20 Ekim 2016 Perşembe
Elektrikte 125 TL'lik faturaya indirim
Düşen limitlerle birlikte, serbest tüketiciliğe geçen elektrik aboneleri her geçen gün artıyor. Son olarak sayıları 1 milyonu geçen serbest tüketiciler, ulusal tarifeden daha ucuza elektrik tüketebiliyor. Sözleşmeli tarifeye geçiş için ise limit 3600 kWh, yani yaklaşık ayda 125 lira.
1 Ocak 2012 tarihi itibarıyla 42 bin olan serbest tüketici sayısı Ağustos 2016 ayı sonunda 1 milyon 84 bin 411’e çıktı. Serbest tüketici niteliğindeki tüketicilere ait sayaç sayısı 1 Ocak 2012’de 168 bin 235 iken Ağustos 2016 sonu itibarıyla 2 milyon 373 bin 692’e ulaştı.
Aylık limit 125 TL
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) kararı ile serbest tüketici limiti 2016 YILI için 3 bin 600 kWh’a düşürülürken, belirlenen bu limit değere karşılık gelen potansiyel, tüketicilerin yüzde 85.8’i olarak hesaplanıyor.
Yeni belirlenen serbest tüketici limitine göre, aylık elektrik tüketimi 3600 kWh’ın üzerinde olan veya aylık elektrik faturası yaklaşık 120-130 TL mertebesinde ve üzerinde olan tüketicilerin serbest tüketici niteliğini haiz olduğu öngörülüyor.
Serbest tüketici olmak isteyen bir abonenin, öncelikle bir önceki yıl en az 3600 kWh elektrik tüketmiş olması ya da içerisinde bulunulan yıl bu miktarda tüketimi yapacağını taahhüt etmesi gerekiyor. Bu da bir aile için aylık ortalama 125 TL’lik bir faturaya karşılık geliyor.
Sayaçlar sökülmüyor geçmiş borç olmamalı
- Eğer serbest tüketici olma hakkınızı kullanmazsanız sadece bağlı olduğunuz bölgenin görevli tedarik şirketinden elektrik enerjisi satın almak zorunda kalırsınız. Bu nedenle tükettiğiniz elektrik, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından belirlenen tarifeler üzerinden faturalandırılır.
- Elektrik tedarikçisini seçme hakkına sahip olan ‘serbest tüketici’ler ise EPDK ulusal elektrik fiyatları yerine indirimli
(piyasa) fiyatlardan yararlanabiliyor.
(piyasa) fiyatlardan yararlanabiliyor.
- En azından 125 lira aylık fatura ödemek serbest tüketici olmak için ilk şart.
- Bu şartları sağlayan abonenin, hizmet aldığı önceki elektrik şirketine de borcu olmaması gerekiyor.
- Şartları sağlayan abone, elektrik şirketlerinin şartlarını incelerek, sözleşme yapmak istediği elektrik şirketini belirliyor.
- Anlaşma yapılan şirket, aboneye sözleşmeyi gönderdikten sonra iki taraf da sözleşmeyi imza altına alıyor.
- Bu noktadan itibaren serbest tüketiciliğe geçiş başlamış oluyor.
Ev sahibi, kiracı ayrımı yapılmıyor
- Serbest elektrik tüketicisi, ev sahibi olabildiği gibi, kiracı da olabiliyor. Serbest tüketiciliğe geçen abonenin sayacı sökülmüyor.
- Abonenin anlaştığı yeni şirket, hizmetini aynı sayaç üzerinden vermeye devam ediyor. Ancak, yeni sözleşmeyle birlikte faturada yazan şirket ismi de değişiyor.
- Şirketini değiştiren abone, hiçbir elektrik kesintisi yaşamıyor.
- Geçiş işlemlerini genelde yeni şirket yürütüyor. 1-2 ay içinde yeni tarifeye geçiş tamamlanıyor.
- Sabit tarifedeki bir abone, EPDK’nın belirlediği ulusal tarife üzerinden elektrik satın alırken, serbest tüketicinin ödeyeceği fatura, şirketin sunduğu indirim vaadine göre değişiyor.
- İletim, dağıtım ve kayıp Kaçak bedelleri, serbest tüketicilerde de var. Ancak, perakende satış hizmet (PSH) bedeli, serbest tüketim sözleşmesi yapan şirketler için mecburi değil.
- Tarife ücretlendirmesinde herhangi bir değişiklik olduğunda aboneye en az 30 gün önceden e-posta veya SMS ile bilgilendirme yapılıyor.
Dikkat! Bilmediğiniz vergi borcunuz olabilir!
Gelir İdaresi Başkanı (GİB) Adnan Ertürk, vatandaşlara vergi borcu uyarısında bulundu.
Ertürk, vatandaşların farkında olmadan vergi borçlusu olabileceğini belirterek, “Haberinizin olmadığı trafik, askerlik parası, nüfus cezası, seçim cezaları gibi borçlarınız olabilir. Bunları gib.gov.tr’den ya da mobil uygulamadan sorgulatın. Vatandaş genellikle bu tür cezaların farkında olmuyor” dedi. Habertürk'ten Deniz çiçek'in haberine göre Ertürk, vatandaşın, aklına geldikçe ceza sorgulaması yapmasını önerdi. Ertürk, vergi yapılandırması ile güzel fırsatlar sunduklarını belirterek, vatandaşların kaçırmamasını istedi.
‘SÜRE 31 EKİM’DE SONA ERECEK’
Gelir İdaresi Başkanı Ertürk, bir grup gazeteciye vergi yapılandırmasına yönelik değerlendirmede bulundu. Ertürk, 31 Ekim’de vergi borçları için yapılandırma süresinin dolacağını belirterek, “Süre uzatımı olmayacakmış gibi vatandaş hassas olsun” ifadesini kullandı. Bu yapılandırmada, korkutma ya da zoraki yönlendirme gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirten Ertürk, “Mükellefler, vatandaşlar gönül rızası ile katılmalı, başvurmalı. Onlara şunu diyemeyiz: ‘İdare kapasitesi gelişti, çok daha etkili şekilde vergi ziyanına sebep olacak iş ve işlemleri takip ediyoruz, kanunla kendinizi koruma altına alın’. Vatandaş kararı kendisi versin. Güzel fırsatlar var kanunda. Kaçırmayın” dedi.
‘VARLIK BARIŞI İÇİN KAMPANYA DÜZENLENECEK’
Ertürk, Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) ve trafik cezası borçlarında yüksek sayıda başvuru aldıklarını söyledi. Ertürk, vergi borçlarına yönelik sürecin ardından da kasım-aralık döneminde Varlık Barışı’nın tanıtımı için yoğun bir kampanya yürüteceklerini, son başvuru tarihinin 31 Aralık olduğunu ifade etti. Ertürk, peşin ödemenin de avantajlı olacağına dikkat çekerek, “Bu avantajın iyi değerlendirilmesini sayın mükelleflerimizden ve vatandaşlarımızdan şiddetle bekliyoruz. Onları kanundan peşin ödeme hükümlerinden yararlanmaya davet ediyoruz” dedi.
Devlet, gelecek 3 yıllık dönemde toplam 343.1 milyar liralık vergiden, istisna, muafiyet ve indirim yoluyla vazgeçecek. Maliye Bakanlığı’nın Vergi Harcamaları Raporu’na göre çeşitli kanunlarda yer alan vergi indirimi, istisna ve muafiyetler nedeniyle bu yıl 90 milyar 660 milyon liralık vergi tahsil edilmeyecek. Devlet 2018 yılında 114 milyar 264 milyon liralık, 2019 yılında da 126 milyar 584 milyon liralık vergiden vazgeçecek. Bu şekilde gelecek 3 yıl, vergi indirimi istisnaları ve muafiyetler nedeniyle toplam 343 milyar 64 milyon liralık vergi tahsilatında bulunulmayacak. Vazgeçilen vergilerin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYH) oranı ise 2017 ve 2018’de yüzde 4.25, 2019 yılında da yüzde 4.24 olacak.
Vergi borcu sorgulamanızı bu linkten yapabilirsiniz.
http://www.gib.gov.tr/
http://www.gib.gov.tr/
Suudi Arabistan'ın tarihinde bir ilk
Dünyanın en büyük petrol üreticisi ülkelerinden Suudi Arabistan, 17.5 milyar dolar ile piyasalarda gerçekleşen tarihin en büyük borçlanmasını yaptı.
Suudi Arabistan, petrol fiyatlarındaki düşüşten kaynaklanan bütçe açıklarını kapatabilmek için, uluslararası piyasalarda 17.5 milyar dolarlık devlet tahvili satarak borçlandı.
Piyasa işlemcileri, petrol devinin tarihi borçlanmasına, arzın dört katı talep geldiğine dikkat çektiler. Piyasa yorumcuları, dev borçlanmaya gelen büyük talebin, küresel düzeyde faizlerin çok düşük olmasından kaynaklandığını vurguladılar.
27 Ocak 2016 Çarşamba
Madenlerde 755 milyon ton atık oluştu
Maden işletmelerinde 2014'te 755 milyon ton atık oluştu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yılına
ilişkin Maden İşletmeleri Su, Atıksu ve Atık İstatistikleri'ni açıkladı.
Buna göre, maden işletmeleri söz konusu dönemde 220 milyon
metreküp su çekti. Çekilen suyun yüzde 54,7'si kuyu, yüzde 25,4'ü deniz ve
kaynak, yüzde 6,7'si ocak içi su, yüzde 4,2'si akarsu, yüzde 2,3'ü göl-gölet ve
yüzde 6,7'si diğer su kaynaklarından sağlandı.
Maden işletmeleri tarafından deşarj edilen toplam 139
milyon metreküp atık suyun yüzde 73,4'ü denize, göle veya akarsuya, yüzde 8,9'u
atık barajına, yüzde 6,8'i ocak içine, yüzde 3,5'i araziye, yüzde 2,9'u
foseptiğe ve yüzde 4,5'i diğer alıcı ortamlara boşaltıldı.
Anket kapsamında bulunan maden işletmeleri tarafından 24
milyon metreküp atık su arıtıldı. Arıtılan atık suyun yüzde 92,7'sine fiziksel
ya da kimyasal arıtma, yüzde 7,3'üne ise biyolojik arıtma uygulandı.
Maden işletmelerinde 755 milyon ton atık oluştu. Atığın
yüzde 99,7'sini mineral atıklardan kaynaklandı. Mineral atıkların ise yüzde
99,7'sinin dekapaj malzemesi/pasa olduğu belirlendi.
Toplam atığın yüzde 73,9'u pasa veya düzenli depolama
sahalarında bertaraf edildi, yüzde 18,2'si ocak içine döküldü, yüzde 6,8'i
maden sahalarının doğaya yeniden kazandırılması amacıyla kullanıldı, yüzde
1,1'i ise diğer yöntemlerle geri kazanıldı ya da bertaraf edildi.
26 Ocak 2016 Salı
Putin ve Petrol
Evet, düşen petrol fiyatları Putine yavaş yavaş diz
çöktürüyor. Ruble çöpe döndü, enflasyon uçtu, borçlar tıkandı, ambargolar
sebebi ile kıtlık ve pahalılık halkın boğazını sıkıyor. Rus hükümeti bütçe
kısıntısına gideceğini açıkladı. Suriye’yi de tek başına yutamayacağını anladı.
Şimdi Putinin düşüşü hızlanır hatta daha önce de yazdığımız gibi bir darbe ile
indirilebilir bile.
Rusya’nın petrol maliyeti 28 dolar olarak biliniyor.
Petrol şu an 30 doların altına indi bile. Üstelik Amerika ve Batı, petrol çıkartmada
ileri teknolojiye sahip dev şirketlerini Rusya’dan çektiler. Artık Rusya hem
daha fazla üretim yapamaz hem de bu maliyetlerde üretemez. Daha pahalı üretmek
zorunda kalır. Putinin hesabı Asya petrol yollarını nasıl olsa ben tutuyorum,
Suriye’ye girip Orta Doğu petrol yollarını da tutayım ve karşı atağa geçeyim
demişti ama öyle olmadı.
Amerika’da kaya gazı üzerine bir mühendis çok önemli bir
teknolojik buluşa imza attı ve kaya gazı, petrolün pabucunu tavana attı.
Üstelik bir de hibrid otomobiller ve hidrojen enerjisinin kullanıma girmesi
petrolü resmen tahtından indirdi. Bye bye petrol, bye bye Putin ve Rusya
sevinci, bye bye Arap petro-dolarları. Ciddi araştırmacılar Rusya’nın 1
yıl içinde, Arabistan’ın ise 5 yıl içinde iflas edeceğini tahmin ediyorlar.
Buna ben de katılıyorum. Çünkü “C-economies” dediğimiz yani karbona, petrole
bağlı tek kaynaklı bu ekonomiler bu şartlar altında çökerler. İlk başta hepimiz
petrol oyununu siyasi bir baskı aracı olarak düşünmüştür. Batı petrol
fiyatlarını İran, Rusya ve Chavezin Venezuellası gibi huysuz çocukları terbiye
etmek için kasten düşürüyor diye düşünmüştük ama çok geçmeden gerçeğin bundan
daha farklı ve daha acı olduğu anlaşıldı.
Şöyle ki:
1- Amerika’da kaya gazının yeni bir teknoloji ile çok
ucuza üretilmeye başlaması ve çok zengin kaya gazı rezervlerinin keşfedilmesi.
2-Hidrojen gazının artık fiilen başta hibrid arabalar
olmak üzere hizmete girmesi. Düşünün ki okyanuslar H2O yani su ile dolu yani
hidrojenle ve oksijenle dolu. Her iki gaz da yanıcıdır ve enerji kaynağıdır.
Hidrojen gazı likit yada gaz halinde iken patlar ve büyük bir enerji, yangın ve
tehlike ortaya çıkar. Ancak hidrojen tıpkı süngere su emdirir gibi boraksa yani
bora emdirilirse patlama olmaz. Bor hidrojeni tutar ve yavaş yavaş sisteme
verir. Bor madeninin enerjideki önemi buradan kaynaklanıyor. Yoksa kendisi bir
enerji kaynağı değildir. Dünya bor rezervlerinin ise yüzde 75 i Türkiye’dedir.
Türkiye topraklarının bu gün aç gözlülerin çılgın bakışları altında olması işte
bundandır. Bölme ve parçalama rüyaları işte bu yüzdendir. Osmanlıyı da Orta
Doğunun petrol yatakları yüzünden parçalamışlardı, anımsayalım. Bir başka
önemli nokta ise güneş, rüzgar, jeotermal gibi yeşil enerjiler yani çevre dostu
enerjiler verim ve rezerv olarak dünyaya yetecek düzeyde değildir. Güneş
enerjisi çok ağırlıklı gözükmesine rağmen verimi düşüktür ve bugünkü teknoloji
ile nerdeyse tüm yer yüzünü güneş panelleri ile kaplamak gibi bir sıkıntı ile
yüz yüzeyiz. Bu mümkün olmayan bir şeydir. Nükleer ise malumunuz büyük bir güvenlik
sorunu ve baş belası bir yöntemdir. Soğuk füzyon yani radyasyon tehlikesi
taşımayan nükleer enerji, çekirdek enerjisi olayı ise henüz tam bir neticeye
ulaşamadı. Kaderi de tam net değil. O zaman en güvenilir ve en zengin enerji
hidrojen olarak ortaya çıkıyor ve yanı başında da bor madenini önemli bir
partner olarak taşıyor.
3- İşte bütün bu gerçeklerin tahtında Amerika, stratejik
ürün diye yıllardır yer altına depolayıp sakladığı petrollerini kapaklarını
açıp satmaya başladı. Gün bugün elde petrol adına ne varsa devri ve modası
bitmeden ekonomik değeri tükenmeden dünya piyasalarına sürelim dediler ve bunun
için Kongreden karar çıkardılar. İşte petrol fiyatları bu yüzden düşen uçak gibi
yere çakılıyor. Öyle ki birçok petrol iktisatçısı yakında 10 dolar seviyesini
bile görebileceğimizi söylüyor.
Düşen petrol fiyatları bizim gibi, Çin gibi, Japonya,
Almanya gibi net petrol ithalatçısı ülkelere pozitif yansır ve üstüne bizim bor
da kıymete binerse muhteşem bir dönem bizi bekliyor diyebiliriz. Türkiye’nin ileri
gelen düşünürleri, akademisyenleri, iş adamları, sendikaları, STO’ları,
Üniversiteleri günlük palyatif olayları tartışmak yerine bu tür stratejik ve
uzak görüşlü, vizyoner projelere ve düşüncelere eğilmelidirler. Basın yayın
organları, Tv’ler boş kümeler yerine bu tür özgül ağırlığı yüksek mevzuları
tartışmalı ve konuşmalıdır.
Saygılarımla…
B.O.R.A
28 Temmuz 2015 Salı
Stresinizi Yiyerek Azaltın!
Evet, yanlış okumadınız. Stresinizi doğru besinleri yiyerek azaltabilirsiniz… Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Karacanoğlu'ndan sağlıklı beslenirken stresten de nasıl korunabileceğinizi öğrendik.
Kompleks KarbonhidratlarTüm karbonhidratlar mutluluk kaynağı olan serotonin salgılamamızı sağlar. Kendinizi iyi hissetmek için daha yavaş sindirilen tam tahıllı kahvaltı gevrekleri, yulaf ezmesi gibi kompleks karbonhidratları seçin. Bu tür karbonhidratlar kan şekeri düzeyinizi korurken kendinizi de dengeli hissetmenizi sağlar.
PortakalC vitamini içeriği yüksek olan portakal bağışıklık sisteminizi güçlendirirken; stres hormonlarının seviyesini de frenleyebilir. Yapılan araştırmalara göre stresli bir görev öncesi C vitamini alan bireylerde yüksek kan basıncı, kan basıncı ve kortizol (stres hormonu) düzeylerinin daha hızlı normale döndüğü görülmüştür.
IspanakMagnezyum deposu olan ıspanak stresin baş ağrısı, yorgunluk gibi etkilerini azaltır.
Yağlı BalıkStresinizi kontrol altında tutmak için yağlı balıklarla arkadaş olun. Somon ve ton balığı gibi balıklarda bulunan Omega-3 yağ asitleri, stres hormonları artışını önlerken; kalp hastalığı, depresyon gibi duygudurum bozukluklarına karşı da korunmanıza yardımcı olabilir. Kendinizi iyi hissetmek istiyorsanız haftada en az iki kez yağlı balık tüketin.
Siyah ÇaySiyah çay içmeniz stresli olaylardan daha hızlı kurtulmanıza yardımcı olabilir. İki ayrı grup üzerinde yapılan bir çalışmada 6 hafta boyunca ilk gruba başka bir içecek, ikinci gruba ise günde 4 bardak çay içirilmiş. 6 hafta sonunda iki grupta yer alan insanlar karşılaştırıldığında stresli durumlar söz konusu olduğunda çay içenlerin daha sakin hissettiği ve stresli durumlar sonrasında stres hormonu kortizol düzeylerinin düşük olduğu görülmüş. Stres söz konusu olduğunda, kahve, kafein stres hormonlarını artırarak kan basıncını yükseltebilir.
Antep fıstığıAntep fıstığı, yanı sıra diğer fındık ve tohumlar, sağlıklı yağlar için iyi kaynaklardır. Her gün bir avuç antep fıstığı, ceviz, badem gibi sağlıklı kuruyemişlerin tüketimi diyabet riskini azaltır, kolesterolü düşürmeye yardımcı olur ve stresin etkilerini azaltır.
AvokadoYüksek kan basıncı azaltmak için en iyi yollarından biri yeterli potasyum almaktır. Yarım avakado ya da bir orta boy muzda da fazlasıyla potasyum vardır.
BademBadem içerdiği E ve B vitaminleriyle stres nöbetleri sırasında rahatlamanızı sağlarken bağışıklık sisteminizi de destekleyen iyi bir stres azaltıcı olabilir.
Ham Sebzeler
Çıtır çiğ sebzeler tamamen mekanik bir şekilde stresi hafifletmeye yardımcı olabilir. Kereviz veya havuç çene kaslarınızı çalıştırırken gerginliğinizi de azaltabilir.
Çıtır çiğ sebzeler tamamen mekanik bir şekilde stresi hafifletmeye yardımcı olabilir. Kereviz veya havuç çene kaslarınızı çalıştırırken gerginliğinizi de azaltabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)