2 Aralık 2023 Cumartesi
Kusur dili ve şükür dili
Türkiye'nin Kasım ayında toplam kurulu gücü 2023 Kasım ayı sonu itibariyle 106.047 MW'a ulaşırken, güneş kurulu gücü de 11.245 MW'a yükseldi.
2023 Kasım ayı kurulu güç raporuna göre bilinmesi gereken bazı öne çıkan bilgiler aşağıdaki gibidir:
- Lisanssız güneş kurulu gücü de 9.593 MW’a ulaşırken, lisanslı güneş kurulu gücünde herhangi bir artış olmadı ve 1.652 MW seviyesinde sabit kaldı.
- Rüzgar enerji kurulu gücünde de herhangi bir artış olmadı ve 11.643 MW seviyesinde sabit kaldı.
- Toplam yenilenebilir kurulu gücü de 58.614 MW’a yükseldi.
- Jeotermal kurulu gücü 1.691 MW’a yükseldi.
- Toplam kurulu güçte ilk sırayı yine doğalgaz aldı ve 25.352 MW güce ulaştı.
2023 Kasım Ayı Kurulu Güç Tablosu
| KAYNAK | SANTRAL ADEDİ | KURULU GÜÇ (MW) |
| Akarsu | 611 | 8.311 |
| Asfaltit Kömür | 1 | 405 |
| Atık Isı | 95 | 389 |
| Barajlı | 143 | 23.285 |
| Biyokütle | 384 | 2.050 |
| Doğalgaz | 343 | 25.352 |
| Fuel Oil | 11 | 260 |
| Güneş | 10.916 | 11.245 |
| İthal Kömür | 16 | 10.374 |
| Jeotermal | 63 | 1.691 |
| Linyit | 47 | 10.194 |
| LNG | 1 | 2 |
| Motorin | 1 | 1 |
| Nafta | 1 | 5 |
| Rüzgar | 363 | 11.643 |
| Taşkömür | 4 | 841 |
| Toplam | 13.000 | 106.047 |
TEİAŞ, 2023 Kasım Ayı Kurulu Güç Raporunu Yayınladı
Türkiye Elektrik İletim A.Ş. 2023 yılına ait son kurulu güç raporunu yayınladı. 2023 Kasım Ayı kurulu güç raporuna göre Türkiye 2023 Kasım ayını 106.047 MW kurulu güç ve 13.000 santral ile tamamladı.
2023 Kasım Ayı Kurulu Güç Raporunda Öne Çıkan Bazı Bilgiler aşağıdaki gibidir.
Toplam elektrik kurulu gücü, 106.047 seviyesine ulaşmıştır. Toplam santral sayısı da 13.000 olmuştur.
- Yenilenebilir enerji kurulu gücü de bir önceki aya göre 120 MW artarak 58.613,00 MW‘a yükselirken yenilenebilir santraller toplam kurulu gücün yaklaşık % 55,27’sini oluşturdu.
- Güneş enerji santrallerinin kurulu gücü de 11.245 MW'ye, toplam güneş enerji santral sayısı da 10.916‘a yükseldi.
- Rüzgar enerji santrallerinin de kurulu gücü 11.643 MW oldu.
- Güneş enerji kurulu gücü toplam kurulu gücün % 10,60’nı oluştururken, rüzgar enerji kurulu gücünün toplam kurulu güçteki oranı ise % 10,97 oldu.
- Rüzgar ve güneşin yanında önemli bir yenilenebilir enerji santrali olan biyokütle santral kurulu gücü 2.050 MW oldu
- Toplam kurulu güçte ilk sırada 25.352 MW ile doğalgaz yer alırken, onu 23.285 MW ile barajlı hidroelektrik santralleri takip etti.
- Fosil yakıtlı santrallerin kurulu gücü de 2023 yılı Kasım ayı sonu itibariyle 47.434 MW seviyesinde seyretmektedir toplam kurulu güçteki oranı ise % 44,73‘dür.
- Ayrıca lisanssız güneş enerji santral kurulu gücü 9.593 MW seviyesine ulaşırken, lisanslı GES kurulu gücü ise 1.652 MW’a yükseldi.
1 Aralık 2023 Cuma
Enflasyonda zorlu süreç
Son Para Politikası Kurulu toplantısında alınan kararlar ve Ekim ayına ait ekonomik veriler, Türkiye'nin ekonomik durumunu değerlendirmek adına önemli ipuçları sunuyor. Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 35'ten yüzde 40'a yükseltme kararı aldı. Bu kararın temelinde enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarını sağlama amacı yatıyor. Kurul, mevcut enflasyon baskılarına karşı daha sıkı bir parasal politika izleme kararı almıştır.
Faiz artışları genellikle enflasyonu düşürmeye yönelik bir adım olarak kabul edilir. Yüksek faiz oranları, tüketici harcamalarını kısıtlayarak talep baskısını azaltabilir ve maliyetleri artırarak üretim maliyetlerini dengeleyebilir. Ancak, bu etki zaman içinde görülür ve genellikle kısa vadeli bir süreçtir.
Kasım 2023'te açıklanan güven endeksleri, faiz artışının sektörel düzeyde nasıl bir etki yarattığına dair önemli bilgiler sunuyor. Hizmet sektöründe %2,4 azalma, perakende ticaret sektöründe %1,9 azalma ve inşaat sektöründe %2,2 artış gösterdi. Faiz artışları, genellikle maliyetleri yükseltir ve bu da özellikle tüketim odaklı sektörlerde güvenin azalmasına neden olabilir. Ekim ayında manşet enflasyonun bir miktar gerilemiş olması, Ekim ayı Enflasyon Raporu'ndaki öngörülerle uyumlu bir seyir izlediğini gösteriyor. Ancak, faiz artışının sektörel güven endekslerine olan etkisi, özellikle hizmet ve perakende sektörlerindeki güvenin azaldığını göstermektedir.
Dış finansman koşullarındaki iyileşme, rezervlerdeki artış ve talepteki dengelenme, Türk lirası varlıklara yönelik talebi artırarak döviz kuru istikrarına katkı sağlıyor. Bu durum, para politikasının etkinliğini artırıyor ve ekonomiyi güçlendiriyor. TÜFE, yıllık %61,36 ve aylık %3,43 artış gösterdi. Bu yüksek enflasyon oranları, özellikle lokanta ve oteller gibi ana harcama gruplarında belirgin fiyat artışlarına işaret ediyor. Diğer yandan, konut fiyatlarındaki artış oranı daha düşük seviyede gerçekleşti. İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE, yıllık %67,61 arttı. Bu durum, enerji ve gıda fiyatlarındaki yüksek artışın enflasyonu tetiklediğini gösteriyor.
Para Politikası Kurulu, enflasyonla mücadele kapsamında aldığı kararlarla ekonomiyi dengeleme çabasında. Ancak, ekonominin genel seyri ve güven endekslerindeki düşüşler, ekonomideki belirsizlikleri ortaya koyuyor. Gelecekteki para politikası adımları ve ekonomik reformlar, enflasyonun kontrol altına alınması ve ekonominin sürdürülebilir büyüme yolunda ilerlemesi açısından kritik olacak.
Diğer taraftan 2024'te uygulanacak yeniden değerleme oranının yüzde 58,46 olduğu belirtiliyor. Bu oran, vergi, harç, MTV, araç muayene ücreti, emlak vergisi gibi çeşitli vergileri etkileyecek. Yeniden değerleme oranı, Ekim ayına ait üretici fiyat endeksinin (ÜFE) 12 aylık ortalaması olarak belirlenmiş. Vergi artışlarının enflasyona etkisi, maliyet artışları ve tüketici harcamalarındaki değişimle ilişkilendiriliyor.
Yeniden değerleme oranının vergi, harç, MTV, araç muayene ücreti, emlak vergisi gibi çeşitli vergileri etkileyeceği göz önüne alındığında, bu durumun enflasyon üzerinde bir etkisi olabilir. Ancak, etkiyi değerlendirmek için birkaç faktörü göz önüne almak önemlidir.
Maliyet Artışları ve Fiyatların Yükselmesi: Vergi artışları genellikle maliyetleri doğrudan etkiler. Bu maliyet artışları, işletmelerin üretim maliyetlerini yükseltebilir, bu da nihai ürün ve hizmet fiyatlarında bir artışa neden olabilir. Bu durum, tüketici enflasyonunu olumsuz yönde etkileyebilir.
Tüketici Harcamalarındaki Değişim: Vergi artışları, tüketicilerin harcama alışkanlıklarını etkileyebilir. Özellikle temel tüketim mallarına ve hizmetlere getirilen vergi artışları, tüketicilerin harcamalarını sınırlayabilir, bu da talep azalışına ve fiyatların düşük kalmaya devam etmesine yol açabilir.
Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve İşletmelerin Durumu: Yeniden değerleme oranının belirlenmesinde ÜFE'nin 12 aylık ortalaması dikkate alındığına göre, bu durum özellikle üretim sektöründeki işletmelerin maliyetlerini yansıtabilir. İşletmelerin maliyetleri arttıkça, bunun nihai ürün fiyatlarına yansıma ihtimali yüksektir.
Sonuç olarak enflasyonla mücadelede zorlu bir yıl bizi bekliyor. Bu bağlamda enflasyon gerçekten düşmeye başlamadıkça faiz oranlarında bir düşüş beklemek pek doğru olmaz.
Göbeklitepe Neden Piramitlerden Bile Önemli?
Yunan mitolojik tanrılarından, Hitit ve Sümerler'den hatta meşhur Mısır tanrılarından bile önce şu an anadolu dediğimiz yerde yaşayan insanlar, dini inançlar geliştirmişlerdi. Bu dinin merkezi Şanlıurfa’nın doğusundaki Göbeklitepe denen yerdi.
Kadim Anadolu toprakları sadece günümüzde değil, binlerce yıl öncesinde de birçok topluluğa ve kültüre ev sahipliği yapmıştı.
1995 yılında Alman arkeolog Klaus Schmidt, Şanlıurfa yakınlarında antik bir tapınak keşfetti. Yapılan testler sonucunda yapının yaklaşık 12 bin yıl önce inşa edildiği anlaşıldı. Göbeklitepe, açık ara insanlık tarihinin en eski inşa edilmiş yapısıydı.
Bu keşif, modern zamanın en önemli arkeolojik keşfiydi. Ayrıca bu keşfin tarih ve arkeoloji bilimine ters düşen noktaları vardı ve bilim insanları buraya bakıp kafalarını kaşıyarak düşünmek zorunda kalmışlardı.
Göbeklitepe’nin neden bu kadar önemli olduğuna geçmeden önce, onun ilginç keşfedilme hikayesinden de bahsetmek gerekiyor. 1986 yılında Göbeklitepe arazisinin sahibi Mahmut Yıldız'ın amcası Şafak Yıldız tarlasını sürerken büyük bir taşa denk geldi.
Taşın tarihi bir değere sahip olabileceğini düşünen Şafak Yıldız, taşı alıp Şanlıurfa Müzesi'ne götürdü. Ancak tarih öğretmeni olan o dönemin müze müdürü, taşın sıradan bir kireç taşı olduğunu ve bir değerinin olmadığını söyledi.
Bunun üzerine taş, müzenin deposuna kaldırıldı ve yıllarca kimse tarafından önemsenmedi. Yıl 1992’ye geldiğinde şimdi Atatürk Barajı’nın suları altında kalmış olan antik şehir Nevali Çori’de kazı yapan Alman arkeolog Klaus Schmidt taşı müzede görüp değerli olabileceğini düşündü ve taşın yaşını öğrenebilmek için testler yaptı. Taşın yaklaşık 12 bin yıl öncesine ait olduğunu anlayan Klaus Schmidt, hemen gerekli izinleri alarak tarihin en önemli arkeolojik keşiflerinden biri olan Göbeklitepe kazısını başlattı.
Tarlanın sahibi Mahmut Yıldız da o günden beri kazılara yardımcı oluyor ve kazıyı görmeye gelen tarih meraklılarına rehberlik ediyor.
Göbeklitepe'nin gün ışığına çıkmasını sağlayan ve 20 yıl boyunca kazıyı yürüten arkeolog Klaus Schmidt ise 2014 yılında kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
Peki nedir bu Göbeklitepe?
Göbeklitepe'yi yan yana inşa edilmiş ve 20 futbol sahası büyüklüğünde bir alana yayılan tapınaklar ve toplanma alanı olarak düşünülebiliriz. Yapıyı oluşturan odacıklar daire şeklinde inşa edilen ve taşla örülmüş duvarların arasına yerleştirilmiş yükseklikleri 3 ila 6 metre arasında değişen tek parça taşlardan oluşuyor.
Bu taşların birçoğuna insan ve hayvan figürleri işlenmiş. Ayrıca odaları oluşturan taşların ağırlıkları 60 tona kadar çıkıyor ve bu taşlar üzerlerinde bir de çatı taşıyordu.
Bu kadar ağır taşları hareket ettirmek ve onları doğru açıyla konumlandırmak için basit mühendislik ve mimarlık bilgileri gerekliydi.
Yani binlerce yıl önce Göbeklitepe’yi inşa eden kişiler tarihteki ilk mimarlar, heykeltraşlar ve mühendislerdi ayrıca yaşadıkları çağın çok ötesinde teknik bilgiye sahiplerdi. Geçtiğimiz 25 yıl içinde Göbeklitepe’yi oluşturan yaklaşık 20 bölümden sadece 4 tanesi çıkarıldı ve tamamının çıkarılabilmesi için uzun bir süre daha kazı yapılması gerekiyor.
Peki Göbeklitepe'yi bu kadar önemli kılan şey ne?
Göbeklitepe'yi bu kadar önemli bir keşif haline getiren şeylerden biri de yapımının çok eskiye dayanması. Tapınağın yapılış tarihi 12 bin yıl öncesine yani M.Ö. 10 bin yılına kadar uzanıyor. Taş Devri’nin ve Buzul Çağı'nın bitişine çok yakın bir tarihte inşa edilmiş.
Göbeklitepe, bilinen en eski insan yapıtı olan İngiltere’deki ünlü Stonehenge’den bile 7000 yıl, insanlık tarihinin en önemli yapıtlarından mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha eski.
Hatta Mısır Piramitleri'nin tarihsel olarak günümüze olan uzaklığı, Göbeklitepe'ye olan uzaklığından daha az. Ayrıca yazıyı bulan ve tarihteki ilk uygarlık olan Sümerler'den bile 6000 yıl daha eskiye dayanıyor.
Göbeklitepe'nin bu kadar eskiden yapılmış olması onu diğer tüm antik yapılardan daha önemli hale getiriyor. Örneğin piramitler yapıldığı zaman insanoğlu bronz çağındaydı ve metalden araç gereçler yapabiliyordu.
Bu metal araçlar sayesinde bir şey inşa etmek eski zamanlara göre çok daha kolaydı. Ayrıca Mısırlılar tarım yapıyordu ve yerleşik hayata geçmişlerdi, yani aç kalma ya da barınma gibi dertleri yoktu, bu sayede hayatta kalmaktan başka şeylere daha fazla kafa yorabiliyorlardı.
Bugüne kadar bildiğimiz şekilde tarih ve arkeoloji bilimlerine göre insanoğlu yerleşik hayata geçmeden önce göçebe şekilde avlanarak yaşıyordu ardından tarımın keşfedilmesiyle birlikte insanlar su kenarlarındaki verimli topraklarda tarım yaparak ürettikleri besinleri yemeye başladılar ve yerleşik hayata geçmiş oldular.
Yerleşik hayata geçtikten sonra da kendilerine tapınaklar inşa ettiler ve dini törenler düzenlemeye başladılar.
Ancak Göbeklitepe'yi inşa eden insanlar tarım yapmıyordu, onlar tarımdan bile önce tapınak inşa etmişlerdi ve yerleşik hayata geçmişlerdi, her zaman kabul edilen tarım - yerleşik hayat - din sırasının aslında yanlış olduğu anlaşıldı.
İşte Göbeklitepe'yle birlikte ortaya çıkan bu gerçek şimdiye kadar tarih ve arkeoloji bilimleriyle ilgili bildiklerimizi derinden sarsmaya yetti.
Üstelik şimdilik Göbeklitepe'nin sadece %20’sinin toprak altından çıkarıldığını düşünürsek, tamamı çıkarıldığında çok daha sarsıcı bilgilerle karşılaşmak bizi bekliyor olabilir.