10 Şubat 2010 Çarşamba

Son beş yılın en aktif günü


Güneş'te üst üste şiddetli patlamalar gözlendi.

Rusya Federasyonu Bilim Akademisi, Güneş'te havai fişek gösterisini andıran patlamaların meydana geldiğini bildirdi.

Akademinin Lebedev Fizik Enstitüsü bilim adamları tarafından kurulan "Tesis" gözlemevi, Güneş'te GEOS ölçeğine göre 18'i C ve 4'ü M şiddetinde olmak üzere 22 patlamanın meydana geldiğini tespit etti.

"Tesis" gözlemevinin internet sitesinde, Güneş'te son beş yılın en aktif gününün 8 Şubatta yaşandığı belirtildi.

Güneş'te çok sayıdaki bu patlamaların 24 ila 36 saat içinde Dünya'ya ulaşacağını, ancak manyetik fırtına oluşturacak güçte olmadığını belirten bilim adamları, X şiddetindeki patlamaların Dünya'da manyetik fırtınaya yol açtığına işaret etti.

Güneş'te bir günde en fazla patlamanın meydana geldiği 14 Ocak 2005'te 26'sı C ve 4'ü M şiddetinde 30 patlama yaşanmıştı. 2009 yılında ise sakin bir yıl geçiren Güneş'te, 25'i son üç ayda olmak üzere toplam 28 patlama meydana gelmişti.

GEOS ölçeğine göre, Güneş'te meydana gelen patlamalar yaydıkları X ışını şiddetine göre A, B, C, M ve X harfleriyle belirtilen 5 sınıfa ayrılıyor. A 0.0 olarak belirtilen en düşük şiddetli patlama, Yer yörüngesinde bir metre kareye düşen 10 nanovat ışına karşılık geliyor. Patlamanın şiddetine göre belirlenen her bir kademe artışında metre kareye düşen ışın miktarı 10 kat artıyor. Güneş etkinliğinin yoğun olduğu 2003 yılı Ekim ayında X 17 olarak belirtilen bir milyon nanovat şiddetinde patlamalar kaydedildi.

Amerikan uzay kurumu NASA'nın Güneş'in faaliyetlerini ve Dünya ile iklim üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak için bugün uzaya fırlatacağı "Solar Dynamics Observatory-SDO" gözlem aracındaki Atmospheric Imaging Assembly (AIA) teleskobu, Güneş ve atmosferinin yüksek çözünürlüklü görüntülerini çekecek.

Helioseismic and Magnetic Imager (HMI), manyetik alanları doğuran plazma hareketlerini ölçmek için güneşin iç bölümünü gözlemleyecek, Extreme Ultraviolet Variability Experiment (EVE) da Dünya atmosferinin soğurduğu ve Dünya'dan ölçülmesi mümkün olmayan, Güneş'in aşırı ultraviyole ışımasındaki enerji miktarını ölçecek.

A.A.

Google'dan 'Buzz' gibi rakip


Buzz Facebook ve Twitter'ın 'belalısı' olma yolunda...

ABD'li arama motoru Google, kendi sosyal paylaşım ağı ''Buzz''la Facebook ve Twitter'a rakip olmaya hazırlanıyor.

Fransız Le Monde gazetesindeki habere göre, şirket ''Buzz'' (vızıltı) adını verdiği yeni sosyal paylaşım ağını ABD'deki genel merkezinde düzenlediği basın toplantısıyla tanıttı.

Facebook ve Twitter'a rakip bir sosyal ağ olarak tasarlanan Buzz, Google'ın e-posta servisi olan Gmail'in içine entegre edilerek oluşturuldu.

Buzz, kullanıcıların durum güncellemeleri yapmasını, içerik paylaşmasını ve arkadaşlarının gönderilerini okuyup yorumlamalarını sağlıyor.

Google'nın Buzz ile sayıları 176 milyona ulaşan mevcut Gmail kullanıcılarından yararlanmayı hedeflediği belirtiliyor.

Gmail'in ürün müdürü Todd Jackson şirketin resmi sitesindeki blogda yaptığı açıklamada, Buzz'la internet üzerinde bulunan ve önemli bir sorun haline dönüşen sosyal bilgileri organize etmeyi istediklerini belirtti.

Şu anda dünyanın en popüler sosyal paylaşım sitesi Facebook'un kullanıcı sayısının ise 400 milyona ulaştığı belirtiliyor.

-BUZZ'IN ÖZELLİKLERİ-

Google'ın resmi internet sitesinde yer alan bilgide, şirketin ücretsiz e-posta servisi Gmail'in içine yerleştirilerek oluşturulan Buzz'da kullanıcıların gizli ya da açık durum güncellemeleri yapabileceği, içeriklerini Twitter, Youtube, Flickr ve Picasa gibi internet sitelerinde paylaşabileceği belirtiliyor.

Buzz simgesi ile işaretlenen mesajların, Gmail'in içindeki genel kutusu ile birleştirileceği, özel durum güncellemeleri, otomatik olarak kullanıcıların profil sayfalarına yansıyacağı, açık durum güncellemelerine ise arama motorları yoluyla erişilebileceği ifade ediliyor.

Açık güncellemelerin, restoran ve tiyatro değerlendirmelerinin de yer aldığı Google Places adlı işletme dizinine de ekleneceği bildiriliyor.

Buzz, kişilerin ''takip edilebilmesi'' gibi özellikleri yönünden Twitter, paylaşılan içeriği ''beğenme'' gibi özellikleri açısından ise Facebook'tan bazı unsurları içereceği kaydediliyor.

Google'ın, Buzz'ı cep telefonlarındaki harita servisi ve mobil platformlar ile de entegre hale getirdiği belirtiliyor. Android işletim sistemini kullanan cep telefonları için mobil bir uygulamanın da kullanıcılara sunulacağı aktarılıyor.

Cep telefonlarından yapılan durum güncellemelerinde, kullanıcıların bulunduğu yerin kaydedilerek mesaja ekleneceği, diğer kullanıcıların da yakında bulunan kişilerin kamuya açık mesajlarında arama yapabileceği belirtiliyor.

Bu yeni hizmetin, kullanıcılarının paylaştığı ve beğenileceğini düşündüğü içeriği diğer kullanıcılara tavsiye edeceği de ifade ediliyor.

Dizi tutturmanın 10 altın yolu


Habertürk TV eleştirmeni Memet Güler, 10 maddede sihirli formülü yazdı...

MEMET GÜLER / HABERTÜRK

İşte 10 maddede televizyonda dizi tutturmanın altın formülü

1 – İlk kural yeni bir şey söyleyebilmektir efendim. Seyircinin o güne kadar ekranda görmediği, farklı, özgün bir hikaye, bir dil, bir stil bulabilmektir. Ezel'in bu sene yaptığı, bir zamanlar Asmalı Konak'ın başardığı, Kurtlar Vadisi ekibinin yıllardır üzerine bastığı yepyeni bir tarz sergileyebilmektir seyirciye. Söyleyecek, anlatacak, gösterecek yeni bir şeyiniz yoksa, olmaz...

2 – 3D kuralını mutlaka uygulamak gerekmektedir. Doğru kanalda, doğru günde, doğru yayın saatinde ekranda olmak demektir 3D. Bu da gerçek bir mühendislik çalışması istemektedir. Yayıncı ile yapımcının, bu görevi birlikte üstlenmesi gerekir. Yoksa, olmaz...

3 – Film demek, dizi demek her şeyden önce elinizde sağlam bir öykünüzün bulunması demektir. Karakterleri iyi örülmüş, sürprizlerle seyircisini şaşırtmasını bilen, izlendiğinde değil, okunduğunda da keyif verebilen bir senaryonuz yoksa, olmaz...

4 – Doğru isimleri karşı karşıya getirmesini bilmektir dördüncü kural. Birbirlerine yakışan çiftleri seçebilmektir. Seyirciye, ekranda izlediği o aşk ya da nefret hikayesi etrafında birbirlerini dengeleyen, birbirlerine denk gelen kadınları ve erkekleri gösterebilmektir. Yoksa, tutmaz...

5 – İnsanların üzerinde konuşacağı, sokakta tartışılacak paradigmalar bulmanız gerekmektedir. Diziyi, ev sohbetlerine konu yapabilmeniz manasına gelmektedir bu. Eğer Binbir Gece "Evladınızın hayatı için 300 bin dolara bir adamla bir gece geçirir misiniz" sorusunu atmasaydı ortaya, sizce aynı başarıyı yakalar mıydı?

6 – Moda yaratmasını bilmekten geçer biraz da dizilerin başarısı. Dizideki karakterlerin yediklerini, içtiklerini, giydiklerini popüler hale getirmeyi başarmaktan yani. Eğer sokaktaki insan da sizin karakterleriniz gibi giyinmeye, onların tarzını benimsemeye, sevmeye ve hatta taklit etmeye başlamışsa, tamamdır.

7 – İnsanlara hayal kurdurabilmek, insanların hayallerini beslemesini bilmektedir biraz da mesele. Kendilerini yerlerine koymak isteyeceği karakterler yaratmak, yaşamak isteyecekleri hayatlar sergilemektir. Başarılı dizilerin sırrı biraz da zenginliği, gücü ve güzelliği iyi göstermelerindedir.

8 – Ekran, samimiyeti ölçen bir turnusol kağıdı gibidir. İçtenlik filtresidir ekran. Eğer yaptığınız işte samimiyseniz, ekrana bütün enstrümanlarıyla samimi bir yapım getirebildiyseniz, oyuna 1-0 galip başlamışsınız demektir. Unutmayın, hangi işi yaparsanız yapın aslında gönlünüzün ekmeğini yemektesinizdir aslında.

9 – Birçok kaliteli dizinin katili, onların ekrandan kaybolup gitmesinin faili hep yayın günü değişiklikleri olmuştur. Eğer dizinizi tutturmak istiyorsanız, sakın yayın günü ve saatiyle oynamayınız, oynatmayınız. Onu mutlaka kendi yayın gününde, kendi yayın saatinde yayınlayınız.

10 – Bu saydıklarımın tümünü yaparsanız, dizinizi tutturma şansınız yüzde 49'a çıkar. Gerisi ülkenin o günkü haline, seyircinin halet-i ruhiyesine, keyfine ve biraz da talihinize kalmıştır. Takdir edersiniz ki dizi tutturmanın yüzde yüz garantili bir formülü olsaydı, bunu bütün kanallar çoktan yapardı. Ben sadece işin olmazsa olmazlarını sıraladım efendim.

Gençlerin tercihi Kral FM


RTÜK'ün yaptığı araştırmaya göre radyoyu en az Karadenizliler dinliyor.

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından yapılan ''Radyo Dinleme Eğilimleri-2 Araştırması''na göre, Türkiye'de her beş kişiden üçü (yüzde 60) radyo dinlerken klasik radyo kullananların oranı giderek azalıyor.

İstanbul Dedeman Oteli'nde RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun tarafından düzenlenen basın toplantısında, ''Radyo Dinleme Eğilimleri-2 Araştırması''nın sonuçları açıklandı.

RTÜK tarafından 3-15 Aralık 2009 tarihlerinde 21 il ve 124 ilçede gerçekleştirilen araştırmada, Türkiye genelini temsil eden 2 bin 600 kişiye yüz yüze mülakata dayalı anket uygulandı.

Araştırma bulgularına göre, her beş kişiden üçü (yüzde 60) düzenli olarak radyo dinliyor. Radyo dinleyicileri hafta içinde günde ortalama 3,4, hafta sonlarında ise günde 3,2 saat süreyle radyo başında kalıyor. Hafta içinde radyo dinlemenin en yoğun olduğu saatler 09.00-12.00, hafta sonları ise 12.00 ile 15.00 arası oluyor.

-EN FAZLA GÜNEYDOĞULULAR RADYO DİNLİYOR-

Televizyonların en çok izlendiği akşam saatlerinde radyo dinleme oranı da düşüyor. Saat 21.00'e kadar radyo dinleyenlerin oranı yüzde 26,5 iken bu oran saat 24.00'e kadar yüzde 18,2'ye düşüyor. En uzun süre radyo dinleyenler günde ortalama 4,18 saatle Güneydoğulular, en az süreyle radyo dinleyenler ise Karadenizliler oldu.

Araştırmaya göre, radyoyu klasik radyo alıcılarından dinleyenlerin oranı 2007 yılında yüzde 88 iken 2009'da bu oran yüzde 64'e geriledi. Dinleyicilerin yüzde 18,4'ü mobil telefon ya da cep telefonu, yüzde 15'i internet, yüzde 14,5'i uydu, yüzde 12,9'u ise mp3 çalar ve ev sinema sistemleri gibi yeni teknolojik vasıtalar aracılığıyla radyo dinliyor.

Radyo kanalları, en fazla evde dinleniyor. Radyoyu evde dinlediğini belirten deneklerin oranı yüzde 62. Radyonun dinlendiği mekan olarak evlerden sonra iş yeri ve araçlar geliyor.

Araştırmaya göre, en fazla dinlenen radyolar sırasıyla yüzde 32,7 ile Kral FM, yüzde 30,5 ile TRT, yüzde 10,3 ile Power Türk, yüzde 7,6 ile Süper FM, yüzde 7,3 ile Slow Türk, yüzde 5 ile Best FM, yüzde 4,8 ile Alem FM, yüzde 4,4 ile Radyo 7, yüzde 3,9 ile Radyo D ve yüzde 3,6 ile Show Radyo oldu.

Araştırmaya göre, gençler daha çok Kral FM'i, 40 ve yukarı yaşlarda olanlar ile profesyonel mesleklerde çalışanlar TRT radyolarını dinlemeyi tercih ediyor. Marmara ve Güneydoğu dışındaki tüm bölgelerde TRT daha fazla dinleniyor, Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ise Kral FM, TRT'den daha çok dinleniyor.

-RADYO, MÜZİK VE HABER İÇİN DİNLENİLİYOR-

Araştırma sonuçları, radyonun yüzde 49,7 oranı ile müzik, yüzde 17,7 oranı ile de haberleri dinlemek için kullanıldığını ortaya koyuyor.

Radyo dinleyicilerinin en fazla takip ettikleri programlar haber bültenleri, haber programları, değişik müzik türleri, dini programlar ve spor programları oldu. Ankete katılanlar TRT radyolarını, ''sevilen müzikler, tarafsız haberler, kaliteli ve seviyeli yayınlar, net yayını, kültürel ve eğitici programlar ile Türkçenin güzel kullanılmasından dolayı'' tercih ettiğini ifade ederken Kral FM ve Power Türk'ün en fazla tercih edilme nedeninin yayımladıkları müzik türlerinin dinleyiciye hitap etmesi olduğu bildirildi. ''Sevilen müzikleri çaldığı'' için Kral FM'i dinleyenlerin oranı yüzde 72,3, aynı nedenle Power Türk'ü dinleyenlerin oranı yüzde 67,5 oldu.

Dinleyicilerin yüzde 38,6'sı ''Türkçeyi en iyi kullanan'' radyonun TRT olduğunu düşünüyor.
Dinleyicilerin üçte ikilik bir kesimi, radyo yayınlarından memnun olduğunu ifade etti. Radyo yayınlarından rahatsızlık duyan yüzde 24 düzeyindeki kitlenin önemli bir kesimi, reklamların çok ve uzun olmasından şikayet ediyor. Bununla birlikte sunucuların çok konuşması, argo konuşmalar, niteliksiz müzik yayını, Türkçenin düzgün kullanılmayışı, yayınların ses kalitesinin düşüklüğü ve taraflı yayın gibi hususlar, dinleyicileri rahatsız eden noktalar olarak ön plana çıkıyor.

-RADYO REKLAMLARININ İZLENİRLİĞİ-

Araştırmaya göre, dinleyicilerin yüzde 42,6'sı radyoda reklamlar başladığında kanalı değiştiriyor. Yüzde 31'lik bir kesim ise reklamları sonuna kadar dinlediğini belirtiyor. Araştırmada yer alanların yüzde 51,4'ü radyoların ''kültür, örf ve adetlerimizi yaygınlaştırdığını'', yüzde 55,8'i radyo kanallarında Türkçe iyi kullanıldığı için dilimizin geliştiğini düşünüyor. Radyo dinleyicilerinin yüzde 49,1'i kadın ve çocuk programlarının radyolarda yeterince yer almadığını düşünüyor.

Müzik türleri içinde yüzde 61,5 oranı ile en fazla Türk Halk Müziği tercih ediliyor. Türk Halk Müziği tercih edenlerin yüzde 41'i TRT'yi, pop müzik tercih edenlerin yüzde 19,4'ü Kral FM'i, Türk Sanat Müziği tercih edenlerin yüzde 48,3'ü TRT'yi, arabesk tercih edenlerin yüzde 50,5'i Kral FM'i dinliyor.

Dini programlarda en çok TRT tercih edilirken onu sırasıyla Radyo 7, Burç FM, Akra FM, Meltem FM izliyor. Spor programlarında ise TRT'den sonra Lig Radyo, Kral FM, NTV Radyo, Süper FM ve Radyo D geliyor. NTV Radyo'nun ise en çok ekonomi programları dinleniyor. Yabancı pop müzik alanında Power FM, Metro FM, Radyo Maydanoz ve Number One öne çıkıyor. Dinleyicilerin en fazla takip ettikleri program yüzde 7,5 oranı ile Kral FM'de yayınlanan ''Mehmet'in Gezegeni'', ''Harbi Kız'' ve Alem FM'de yayınlanan ''Matrax'' oldu.

A.A.

5 Şubat 2010 Cuma

Cinsellikle İlgili Yanlış Bilinenler


Cinsellikle İlgili Yanlış Bilinenler
Cinsel yaşamla ilgili kulaktan dolma bilgiler ne kadar doğruyu yansıtıyor? Doğru varsaydığımız pekçok bilginin aslında gerçeklerle alakası yok.... İşte cinsellikle ilgili yanlış bilinenler:

Cinsel Hastalıklar Tuvaletten Bulaşabilir

Cinsel hastalıkların tuvaletten bulaşabileceği düşüncesi yanlıştır. Çünkü cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların vücudun dışında uzun süre yaşaması mümkün değildir. Aynı zamanda bu enfeksiyonların tuvaletteki idrardan geçmesi mümkün değildir. Uzmanlar cinsel hastalıklar hakkında üzülmek için öpüşmekten, ilişkiye girmekten korkun derken korunmanın da önemine dikkat çekiyorlar.

İlk Cinsel İlişkinizde Hamile Kalmazsınız

Bu bir istek olabilir ama hiçbir zaman gerçek olamaz. Dr. Yen, istatistiki verilere göre ilk ilişkisinde hamile kalanlarının oranının yüzde 20 olduğunu söylüyor.

Regliyseniz Hamile Kalmazsınız

Çok ender olsa da regliyken hamile kalma ihtimali vardır. Çünkü bazı kadınların periyodları uzun sürer ve yumurtlama süreleri de uzun olabilir. Örneğin eğer 21 günde bir regli oluyorsanız, son günlerinize yakın cinsel ilişkiye girdiğinizde hamile kalma ihtimaliniz vardır.

Ertesi Gün Hapı Düşüğe Neden Oluyor

Ertesi gün hapı ilişkiden sonra kullanılabilir fakat olmuş bir hamileliğin bitmesine neden olmaz. Dr. Yen bu konuda yanlış bilgilerin özellikle gençler arasında çok yaygın olduğunu belirtiyor.

Doğum Kontrol Hapı Kilo Aldırır

Kadınlar bazen sadece bu nedenle doğum kontrol hapı kullanmak istemezler. Oysa yapılan araştırmalar doğum kontrol hapının kilo aldırdığını kesin olarak ortaya koymamıştır.

Cinsel İlişki Sırasında Erkekler Geri Çekilirse Hamile Kalınmaz

Kesinlikle yanlış bir inanış olduğunu söyleyen uzmanlar bu nedenle birçok kişinin hamile kaldığını belirtiyorlar.

Hamileyken Yapılan Cinsel İlişki Bebeğe Zarar Verir

Çiftlerin büyük bir bölümü bu yanlış yüzünden hamilelik döneminde zor günler yaşayabiliyor. Cinsel ilişki nedeniyle bebeğin düşebileceği ya da enfeksiyon kapabileceği değildir. Bir hekim tarafından aksi söylenmedikçe, gebelik sırasında ilk 6 ay cinsel birleşmenin bir sakıncası yoktur ve orgazm kasılmalarından dolayı bebek kafa travması veya beyin sarsıntısı geçirmez.

Mastürbasyon Zararlıdır

Mastürbasyon yapmak aksine cinsel sağlık açısından yararlıdır. Uzmanlar kişinin kendi vücudunu tanıması açısından mastürbasyonun önemli olduğunu belirtiyorlar.

Menopozda Cinsel Arzu Azalır

Menopozla birlikte hormonlarda değişiklikler oluşsa da cinsellik sadece hormonlarla açıklanamayacağından, menopozla birlikte cinselliğin bittiğini söylemek mümkün değildir. Yapılan araştırmalarda 50 yaş üzerindeki kadınların yüzde 70'inden fazlasında cinsel isteğin azalmadığı görülüyor.

Çok Fazla Cinsel İlişki Kadının Vücudunu Yıpratır

Aslında bu yanlıştır çünkü kadın ne kadar çok cinsel ilişki yaşarsa, kalça kasları da o oranda güçlenir.

Erkekler Her 7 Saniyede Bir Seks Düşünür

Erkeklerin sadece yüzde 23’ü sık sık seksi düşündüğünü, fantezi kurduğunu söylüyor. (Hürriyet)

Burçlara Göre Güzellik Sırları


ATEŞ ELEMENTİ (Koç - Aslan - Yay)

Eğer Koç, Aslan veya Yay burcuysanız, ateş elementisiniz.
Mizacınız icabıyla da sıcak sayıldığınızdan, bu dinamik ve kendinden emin tutumlarınızı ön plana getirecek bir makyaj stiline ihtiyacınız var. Sizin için ayrıca güzellik bakımının pratik ve etkili olması gerekir. Sonuçta siz yoğun bir yaşam sürmektesiniz ve cildinizi tazeleyecek kremlerin veya kozmetik ürünlerin hayatınızda birer mecburiyet olduklarını eninde sonunda idrak edersiniz. Ancak çeşit çeşit krem kutuları size karışıklığı çağrıştırır. Sizin için önemli olan, herkesten farklı görünmektir. Makyaj yapmak size göre en eğlenceli uğraştır. Parlak ve ışıldayan renklerle gözlerinizi vurgularsınız. Ayrıca kopkoyu kırmızı dudaklar tam size göre. Tabi ki, makyajınızı ortamına göre uygularsınız, örneğin ofiste oldukça ciddi gözükmeli, akşam randevunuzda ise parlamalısınız. Sizin için en uygun saç modeli, yüz şeklinize uyacak sportif kısa saç modelidir.

Renkleriniz: Kırmızı, orange, altın sarısı, antrasit gri ile kombine edilmiş bakır rengi gibi parlak renkler tercihinizdir. Çünkü bu renkler ateşli ve sıcak kişiliğinize uymaktadır.

Makyajınız: Göz kapaklarınızın üzerini altın veya orange renkleriyle canlandırabilirsiniz. Göz kapaklarınızın üst kısmını içten dışa doğru antrasit rengi ile gölgelendirin. Siyah veya koyu kahverengi göz kalemi ile gözlerinizin çevresini belirleyin. Yine siyah veya koyu kahverengi rimel kullanabilirsiniz. Yanaklarınızı bakır tonunda allık ile vurgulayabilirsiniz. Dudaklar ve tırnaklar pas veya parlak tonda kırmızı olmalı.

Değerli taşınız: Yakut, süleyman taşı (Granat), elmas


TOPRAK ELEMENTİ (Boğa - Başak - Oğlak)

Boğa, Başak veya Oğlak burcu olarak toprak elementisiniz ve ayakları yere emin basan bir kişilik sergiliyorsunuz. Yaşamın iyi ve manalı yönlerinin kıymetini bilirsiniz. Baştan sona kadar bakımlı olmak sizin için tartışılmaması gereken bir konudur. Dişiliğinizi ve tipinizi makyaj ve parfüm ile daha anlamlı hale getirmeyi seversiniz. Bu esnada da kozmetik ürünlerinizle hiç tasarruflu değilsinizdir, az krem almak yerine fazla almayı yeğlersiniz. Sizin için mükemmel ve bakımlı görünmek çok önemlidir. Buna rağmen yine doğal bir hava sergilersiniz, çünkü tipinizi (kişiliğinizi) yabancılaştırmayı hiç sevmezsiniz. Keskin veya sivri bir tarz sizin için düşünülemez, tam tersine daha ciddi bir görünüşten yanasınız. Saç şekliniz rahat ve basit olmalı. Klasik at kuyruğu veya açık taşıyacağınız orta uzunluktaki saç tipi size uygun olur.

Renkleriniz: Bej, kahverengi, bakır rengi veya toprak sarısı gibi toprak tonları sizin elementinize hitap etmektedir. Ayrıca bunları mısır sarısı veya koyu yeşil ile kombine edebilirsiniz.

Makyajınız: Toprak bayanına, özellikle gözleri vurgulayan etkileyici bir makyaj tarzı uymaktadır. Bunun için göz kapaklarınızı koyu kahverengi ile renklendirin. Kaşlarınızın ve göz kapaklarınızın alt kısmına bakır tonunda far uygulayabilirsiniz. Siyah rimel kullanın. Yanaklarınızı pas rengine yakın kahverengi ruj ile vurgulayın. Dudaklar bej tonunda olmalı. Tırnaklarınıza bakır rengine yakın bej oje kullanabilirsiniz.

Değerli taşınız: Safir, alaca akik, Citrin, topaz (sarı yakut).


HAVA ELEMENTİ (İkizler - Terazi - Kova)

İkizler, Terazi veya Kova burçları hava elementinin, yani gökyüzünün burçlarıdır. Bulutlar üzerinde uçmayı ve kendinizi yükseklerde hissetmeyi seversiniz. Geniş bir uygulama alanına ve değişikliğe ihtiyaç duyarsınız. Cildiniz çoğunlukla yumuşak, ince ve genelde hassastır. Bu yüzden de düzenli bakıma ihtiyacı vardır, ancak "bakım" konusu hiç de size göre değildir, çünkü siz daha çok fikirleriniz ve planlarınızla uğraşmayı tercih edersiniz. Ayrıca her zaman güzelliğinize ayıracak zamanınız da yoktur. Değişik olanı sevdiğinizden, kozmetik ürünlerinizi sık sık değiştirirsiniz, yani siz tutkulu bir krem ve parfüm deneyicisinizdir. Yeni ürünler her zaman ilginizi çekmiştir ve genelde araştırmacı olduğunuz için yeni çıkan bir makyaj ürününü veya saç modelini hemen denemelisiniz. Alnınızın açık olduğu saç modelleri size hitap etmektedir. Saç renginizi de çabuk değiştirir ve asimetrik saç kesimlerinden de vazgeçemediğiniz olmuştur.

Renkleriniz: Tüm pastel renkler ve gök mavisi, pembe, açık yeşil gibi serin renkler, hatta limon sarısı havalı ve hafif mizacınıza hitap etmektedir.

Makyajınız: Hava elementinin belirgin ve ince yüz hatlarına, serin tonların kullanıldığı yumuşak bir makyaj stili uymaktadır. Zıtlık yaratması açısından öncelikle göz kapaklarınızın üst kısmına beyaz far uygulayın. Açık pembe tonu ise kaşlarınızın altına doğru kullanabilirsiniz. Göz kapaklarınızı iç kısmından dışına doğru açık mavi ile renklendirin. Mavi göz kalemi kullanın, ancak çizginin ince olması gerekir. Kirpiklerinize de mavi rimel kullanabilirsiniz. Yanaklarınızı, dudaklarınızı ve tırnaklarınızı gül pembesi ile tonlandırın.

Değerli taşınız: Topaz (sarı yakut), beril (gök zümrüt), aquamarin, turmalin taşı, turkuvaz.


SU ELEMENTİ (Yengeç - Akrep - Balık)

İster Yengeç, Akrep veya Balık burcu olun, siz su elementisiniz. Duyarlı ve hassas bir kişiliğiniz var, ki bu da yüz hatlarınıza yansımaktadır. Teniniz genelde çok ince ve cilt yapınız oldukça yumuşaktır. Dış görünüşünüz ve güzellik bakımınız genellikle duygusal atmosferinizle bağlantılıdır. Bu yüzden keyifsiz anlarınızda bile, düzenli bakım uygulamak için çaba göstermelisiniz. Çünkü özellikle bu durumlarda buna ihtiyacınız olacaktır. Biraz daha disiplinli olmak size iyi gelecektir. Keyfinizi canlandırdığı için özellikle parfümlere ve kokulu banyo esanslarına özel bir zaafınız vardır. Ayrıca bu tür banyo keyiflerinde de hayalciliğinize sarılırsınız. Makyaj yaparken, genelde dolgun ve adeta kalemle çizilmiş dudaklarınızı ön plana getirmeyi seversiniz. Saçlarınızın yumuşak ve hafifçe omuzlarınıza düşmesini tercih edersiniz. Oldukça ciddi veya çok kısa saç modelleri hiç size göre değildir.

Renkleriniz: Koyu mavi, turkuvaz veya maviye yakın yeşil, ayrıca siyah ve eflatun sizin elementinize uymakta ve güzelliğinizin altını çizmektedir.

Makyajınız: Duyarlı su bayanına yumuşak tarzda bir makyaj uygundur. Mavi arası yeşil renge zıt olarak öncelikle göz kapaklarınıza beyaz far kullanın ve daha sonra göz kapaklarınızın alt kısmını bu yeşil renk ile gölgelendirin. Kirpiklerinize kahverengi rimel kullanın. Az miktarda şeftali tonu ruj ile yanaklarınızı vurgulayın. Dudaklarınıza ve tırnaklarınıza da şeftali renginde ruj ve oje kullanabilirsiniz.

Değerli taşınız: Zümrüt, opal, ay taşı, ametist

Yaşlanmaya Karşı Önlem Alın...

Birçok insan yüzündeki yaşlanma belirtilerini gördüğü zaman estetiğe yöneliyor. Fakat bilinen o ki insanoğlu için yaşlanmak engellenemez bir gerçek ve geçen her an biraz daha o gerçeğe doğru sürükleniyoruz. Belki geçen zamanı başa alma imkanımız yok ama zamana yenik düşen cildimizi genç tutmak bizim elimizde…
Estetik ve Cerrahi uzmanı Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, 30 yaşından sonra yapılacak bazı estetik işlemlerin yaşlanmayı büyük ölçüde geciktireceğini belirtti.

Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, yaptığı açıklamada, yaşlanmayı geciktiren koruyucu estetik uygulamaların deformasyon oluştuktan sonra yapılan müdahalelere göre çok daha avantajlı olduğunu kaydetti. Deformasyon oluşmadan önce alınan önlemlerin, deformasyondan sonra estetik yaptırma anlayışından daha doğru olduğunu belirten Kışlaoğlu, kırışıklık ve sarkma oluşmadan önlem alındığında yaşlanmaya karşı yürütülen sürecin daha başarılı olacağını ifade etti.

Botoks Mimikleri Terbiye Eder…

Bir koruyucu hekimlik hizmeti olan aşının estetik cerrahide de benzerleri olduğunu vurgulayan Kışlaoğlu; “Bunlardan biri botokstur. Özellikle kötü kullanılan mimikler deformasyon nedenlerinden biridir. Botoks mimikleri terbiye eder, yüzdeki çizgilerin oluşumunu engeller. Çok mimik kullanan kişiler koruyucu estetik önlemi olarak botoks yaptırılabilir.
30 yaşından sonra hücreler arasında bulunan jel azalmaya başlar…
Bir başka koruyucu estetik yöntemi dolgudur. 30 yaşından sonra hücreler arasında bulunan jel azalmaya başlar. 40`lı yaşlarda ise iyice etkisini kaybeder. Yüzümüzün yaşlanmasının nedenlerinden bir tanesi hücreler arası maddenin ve yağ dokusunun erimesi ve yer değiştirmesidir. Bu nedenle 30 yaşından sonra jelin azaldığı yerlere dolgu takviyesi yapılırsa bu çökme büyük ölçüde engellenir” diye açıkladı.

Ciltte Oluşan Lekelere Erken Müdahale…

Kışlaoğlu, 30 yaşından sonra ciltte damarlanma ve lekeler oluştuğuna, bu lekelerin zaman içerisinde koyulaştığına dikkat çekerek, lazer ile cilt gençleştirme uygulamasının yaptırılmasının yararlı olacağını belirtti. Ağrısız, cilt de tahriş ve kızarıklık bırakmayan, tedavi sonrası toparlama süresi gerektirmeyen ve öğle tatilinizde bile yaptırabileceğiniz bir yöntem olan lazer ile yenilenen ciltteki hücreler daha düzgün, daha sıkı ve genç görünen bir yüzey oluşturur. Göz kenarındaki kaz ayakları, alındaki çizgiler, yüzdeki kırışıklıklar ve hafif sarkmalar Nd - Yag lazer ile çok iyi bir şekilde tedavi edilirken cildin yapısına ve kırışıklıkların derinliğine göre 2 hafta arayla 7 seans uygulama yapılmalıdır.

Yanakları Unutmayın…

Son zamanlarda çok popüler bir uygulama olan askılar da özellikle yanağı ağır, sarkmaya meyilli olan kişilerde destek amaçlı koruyucu estetik tedavisi olarak uygulanmaktadır. Prof.Dr. Erol Kışlaoğlu, bu yöntemi kısaca şöyle anlattı:
“Endoskobik orta yüz tedavisinde ince kanüllerle saçlı deriden kısa kesiler girilip alın kaşlar ve orta yüz bölgesi tamamen serbestleştirilerek uygulama sonunda dokular istenilen pozisyona alınır. Bu yöntemin en büyük avantajı aşağıya doğru olan yaşlanma sürecinde yüzün yukarıya asılarak kesin çözüme yaklaşılmasıdır.