başta Meksika olmak üzere tüm dünyada paniğe yol açtı. Bu hastalık normalde domuzlarda görülen A tipi grip virüsünün yol açtığı bir solunum hastalığı olarak biliniyor ve hızla yayılabiliyormuş.

Virüsün kanatlılardan memelilere bulaşarak genetik değişiklik geçirdiği, bu nedenle kuşlardan kuşlara, domuzdan domuza ve insandan insana bulaşma özellikleri gösterebileceği görüşleride mevcut. Virüsün bulaştığı insanlarda baş ve vücut ağısı, ishal, kusma ve alt solunum yolu enfeksiyonları belirtileri görülüyormuş.

Ayrıca domuz etinin yenmesiyle domuz gribi virüsü bulaşmıyor. Gripte olduğu gibi hapşırık ve öksürükle bulaşmakta, el hijyenini de bu yüzden gayet önemli. Domuz gribi domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor ve virüse karşı insanın doğal bağışıklığı bulunmuyormuş.

Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü , hastalığın kontrolden çıkmak üzere olan geniş çaplı salgın olabileceği uyarısında bulunmuş. Dünya Sağlık Örgütü göre, Meksika’da ölümlere neden olan domuz gribi virüsü insandan insana bulaşabilen A/H1N1 imiş.

Şu an Virüse karşı henüz yüzde 100 etkili bir önlem de geliştirilememiş. Fakat Hong Kong'da bir grup bilim adamı biraraya gelerek genetik bilgiler üzerinde domuz gribi virüsünün belirlenmesi için çalışmalara başlamış. Şu an ki testlerde domuz gribi olup olmadığını 2-3 gün içinde belli oluyormuş. Domuz gribi tıpkı kuş gribinde olduğu gibi bu hayvanlarla yakın temasa geçen kişilerde ortaya çıkıymış ve grip aşılarının etkisi henüz bilinmiyormuş.

Domuz gribi salgınınındaki ilginç bir ayrıntı ise ABD Başkanı Barack Obama'nın Meksika ziyaretinden üç gün önce başlaması. Obama'nın elini sıktığı Müze Müdürü Felipe Solis, bir gün sonra aynı hastalıktan öldükten sonra Beyaz Saray yetkililerinin Obama'nın sağlık durumunun yerinde olduğunu bildirmeleri, bu ilacın panzeheri bizde gibi bir düşünceye yol açması. Bush döneminde ki sıcak savaşların bitmesiyle bu tür biyolojik savaşlarda yeni bir starateji olabilir.

Bence Amerikan vatandaşları dahil tüm avrupa ülkeleri vatandaşlarına vize, bu ülkelerden getirilen gıda maddelerine kısıtlamar konulmalı. Ülkemize gelen yolcular ve beraberinde getirilen gıda maddelerine yasaklama getirilmeli. Sınırlarda Doktorlar, gümrükçülerin yanında bulunmalı ve gelenleri kontrol etmeli. Nitekim kuş gribi ve delidana salgının olduğu zamanlarda Türkiye'den gelenlere karşı bu yazdıklarımdan daha fazla önlem alındı bir çok ülke tarafından.

Ülkemizde domuz gribi vakaları ile ilgili yukarıda belirtmiş olduğuma benzer uygulamalar başlatılmış. Tarım bakanımız ruhsatsız domuz çiftliği bulunmadığını, bu konuda hassas olduklarını söylemiş. İnşallah öyledir. Şu an için ülkemiz tehlike altında da değil.

Lakin dikkatli olunması gerekli. Bizi de her an etkisi altına alabilir. Domuz gribi ile ilgili sorularınızı ALO 184 SABİM hattını arayarak sorabilirsiniz. İstanbul de ise bu tür vakalar İl Sağlık Müdürlüğü ile görüşülerek Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gönderilecekmiş ve domuz gribi vakasından şüphelenilen bölgeleri, gribin görüldüğü yerleri, gripten ölen kişilerin olduğu bölgeleri takip edebilmek için google bir harita hazırlamış.

Ve sonuç olarak Kur'an da “De ki: “Bana vahyolunanlar arasında (haram dediklerinizden) yiyecek bir kimseye haram olduklarını bulduğum yiyecekler (yalnızca) şunlardır: Ölü, akmış kan, domuz eti -ki o pistir- ve Allah’tan başkasının adına boğazlandığından dolayı murdar olanlar. Kim mecbur kalırsa, zulmetmeksizin ve haddi aşmaksızın (yerse), şüphesiz Rabbin Gafûrdur, Rahîmdir.” (el-En’âm, 6/145).

Dendiği halde domuz etini yemekte ısrar edenler bu tür musibetleri gördükçe akıllarını başlarına devşirirler ve ülkemizde ki insanlar bu salgından etkilenmezler inşallah.

Ünlü Radyocular 6 Mayıs 2009'da TRT FM'de


TRT "Radyonun Doğumgünü" 6 Mayıs’ı, dört gün sürecek etkinliklerle kutlayacak. Yaygın yayın yapan radyolar, TRT çatısı altında bir araya gelecek. Yurtdışından radyocuları da konuk edecek olan kurum, 6 Mayıs’ı ’Dünya Radyolar Günü’ olarak kabul ettirmeyi hedefliyor.

Ortak yayın yapılacak

Her sene radyo yayınlarıyla kutlanan 6 Mayıs, bu sene çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Ülkemizde radyo yayınının ilk yapıldığı gün olan 6 Mayıs’ta, yaygın yayın yapan radyolar, TRT önderliğinde bir araya gelecek. Radyo D, Alem FM, Radyo ODTÜ, Süper FM gibi ulusal radyoların yanı sıra Açık Radyo gibi bölgesel yayın yapan kanallar, bir günlüğüne TRT çatısı altında ortak yayın yapacak. Mansur El Sabah, Muzo, Nihat Sırdar, Naim Dilmener gibi tanınmış radyocuların programları, belirlenen saatler içinde hem TRT FM’den, hem de kendi radyolarından canlı yayınlanacak.

14 ülke de katılacak

Yurtdışından 14 ülke de kutlamalarda yer alacak. Azerbaycan AZTV ve İctimai Radyo TV Kurumu, Kosova Radyo TV Kurumu, Arnavutluk, Bosna Radio Bır, Makedonya, Kırgızistan Kırgız Radyo TV Kurumu ve Manas FM, Kazakistan, Irak Türkmeneli Radyosu, Gagauzya GRT, Özbekistan Radyo TV Kurumu, Türkmenistan Radyo TV Kurumu, Bulgaristan Radyosu Türkçe Yayınlar, KKTC Bayrak FM ve Kırım Meydan FM, TRT öncülüğünde bir araya gelecek. TRT FM’den yapılacak yayınlar 6 Mayıs’ta 07.00’dan itibaren 24 saat boyunca Ankara Radyosu stüdyolarında gerçekleşecek. Radyo programcıları kendi program saatlerinde ortak yayın yaparak, Türkiye’de bir ilke imza atacak.

TRT özeleştiri yapacak

6-10 Mayıs arasındaki ’Radyo Günleri’nde ayrıca ’Stüdyo Sohbetleri’ de yapılacak. Dört oturum halinde planlanan sohbetlerden’Kamu Yayıncılığı’ konulu üçüncü oturum ise, Türkiye’de kamu yayıncılığı yapan tek kurum olan TRT açısından büyük önem taşıyor. Yayıncılık anlayışının her daim tartışıldığı TRT’nin, böyle bir c oturuma ev sahipliği yapması ise, kurumun kendi özeleştirisini yapacak olması açısından önem arz ediyor. ’Stüdyo Sohbetleri’ne çeşitli üniversitelerin öğretim üyeleri ile TRT yetkililerinin yanı sıra TRT Radyo Dairesi Başkanı Şenol Göka da katılacak.

TRT Radyo günleri etkinlikleri kapsamında MANSUR EL SABAH SHOW 16-17 Saatleri arasında TRT FM' den canlı yayın yapacak, ALEM FM Yayını naklen verecek.

31 Yıl Sonra Taksim


1 Mayıs 1977'de çıkan olaylarda 36 kişinin ölmesi sonrasında işçilere kapanan Taksim meydanı yeniden kutlamalara sahne oldu.

İşçilerin Taksim'e yürüyüşü Pangaltı'dan başladı. DİSK Genel Merkezi önünde toplanan kalabalık grup, Pangaltı'ya doğru yürüyüşe geçti. Burada yapılan görüşmeler sonucunda kalabalığı "makul" bulan polis, Taksim'e yürüşe izin verdi.

Bunun üzerine kortej, Taksim Meydanı'na doğru yürüşe geçti. Ancak diğer grubun da kendilerine katılmasını sağlamak amacıyla yavaş yürüyen grup daha sonra durdu.

Gruba izin verilmesinin ardından kortej yeniden yürüşe başladı ve işçiler 31 yıl sonra yeniden Taksim meydanına geldi.

Yaklaşık 4 bin kişilik grup sloganlar atarak 1 Mayıs'ı kutladı.